TEMA’dan biyokütle santrali açıklaması

TEMA'dan biyokütle santrali açıklaması

TEMA Vakfı Samsun İl Temsilciliği, Çarşamba Biyokütle Santrali projesi ile ilgili bir açıklama yaparak konunun sadece bir tesisin kurulup kurulmaması kararından ibaret olmadığına dikkat çekti.

09 Kasım 2019 - 10:34 - Güncelleme: 09 Kasım 2019 - 10:37

Açıklamada Çarşamba Biyokütle Santrali Projesi ile ilgili olarak, yerel politika ve uygulamaları aşan arazi kullanım politika/uygulamaları, yer seçimi ve enerji arz-talebi gibi konuların ele alınması gerektiğini belirten TEMA Vakfı Samsun İl Temsilciliği, tesisi bu kapsamda değerlendirdi.

 

1-Arazi kullanım politikaları açısından tesisin değerlendirilmesi

 

Çarşamba Ovası, Bakanlar Kurulu’nun 12.12.2016 tarihli kararı ile “Büyük Ova Koruma Alanı” olarak ilan edilmiştir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre; büyük ovalar, tarımsal potansiyeli yüksek ancak erozyon, amaç dışı kullanım, arazi bozulumu tehditleriyle karşı karşıya olan alanlardır. Bu durum da büyük ovaların amaç dışı kullanımlardan korunmasının önemini artırmaktadır. Temmuz’da gerçekleştirilen Toprak Koruma Kurulu’nda ise söz konusu santral projesinin sadece depolama alanı için amaç dışı kullanım talebi gündeme gelmiştir. Kurulda biyokütle santralinin olası etkilerine dair bütüncül bir değerlendirme fırsatı oluşamadığı, tüm projenin detayları ortaya çıktığında anlaşılmıştır. Bu durum projenin santral sahası, depolama alanı ile birlikte bütünüyle bölgedeki tarım arazileri ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

 

2-Yörenin tarımsal atıklarının geri dönüşüm alternatiflerinin değerlendirilmesi

 

Yörede tarımsal atıklar, anız yakılarak veya konutlarda ısınma amaçlı yakılarak bertaraf edilmektedir. Bu yöntemlerle kıyaslandığında, hava kirliliği açısından biyokütle santrali daha sağlıklı bir yöntem olarak değerlendirilebilir. Ancak tek ve en iyi yöntem değildir. Tarım ve Orman Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nün yaptığı çalışmalarla ortaya koyduğu gibi Türkiye toprakları karbon ve azot organik maddeleri açısından fakirdir. Projede bahsedilen tarımsal atıklar kompostlaştırılarak toprağı besleyecek şekilde geri kazanılabilir.

 

3-Enerji ve elektrik politikaları açısından değerlendirilmesi

 

Biyokütle santralleri de dahil yenilenebilir enerji tesisi sayılan hiçbir enerji üretim biçiminin çevre üzerinde sıfır etkisi yoktur, sadece alınacak önlemlerle teknik olarak en aza indirilebileceği söylenebilir. Elektrik talebi ve üretimi incelendiğinde; TEİAŞ’ın Haziran 2019 tarihli Kurulu Güç Raporu’na göre Türkiye’de 90.420,9 MW’lık elektrik üretim kapasitesi bulunmaktadır. Yine kamu kurumlarının değerlendirmelerine göre bu kapasitenin yarısı, maksimum düzeyde elektrik tüketimi olduğu andaki elektrik ihtiyacımızı karşılamak için yeterlidir. Biyokütle santralleri her ne kadar yakıtı itibariyle yenilenebilir enerji sayılsa da neden olduğu hava kirliliği ve su tüketimi nedeniyle ciddi çevresel etkilere sahiptir.

 

 

4-Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) mevzuatı açısından değerlendirilmesi

 

ÇED Yönetmeliği’ne göre projede doğal varlıkların kullanımı (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), atık miktarı (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özellikleri, kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riski gibi konular incelenir ve ÇED’in gerekli olup olmadığına karar verilir. Söz konusu biyokütle santrali için bu süreç sadece santralin ısıl enerji üretim gücüne göre değerlendirilmiş ve ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilmiştir. Mevzuat, Valiliğe arazi kullanımı, yer seçimi, hava kirliliği gibi etkileri dikkate alarak ÇED sürecinin yürütülmesi ve ÇED raporunun hazırlanmasına karar verme yetkisi vermiştir. Bu ve benzeri durumlarda Valiliğin bu yetkisini kullanması beklenmektedir.

 

5-İzleme ve denetleme süreçleri

 

Tesise dair izin süreçleri kadar tesisin etkilerinin izlenme ve denetlenmesi de kritik ancak göz ardı edilen bir konudur. Her tesis sahibi, izin süreçlerinde alacağı önlemleri taahhüt eder. İlgili kamu kuruluşunun, tesisin inşa ve işletme aşamasındaki etkilerini yakından takip edip kamuoyunu bilgilendirerek izleme sürecini işletmesi gerekir. Aynı şekilde vatandaşlar da bir tesisin inşa ve işletme aşamasını yakından takip etmeli, verilen izinlere aykırı her işlemin yakın takipçisi olmalı, kamu idaresinin görevini gereğiyle yerine getirmesi konusunda ısrarcı olmalı ve her türlü vatandaşlık hakkını kullanmalıdır.    

 

HABER MERKEZİ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Organları hastalara ‘can’ olacak
Organları hastalara ‘can’ olacak
Yoldan çıktı ağaca çarptı
Yoldan çıktı ağaca çarptı