Türkiye’de milyonlarca emeklinin gözü kulağı bayram ikramiyelerindeydi. Beklenen açıklama geldi: Rakam değişmedi, 4.000 TL’de sabit kaldı. Enflasyonun gölgesinde eriyen bu meblağ, özellikle Samsun gibi büyükşehirlerde yaşayan bir emekli için müjde olmaktan ziyade, "parayı nereye yetiştireceğini şaşırma" bulmacasına dönüşmüş durumda.
Peki, Samsun’da bir emekli, bir bayram ikramiyesiyle gerçekte ne yapabilir?
Bayram demek, sofra demek. Ancak bugünün market fiyatlarıyla Samsun'da yapılacak bir alışveriş, ikramiyenin yarısını daha eve girmeden eritiyor.
Misafirlere ikram edilecek iki kilo et ve bayram kavurması, ikramiyenin yaklaşık yüzde 25-30’unu tek başına yutuyor.
Baklavanın kilosunun 500-800 TL bandına dayandığı bir dönemde, "şöyle ağzımız tatlansın" demenin bedeli artık ağır.
Samsun’un geniş aile kültüründe el öpmeye gelen torunlar, bayramın neşesidir. Ancak 4.000 TL ile hem mutfağı kurup hem de torunlara "hatırı sayılır" bir harçlık dağıtmak artık matematiksel bir imkansızlık. İkramiyenin geri kalanıyla torun başına düşecek rakam, bugün bir sinema bileti ve mısır almaya ancak yetiyor.
GÖRÜNMEZ GİDERLER
Emekli için bayram ikramiyesi aslında bir "ekstra" değil, birikmiş faturaları kapatma ya da eczane borcunu ödeme aracı haline gelmiş durumda. Doğalgaz ve elektrik faturalarının ağırlığı altında, 4.000 TL bayram kutlamasından çok, temel ihtiyaçların yaması olmaya aday.
Zam yapılmadan yerinde sayan 4.000 TL, Samsunlu emekliye bir "bayram sevinci" sunmaktan çok, "en az hasarla bu ayı nasıl kapatırım?" sorusunu sordurtuyor. Mecidiye Caddesi’nde bir tur atıp, vitrinlere bakıp, en temel ihtiyaçları aldıktan sonra cepte kalan para, bayramın maneviyatını maddi imkansızlıkların gölgesinde bırakıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: