CEVABI maziden versek çok net olarak, ‘Evet’ olurdu.
Dedemin, babamın hatta benim emekliliğim zamanı olsa halimiz nice olacak diye düşünmezdik bile…
Paranın kıymeti o zamanlar öncelikle…
Ele geçen para hayatı kendi çapında yaşamaya yeter de, artardı bile…
Öyle, kira vereceğim…
Elektrik, su parası ödeyeceğim…
Evin mutfak masrafıydı…
Çocukları okul, giyim parasıydı diye düşünmezdik bile.
Çok iyi hatırlıyorum ki benim yaş grubumda olanlar da iyi hatırlayacaklardır.
Standart bir aile yaşamımız olmasına rağmen Konak Sineması’nın Çarşamba gecelerinin abonesiydik.
Bir şey alırken…
Bir şeyleri canımız çektiğinde nasıl olacak, nasıl baş edeceğiz diye düşünmezdik bile.
50 yıl öncesinin tüm emeklileri için geçerli bu düşünce.
Ev sahibi oldular.
Araba sahibi oldular.
Canları ne çektiyse yediler, içtiler.
Yarın ne olacak düşüncesine ise hiç kapılmadılar.
Çünkü dirayetli bir devlet anlayışı vardı.
Ekonomide dalgalanmalar yoktu.
Ele geçen para ile aylık ihtiyaçlar birbirini dengelediği gibi yastık altı dahil her türlü tasarruf imkanı da vardı.
Bayram günleri yaklaşırken hiçbir emeklinin maaşıma ilave olacak…
Yeni bir bayram olacak diye bir düşüncesi olmazdı.
Bugüne geldiğimizde ise,
Emekli maaşı ile her türlü sınırın altında geçinme savaşı veren emekliye 4 bin mi verelim, 5 bin mi verelim tartışmalarıyla ‘Emekliye ikinci bayram’ başlıklarının atıldığını da hiç görmedim.
İnsan gibi kazanan…
İnsan gibi yaşayan…
Bu vasıflarla bayrama huzurlu giren geçmişin üç kuruşlara bayram taklası atacağı düşünülmezdi yani.
Şimdi ne yapıyoruz?
Emekliye imkan yaratır da, 3-5 bin lira bayram harçlığı verirsek, onlara bayram yaşatır mıyız diye düşünüyoruz.
Keşke eskisi gibi olsa…
Keşke insanlar emekli maaşlarıyla insanca yaşamanın ve gelecekten kuşku duymamanın hazzıyla yaşasalar ve…
Bayramda harçlık olur mu, olmaz mı düşüncelerinden uzak kalıp, onların hak ettiğini harçlıkla unutturmaya çalışanlara da prim tanımasalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: