Samsunlu heykeltıraş Timur Tekbaş, gazbeton kullanarak şekillendirdiği büyük ölçekli rölyef çalışmalarıyla ARTANKARA 12. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nda sanatseverlerle buluştu. Dört parçalık özel bir seriden oluşan eserler; bedeni yalnızca biyolojik bir yapı olarak değil; zamanla aşınan, iz bırakan ve hafıza taşıyan dinamik bir sistem olarak ele alıyor.

ANATOMİK FORMLARIN HAFIZASI VE GAZBETONUN DİLİ
Tekbaş’ın çalışmalarında omurga, kalp, kafatası, akciğer ve bağırsak gibi anatomik formlar; kırılmış yüzeyler, çatlak dokular ve pas izleriyle harmanlanıyor. Sanatçı, bu estetik tercihle bedeni, yaşayan bir organizmadan zamanın etkisiyle okunabilir bir "kalıntıya" dönüştürüyor. İnşaat sektörünün temel malzemelerinden biri olan gazbetonu sanatsal anlatısının merkezine yerleştiren Tekbaş, bu sert malzeme üzerinde oluşturduğu oyuklar, katmanlar ve akış izleriyle hem fiziksel hem de duygusal yıpranmayı somutlaştırıyor. Eserler; izleyiciyi kontrol, içgüdü, çürüme ve bellek kavramları üzerine derin bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor.

DOĞAL DOKU VE GÜÇLÜ PLASTİK ETKİ
Üretimlerini Samsun’daki atölyesinde sürdüren sanatçı, malzemenin doğal dokusunu korurken oluşturduğu güçlü plastik etkiyle dikkat çekiyor. Sergilenen seçki, hem malzeme tercihindeki özgünlük hem de kurduğu kavramsal bütünlükle fuarın en çok konuşulan işleri arasında yer aldı. Timur Tekbaş’ın eserleri, genel sanat izleyicisinin yanı sıra çağdaş rölyef tekniklerine ve malzeme odaklı üretimlere ilgi duyan profesyonel çevrelerden de tam not aldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: