Çağrı-İş Sendikası Başkanı Cihan Sezer, çağrı merkezi çalışanlarının çalışma koşulları hakkında açıklamalarda bulundu.
Samsun AssisTT Çağrı Merkezi önünde yapılan basın açıklamasında konuşan Sezer, "Hemen hemen hepimiz gün içinde çeşitli kurumların müşteri hizmetlerini arıyoruz. Karşımızdaki sesin sorunumuzu çözmesini bekliyor, bazen tüm öfkemizi o sese yansıtıyoruz. Ancak o kulaklığın ucunda nasıl bir emeğin sömürüldüğünü, arka planda nasıl bir hayatın aktığını çoğumuz bilmiyoruz. Bugün Samsun’da, önünde toplandığımız AssisTT çağrı merkezi başta olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanındaki çağrı merkezlerinde çalışan on binlerce genç arkadaşımız, tam da bu görünmez emeğin sahipleridir. Masa başında, bilgisayar karşısında çalışmak dışarıdan 'rahat ve temiz bir iş' gibi görünebilir. Ancak gerçek şudur: Çağrı merkezi işçiliği, sadece ülkemizin değil, dünyanın en ağır, en yıpratıcı işlerinden biridir. Tuvalet molalarının bile saniye saniye ölçülmesi, nefes almaya dahi fırsat vermeyen ardı arkası kesilmeyen çağrılar, dayatılan akıl almaz performans hedefleri, her gün saatlerce maruz kalınan müşteri stresi; tüm bunların karşılığında eve götürülen asgari ücretin altındaki ücretler, ödenmeyen veya kesintiye uğrayan primler, bir tavuk dürüm almaya bile yetmeyen yemek ücretleri, evde şirkete tahsis ettiğimiz çalışma alanlarının masraflarının bize yıkılması ve daha nice adaletsizlik. Bizler, beyin emeğinin ve duygusal emeğin, beden emeğinden çok daha fazla yıpratıcı olduğunu bizzat yaşayarak, psikolojik olarak tükenerek görüyoruz. Tıpkı diğer taşeron şirketler gibi, çağrı merkezi patronları da ülkedeki devasa işsizlik tablosunu kendileri için kârlı bir fırsat, biz çalışanlar üzerinde ise bir tehdit olarak kullanıyorlar. 'Beğenmiyorsan kapı orada, dışarıda bu işi yapmaya hazır binlerce eğitimli işsiz var' sopasıyla sömürünün dozunu her geçen gün artırıyorlar. İşsizlik korkusu, ensenizdeki hedef baskısının, nefes aldırmayan çağrı sürelerinin ve yöneticilerin sistematik mobbingin kilidi haline getirilmiş durumda" diye konuştu.

Sezer şöyle devam etti; "Yarın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki çağrı merkezlerindeki bu ağır emek yükü en çok kadın işçilerin omuzlarına bindiriliyor. O kulaklıkların ucundaki sabrın, tükenen sinirlerin ve görünmez emeğin büyük çoğunluğu kadınlara ait. Hedef baskısı ve işsizlik tehdidiyle sarmalanan bu çalışma alanlarında mobbingin en ağırına kadınlar maruz kalıyor; işyerinde psikolojik şiddet ve mobbing, biz kadın işçiler için adeta en yaygın şiddet biçimlerinden biri haline getiriliyor. Doğum izinlerinden esnek çalışma haklarına kadar her alanda kadınların emeği yok sayılıyor. Fakat bizler gücümüzü tarihten, yüzyıllar önce dokuma tezgâhlarında, fabrikalarda hakları için direnen, tarihin ilk grevlerini ilmek ilmek ören kadın işçilerin mücadelesinden alıyoruz. Dün o tezgâhlarda sömürüye başkaldıran kadınların direngen ruhu, bugün AssisTT’te, çağrı merkezlerinde ekran başında, kulaklık ucunda vardiya tutan biz kadınların mücadelesinde yaşıyor! Peki biz çaresiz miyiz? Bize dayatılan bu sömürü çarkına boyun eğmek zorunda mıyız? Elbette hayır. Patronlar bizi yalnızlaştırmaya, birbirimize düşürmeye çalışıyorlar; çünkü yan yana geldiğimizde ne kadar güçlü olduğumuzu çok iyi biliyorlar. Bize dayatılan sefalet ücretlerine, ağır çalışma koşullarına ve işsizlik tehdidiyle normalleştirilen mobbinge karşı elimizdeki en büyük güç, tek çözüm yolumuz örgütlenmektir! Bizler bir araya geldiğimizde, sendikalı olduğumuzda o 'beğenmiyorsan kapı orada' tehditlerinin nasıl boşa düştüğünü, çalışma koşullarının nasıl insanca bir seviyeye çekildiğini biliyoruz. Buradan, Samsun AssisTT önünden şirketlere ve tüm çağrı merkezi patronlarına sesleniyoruz: Kapıdaki işsizler ordusunu göstererek bizi tehdit edemezsiniz. İşçilerin emeğine saygı duymak, insanca yaşanacak bir ücret ve çalışma ortamı sağlamak zorundasınız ve en önemlisi, Samsun’dan Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm çağrı merkezi işçisi kardeşlerimize, özellikle de omuz omuza çalıştığımız tüm kadın işçilere sesleniyoruz: Bizi nefessiz bırakan bu düzene, işsizlik tehdidiyle dayatılan kölelik koşullarına asla mahkûm değiliz."
Yorumlar
Kalan Karakter: