KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Samsun Şube Başkanı Arzu Topaloğlu, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Samsun Şube Başkanı Rüstem Kara, Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Samsun 1 No'lu Şube Başkanı Hamdi Yıldız, yüz yüze eğitime geçmeye hazırlanan Türkiye’deki eğitim durumu hakkında Gazete Gerçek’e açıklamalarda bulundu. Sendika başkanları, eğitimde eşitsizliğe dikkati çekerken, öğretmenlerin haklarının hiçe sayıldığını söyledi. Hükümete eğitimcilerin yaşadıkları hak mahrumiyetinin giderilmesi yönünde çağrı yapan sendika başkanları, pandemi sürecinin okul idareleri bırakılmadan devlet desteği ile yönetilmesi gerektiğini kaydetti.
12 EKİMDE 2,3,4’LER DE EĞİTİME BAŞLIYOR
Türkiye’de pandemi süreci devam ederken, eğitim-öğretimde ikinci aşama geçiliyor. Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk, yüz yüze eğitime aşamalı geçişte alınan yeni kararlarla ilgili açıklama yaptı. Bakan Selçuk, 12 Ekim Pazartesi günü ilkokul 1'inci sınıflarla birlikte, 2, 3, 4; ortaokul 8'inci sınıf ve lise 12'nci sınıfların, köy okullarının ve özel gereksinimi olan öğrencilerin de yüz yüze eğitime başlayacağını duyurdu. Bu aşamada isteyenin çocuklarını okula göndereceğini, istemeyenlere ise esneklik tanınacağını ancak velisi tarafından okula gönderilmeyen öğrenci uzaktan eğitime devam edeceğini söyledi.
GEREKİRSE CUMARTESİ GÜNÜ DE DERS OLACAK
Bilim Kurulu’nun tavsiye kararlarıyla, okulda kalış sürelerinin kısaltılacağını, köy okullarının ilkokul ve ortaokul olmak üzere açılacağını, 500 bin öğrenciye tablet dağıtılacağını, uzaktan eğitim sürecinin yine yüz yüze eğitimle eş zamanlı olarak devam edeceğini, gerekirse cumartesi gününe de yüz yüze eğitim konulabileceğini söyledi.
KARA’DAN SABAHÇI, ÖĞLENCİ, AKŞAMCI ÖNERİSİ
Eğitim-İş Samsun Şube Başkanı Rüstem Kara, “Ülkemizde ilkokul 1’inci sınıflar zaten eğitime hali hazırda devam ediyor. Dolayısıyla eğitim-öğretimle ilgili bazı taleplerimiz gündeme geldi. Bunların en önemlisi seyreltilmiş sınıf modeliydi. Milli Eğitim Bakanlığı, bu şekilde ders ortamını sağlayabilirse, hem öğrenci hem de öğretmelerimiz açısından söz konusu model çok faydalı olacaktır. Çok eskiden Türkiye’de okul yokluğundan dolayı, ‘sabahçı’, ‘öğlenci' ve ‘akşamcı’ şeklinde derslere giriliyordu. Bugün de korona virüsü pandemisi nedeniyle bu modele geçilmesi daha sağlıklı olacaktır. Sabah, öğle, akşam okullara gidilerek seyreltilmiş sınıflarda eğitim alınması fayda sağlayacaktır” diye konuştu.
‘HES KODU VE ATEŞ ÖLÇERLER YETERLİ OLMAZ’
Pandemiyle mücadele noktasında okullara girişlerde getirilen HES kodu zorunluluğunun yetersiz kalacağını ifade eden Başkan Kara, “Pandemiyle mücadeleye ilişkin tedbirlerimiz var, alınıyor. Ancak bu tedbirlerin yetersiz olduğunu düşünüyoruz. HES kodunun yanı sıra okullara giriş yapan herkesin sağlık taramasından geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Elbette ateş ölçümü yapılacak ancak bu da HES kodu gibi yetersiz kalacak. Okullarda idarecilerin tespit ettikleri herhangi bir bireye anında müdahale edilecek bir sistemin kurulması gerekmektedir. Tabii ki her okula bir sağlık birimi gönderilemez ancak kurulacak birimlerin sisteminin herhangi bir olumsuzluğa anında müdahale edecek şekilde oluşturulması gerekiyor. Bu programın yaratılması gerekiyor” şeklinde konuştu.
'ÖĞRETMENLERİMİZ İÇİN ADALET İSTİYORUZ’
Diğer yandan öğretmenlerin problemlerine değinen Başkan Kara, “Son dönemde öğretmenlerin alındıkları, rahatsız oldukları ve psikolojik travma yaşadıkları bir süreçten geçiyoruz. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un söylemleri ve aynı zamanda çıkartılan genelgeler, öğretmenleri olumsuz yönde etkilemektedir. Açıklamaların, ‘genelgelerle ders ücretlerinizi nasıl keseriz’ anlamına gelen bir yaklaşımla değil, ‘kamuda düşük maaşlarla çalışıyorlar, öğretmenlerin tek ek gelirleri ek ders ücretleridir’ anlamı taşıyan bir yaklaşımla yapılması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanımızın ders ücretlerini sorun yapıp moral bozmaması gerekmektedir. Hiçbir bakanlığımız kendi memurlarıyla ilgili tedbir almazken, bizim bakanımızın bunu konu bile etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Okulların açılmasına kesinlikle katılıyoruz ancak öğretmenlerimizin aldıkları maaşların, pandemi sürecinde kesilmeleri son derece yanlıştır. Bu konunun acilen düzeltilmesi lazımdır. Her öğretmenimizin tam ücret alması gerekmektedir. Sonrasında öğretmenlerimizden fedakarlık beklenmelidir. Eşit şartlar sağlandığında öğretmenlerimiz, fedakarlıklarını zaten yapar ve hatta derse 35 saat de girerler. Kısacası, öğretmenlerimiz için adalet istiyoruz” dedi.
‘SAMSUN’DA 35 BİN ÖĞRENCİ EĞİTİM ALAMADI’
Eğitim-Bir-Sen Samsun 1 No'lu Şube Başkanı Hamdi Yıldız ise, “Uzaktan eğitim, teknik anlamda altyapı eksiklikleri olan ülkemizde öğrencilerimiz arasında ciddi bir şekilde fırsat eşitsizliği yaratmıştır. Samsun’dan örnek vermek gerekirse; kentimizde 2 bin 200 ailenin evinde televizyon olmadığı 35 bin öğrencinin internet altyapısı ve teknolojiye ulaşamamasından dolayı uzaktan öğretim alamadıklarını biliyoruz. Kısacası teknolojiye erişim noktasında problem yaşayan öğrencilerimiz, bu eğitimi alma noktasında güçlük çekmiştir. Eğitimden mahrum kalmışlardır. Dolayısıyla yüz yüze eğitimin başlamasını kesinlikle olumlu buluyoruz ancak bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulların açılmasıyla beraber ciddi anlamda üst düzeyde tedbirler alması gerekiyor” diye konuştu.
YILDIZ: MEB TEMİZLİĞE CİDDİ BİR BÜTÇE AYIRMALIDIR
TYP personeli alım sayısının artırılması, okullardaki temizlik ve hijyen noktasındaki kurallara riayet açısından öğretmen ve hizmetli alımların sayısının artırılması gerektiğini söyleyen Başkan Yıldız, “Her şeyden önemlisi, okul aile birliklerinin bütçelerinin tam takır olduğu dönemdeyiz. Burada bakanlığın hızlı bir şekilde okul bütçesini oluşturup, yeterli bütçeyle hijyen ürünlerini sağlaması gerekiyor. Bakın biz alanda ve sahadayız, geçtiğimiz günlerde bakanlıktan Samsun’a 60 bin TL’lik bütçe geldi. Bu bir ilçeye bile yeterli olmayacak rakamdır. Burada ciddi bir bütçenin temizliğe yönelik oluşturulması, okulların ve idarecilerin rahatlatılması gerekiyor. Yöneticiler sponsorlar bularak kendi imkanlarıyla temizlik ürünlerini temin etmeye çalışıyor. Ancak bu mücadele maalesef görülmüyor. Bunların fark edilmesi lazım. MEB’in özellikle okulların bütçesini ciddi anlamda desteklemesi gerekiyor. Temizlik ürünleriyle ilgili bazı okullarımızın eksikliklerin hızlı bir şeklinde giderilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
'GEÇ KALINMIŞ BİR ADIM OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ’
“2., 3., 4., 8. ve 12 sınıfların yüz yüze eğitime başlamaları olumlu adımdır” diyen Başkan Hamdi Yıldız, “Seyreltilmiş olarak eğitimin sürdürülebilmesi kararını şu an için olumlu buluyoruz. Bunu aslında daha önce atılması gereken bir adım olarak değerlendiriyoruz ve bundan sonraki süreçte de tüm sınıflar için bu programın uygulanmasını bekliyoruz. Bu şu demek değil; ‘biz okulları açtık herkes başının çaresine baksın.’ Yüz yüze eğitim süreci, bize ileriye dönük sıkıntılar çıkarabilir. Süreç okul idarecilerinin inisiyatifine bırakılarak yönetilmeye kalkılmamalıdır. Buna yönelik tedbirlerin bakanlık tarafından da alınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
‘BİZİM İHTİYACIMIZ SADECE TABLET DEĞİLDİR’
500 bin tablet dağıtımıyla ilgili değerlendirme yapan Başkan Yıldız, “Tablet ve bilgisayar noktasında, ciddi kampanyalar ve yardımlaşmalar yapıldı. Ancak bizim ihtiyacımız sadece tablet değildir. EBA’nın altyapısının yetersiz kaldığı herkesçe malumdur. Buradaki yük öğretmenin üzerine bindirilmektedir. Bu konuda yaşanan sıkıntıların da giderilmesi gerekiyor. Bu işin paydaşları ile istişare edilmesi, doğru kararlar alınmasına yardımcı olacaktır. Velilere verilen serbestlik inisiyatifi de doğru bir adımdır ancak bu zaman içerisinde tedbirler alındığında güven ortamı oluştuğunda ortadan kalkacaktır. Veliler çocuklarını güvenle okullara gönderecekler ve uzaktan eğitime gerek kalmayacaktır” dedi.
TOPALOĞLU: EŞİTLİK İSTİYORUZ
Eğitim Sen Samsun Şube Başkanı Arzu Topaloğlu, “Eğitim-Sen olarak, pandemi sürecinin en başından beri yüz yüze eğitimin koşullarının titizlikle başlatılması yönünde fikirlerimizi savunduk. Eğitim paydaşlarının haklarından mahrum edilmemesi, herkesin ulaşabileceği eşit ve bilimsel ancak diğer yandan sağlık hakkıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledik. Zorlu bir süreç geçiriyoruz, bu sürecin sağlıklı atlamamız için eşitlikçi olmamız gerekiyor. 12 Ekim’de öğrencilerimizle buluşacağız. Bu bizi oldukça sevindiriyor ve heyecanlandırıyor ancak uzaktan eğitimde eşit olmayan koşullar yüzünden birçok öğrencimizin mağdur olduğunu gördük. Engelli çocuklarımızın da eğitimden mahrum kaldıklarını gördük. Pandemi sürecinde, ülkemizde var olan eğitim eşitsizliği herkesin gözü önüne döküldü. Bu defa eğitim eşitsizliğini, herkes gözleriyle gördü. Ayrıca, pandemi verileriyle ilgili tartışmalar ve rakamların gereği yansıtmadığına dair çelişkiler varken, yüz yüze eğitime geçilmesi ‘Okullar, ortaya çıkan eğitim eşitsizliği için mi açılıyor?’ şeklindeki soruları aklımıza getiriyor” diye konuştu.
‘VELİLERE VERİLEN SERBESTLİK DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR’
“Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin sağlık güvenliği nasıl sağlanacak? Rutin kovid-19 testleri yapılacak mı? Çocuklarımızın okullara ulaşımında görev yapacak servis görevlileriyle ilgili önlemler alınacak mı? Anne-babalar, çocukları evlere döndüğünde okuldan bulaş riskiyle karşı karşıya kalacaklar mı? Sadece HES kodu, ateş ölme ve maske takarak pandemi tehlikesi önlenebilecek mi?” diye soran Başkan Topaloğlu, “Burada tüm sorumluluk ‘zorunlu değil’ diyerek, bir yandan veliye de bırakılmış durumda. Vatandaşlarının sağlık ve güvenliğini sağlamak, devletin en öncelikli unsurudur. Tüm vatandaşlar arasındaki eşitliği sağlamak devletin asli görevidir. Kısacası bu inisiyatif ibaresi düşündürücü bir ibaredir” şeklinde konuştu.
‘ÖĞRETMENİN MESAİ TANIMI YERLE YEKSAN OLDU’
Başkan Topaloğlu, “Bakanlık salgının tüm yükünü eğitim camiasının ve öğrencilerin üzerine atmıştır. Hem uzaktan eğitim, hem de yüz yüze eğitim gerçekleşecek. Öncesinde öğretmenlerimizin mesai tanımları vardı ancak bu artık yerle yeksan oldu. Tanımlanan ders saatleri, uzaktan eğitim, ders tanımlamaları, aile bütünlüğü, özel hayat ve dinlenmeye ayrılacak zamanla ilgili eğitimcileri de bunaltıyor. 8 ve 12’inci sınıflar öğrencime başlayacak ancak bu çocuklarımızın eşit eğitim aldıklarını düşünmüyoruz. Eşitmiş gibi yerleştirme sınavlarına girecekler. İnterneti olmayan, eğitime erişme aracı olamayan öğrenci ile eğitime ulaşımda aracı olan öğrenci ile aynı sınava girecek. Bu ciddi anlamda eşitsizlik yaratıyor” ifadelerini kullandı.
‘ÖĞRETMENLERİN HAKLARI GENELGELERLE TIRPANLANIYOR’
“Öğretmenlerimiz, uzaktan eğitim araçlarının yetersizliği yüzünden ek dersini dolduramıyor” diyen Başkan Topaloğlu, şöyle devam etti: “At yapısı güçlendirilmemiş eğitim platformlarından eğitim yapmak başlı başına sıkıntıdır. Öğrencilerinin eğitime ulaşması için her şeyi göze almış öğretmenlerimiz, ‘hiçbir şey yapmadan ücret talep ediyorum’ gibi lanse edildi. Öğretmenlik vicdan mesleğidir, hakkı ödenebilecek meslek değildir. Eğitim emekçilerimizin kazanılmış hakların ciddi bir erozyona uğradığını, sürekli olarak genelgelerle tırpanlama haline gidildiğini görüyoruz. Bundan rahatsız oluyoruz. Bu konuyla ilgili Eğitim-Sen Genel Merkezi olarak yargıya da başvurduk. Eğitim emekçilerinin haklarının görmezden gelinmesine karşıyız.”
Tolga BİRGÜCÜ
Yorumlar
Kalan Karakter: