Akıl hastanesi deyince aklınıza nasıl bir görüntü geliyor? Oradan oraya koşuşan hastalar, bazısı saldırgan, bazısı ölümüne hareketsiz Toplumun umudu kestiği, anne baba hatta doktorların bile gözden çıkardığı hastalar. Toplumdaki yaygın tabiriyle 'deliler'. Şiddetli ruhsal sorunlar yaşayan, şizofreniyle boğuşan bu hastaların çoğu klinik tedavilerinden uzun vadede geri dönüş alabiliyorlar. Ve herkes onlara yeteneksiz, geri zekâlı gözüyle bakıyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Durumun böyle olmadığını da Samsun Ruh ve Sinir Hsatlıkları Hastanesi Başhekimi Hüseyin Yalçın Büyükkarabacak anlatıyor. Anlatırken bir konudan dert etmeden de geçemiyor. O konu ise yıllardır değiştirilemeyen tımarhane algısı.
TIMARHANE ALGISI DEĞİŞMELİ
Geçmişte, ağır ruhsal sorun yaşayan hastaların ruh ve sinir hastalıkları hastanelerine başvurduklarını, bu nedenle toplumda, 'deliler hastanesi’ algısının geliştiğini söyleyen Büyükkarabacak, "Burada sanıyorlar ki kıran, döken, bağıran, çağıran hastalar var. Onlara da deli gözüyle bakıyorlar. Onların yatırıldığı yere de tımarhane gözü ile bakılması alışkanlık haline gelmiş" diye konuştu.
DELİ HASTANESİ GÖZÜYLE BAKILMASI HOŞ DEĞİL
Toplumda herkesin zaman zaman inişli çıkışlı döneleri olabileceğine dikkat çeken Büyükkarabacak, "Hepimiz, tüm insanlar zaman zaman inişli çıkışlı dönemler geçirebiliriz. Eğer kendisi üstesinden gelemiyorsa profesyonel bir yardıma da ihtiyacı vardır. Nasıl ki bir şeker hastasının ömür boyu ilaç kullanması gerektiği malumsa, bu tür rahatsızlığı olanların da dönem dönem bu alanlara başvurması doğaldır, başvurması da gerekir. Üstelik rutin işleyiş sırasında bile kişi sıkıldığında, bunaldığında farklı bir profesyonel bakış açısı mutlak gerekli. Bu durumda en başta müracaat edilecek kişi psikiyatrlardır. Dolayısıyla ruh ve sinir hastalıkları hastaneleridir, bu konudaki merkezlerdir. Bu hastanelere deli hastanesi gözüyle bakılması hoş bir durum değildir. Bu hepimize hitap eden kurumdur, hastanedir" dedi.
YEPYENİ BİR HAYATIN KAPISI AÇILIYOR
Atak geçiren bir hastanın hastane içerisinde de aynı halde olduğu düşünülüyor diyen Büyükkarabacak, "Bir kere burada biz onlara 'hasta' muamelesi yapmıyoruz. Hastamız değil üyemiz diyoruz. Buradaki her şeyde söz sahibi olmalarını sağlıyoruz. Dolayısıyla 'adam yerine koymak' agresyonu azaltan bir şeye dönüşüyor.' Tedavi gören hastalar sadece hastalıktan kurtulmakla kalmıyor, yepyeni başlangıçlar da yapabiliyor" ifadelerini kullandı.
HASTANIN RUHUNA DA TEDAVİ
Hastanın sadece hastalığının değil, ruhunun da tedavi edilip, kişiye özel elbise diker gibi her yönünün göz önüne alınıp, değerlendirilmesi gerektiğini açıklayan Büyükkarabacak, 'Hiç kimse sevgi nesnelerinden, sosyal ortamından uzaklaştırılmamalı. Şizofreni hastası da, bağımlılığı olan bir hasta da gün içinde gelip giderek tedavisini yaptırabilir. Haftalarca kişiyi kapalı bir ortamda izole etmek o kişinin hastalığına da ruhuna da iyi gelmez. Güven verici bir ortamda hastanın cesareti ve özgüveninde mesafe alması hızlanır. Bütüncül, yoğun, hızlı ve ekiple yapılan tedavi sayesinde psikiyatri hastanelerinde yatış sayısında da azalma olur’ şeklinde konuştu.
TABURCU EDİLDİ İŞ BİTTİ DEMİYORUZ
Hastaların tedavi süreçleri sonrasında da takibinin yapıldığını kaydeden Başhekim Büyükkarabacak, "Burada tedavi görüp normal hayatına dönen birçok hastamız ziyarete geliyor. Burada kurulan arkadaşlıklara, dostluklara şahit oluyoruz. Biz ayrıca hasta tedavisini oldu taburcu ettik deyip peşini bırakmıyoruz. Onları Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerimiz var oraya yönlendiriyoruz. Orada çeşitli kurslar veriliyor. Hatta biz yakın zamanda hastalarımızın yaptığı eserleri önümüzdeki günlerde açacağımız sergide sergileyeceğiz. Kimsenin hiçbir şey olarak gördüğü kişilerden çıkan eserleri görünce hayrete düşeceksiniz" dedi.
MUTLU OLMAK İÇİN VURDUMDUYMAZ OLUN
Büyükkarabacak, son olarak insanların mutlu olmaması için hiç bir sebep olmadığını belirterek, "Belirli belirsiz gülmekten zarar çıkmaz. Sürekli gülümseyin. Vurdumduymaz olmak en güzeli" dedi.
Zelfi VURAL
Yorumlar
Kalan Karakter: