Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle, orta okul ve liselerde ibadethaneyi zorunlu hale getirip imam hatip okullarını da vakıf çalışmalarına açması siyasetçilerden, eğitim sendikalarına kadar birçok kesimin tepkisine neden oldu ve tartışmalar başladı. Resmi Gazete’de yayımlanan bir değişiklikle eski yönetmelikteki 'Talep olması halinde ibadet ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mekan ayrılabilir’ ifadesi çıkarılarak yerine 'Okulda, ibadet ihtiyacı için doğal aydınlatmalı uygun mekan ayrılır’ hükmü konuldu. Ayrıca, imam hatip liselerine, mesleki uygulamalarla ilgili sivil kurumlarla işbirliği şartı getirildi. Bu hükümde 'Anadolu imam hatip liselerinde eğitim ve öğretim yılı süresince; imamlık, hatiplik, vaizlik, müezzinlik, Kuran kursu öğreticiliği ve benzeri mesleki uygulamaya yönelik eğitimler, ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde yürütülür’ denildi.
BAKAN AVCI: ZORUNLU DEĞİL
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, tepkilere karşı 'Birçok okulda öğretmen ve isteyen öğrencilerin ibadet edebilmeleri için ayrılan yerler var ancak bunlar genellikle bodrum katlarında, ibadete uygun olmayan yerlerde bulunuyor. Onu netleştirmek için yönetmeliğimizde ‘gün ışığı alabilir yerlerde’ bunların açılması gerektiğini vurguladık. Açılabilir diyoruz; ihtiyaç olan yerlerde açılabilir. Ama ibadet zorunlu değil’ dese de tartışmalar çoktan başladı bile. Konuyla ilgili siyaset ve eğitim çevrelerinin tepkisi büyük olurken özellikle eğitim sendikalrından MEB'e sert eleştiriler geldi. İşte siyaset ve eğitim sendikalarının tepkileri:
NAMAZA GİTMEYENE BASKI
İhsan Kalkavan (CHP Samsun Milletvekili): "Oraya ibadethaneyi koyduğun zaman namaza gitmeyen çocuğa baskı uygulanacak. Tıpkı Kuran dersini almayan çocuk üzerinde uygulanan baskı gibi. Türkiye’nin belli bölgeleri, çok sınırlı alanlar dışında bütün ülkede yaygın bir uygulama olacak. Okulların cami gibi telakki edildiği, eğitimin tamamen din eksenine kaydırıldığı ve eğitime dini ve siyasi vakıfların müdahale etmesinin meşrulaştırıldığı bir çözülme süreciyle karşı karşıyayız."
KARARI DÜZELTSİNLER
İsmail Yavuz (Eğitim-Sen Samsun Şube Başkanı): 'Eğitim kurumları içine ibadethane açmak demek, farklı din ve mezheplere sahip öğrenciler arasında oluşacak ayrımcı ve dışlayıcı tutumları bizzat devlet eliyle artırmak, bunun üzerinden yeni gerginlik alanları ve kamplaşmalar yaratılması anlamına geliyor. MEB’in ‘eğitime bütçe, okullara yeterli ödenek’ ayırarak gerekli altyapı yatırımları yapması gerekirken ve eğitimin çözüm bekleyen o kadar sorunu varken, sırf siyasi propaganda amacıyla liselerde ‘ibadethane’ açılmasını zorunlu tutması, öğrenciler, öğretmenler ve personel arasında ‘ibadet yapanlar-yapmayanlar’ üzerinden yeni bir bölünme yaratacak, okullar birer eğitim kurumu olmaktan tamamen çıkacaktır. Böyle bir uygulamanın öğrencilere ve eğitim emekçilerine yönelik dini ve siyasi fişlemeleri, hatta baskıcı ve ayrımcı uygulamaları artırması kaçınılmazdır. Bu uygulama ile bilimsel, laik ve demokratik eğitim sürecinden kopmuş olacak. İbadethanenin görevi ayrı, okulun görevi ayrı. Okulun ibadethaneye dönüştürülmesi kabul edilemez. Karar, okullarda eğitim barışını bozacak, birçok tartışmaya neden olacak bir tartışma. Konuyu hukuki boyutlarıyla da ele alacağız. En önemli muhatabımız bakanlık ve hükümet. Öncelikle onların bu kararı düzeltmesini talep ediyoruz."
DİNDAR VE KİNDAR NESİL YARATMA HEDEFİ
Rüstem Kara(Eğitim İş Samsun Şube Başkanı): 'Okullarda ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına uygun olarak ibadethane açılmasının zorunlu hale getirilmesi, 4+4+4 düzenlemesi ile amaçlanan 'dindar ve kindar nesil’ yaratma hedefinin son uygulamasıdır. Kindar nesil projesini her türlü hukuki, vicdani ve etik kuralı ayaklar altına alarak yaşama geçirmeye çalışan siyasal iktidar, çağdaşlaşmanın temeli olan eğitimi, kendi ideolojik amaçları doğrultusunda biçimlendirmeye çalışmaktadır. Geçtiğimiz yıl, seçmeli Kuran-ı Kerim ve Hz Muhammed’in Hayatı dersleri fiilen zorunlu hale getirilmiş, bu dersleri seçmeyen öğrenciler psikolojik baskı altına alınmıştı. Eğitim kurumları içinde ibadethane açılması durumunda, her ne kadar Bakan Avcı tersini söylese de ibadet yapmayan öğrenciler üzerinde baskı oluşturulacaktır. Özellikle farklı din ve mezheplere sahip öğrenciler arasında kutuplaşma olacak okullardaki iç barış bozulacaktır. Öte yandan okulları eğitim kurumu olmaktan çıkararak tek bir mezhebin inancı doğrultusunda ibadethane açmayı planlayan Bakanlığın, farklı inançlara sahip olanların ibadethane taleplerini nasıl karşılayacağını düşünmesi gerekmektedir."
Yorumlar
Kalan Karakter: