Çok önceydi!..
O kadar zaman önceydi ki;
Zaman diye bir şey yoktu!..
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı...
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı... Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insanoğlu!..
Bir parçasına 'DÜN' dedi...
Diğer parçasına 'BUGÜN'
Öteki parçasına da YARIN!..
Sonra fesat karıştı zamana!..
Ve insan 'BUGÜN'ü unuttu...
'DÜN'ü düşünüp pişman oldu!..
'YARIN'ı düşünüp telaşlandı!..
Ama işin ilginç tarafı;
Tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı...
Farkında olmadan rezil etti bu gününü...
Oysa yarın;
Bugüne 'DÜN' diyor,
'DÜN'de; 'BUGÜN' için 'YARIN' diyordu...
Bir türlü beceremedi!..
Bir eliyle 'YARIN'a, diğer eliyle de 'DÜN'e yapıştı...
BUGÜNÜ ELİNE YÜZÜNE BULAŞTIRDI...
Mutsuz oldu insan!..
Ve ne gariptir ki;
'YARIN'ın telaşını da, 'DÜN'ün pişmanlığını da hep 'BUGÜN' yaşadı...
AMA 'BUGÜN'Ü HİÇ YAŞAYAMADI...
NE YARIN, NE DE DÜN....
Adem Güney de öyle!..
'DÜN'ün pişmanlığını 'BUGÜN' yaşadı...
Fakat;
Kılıf uydurdu,
'Bir büyüğüm' dedi...
Büyüğü de, Güney'e;
"Oğlum aday olur ve seçilirsen 2 kurban kes... Eğer aday olamazsan 1 kurban kes...
Çünkü milletin vekâleti, sorumluluk ve vebal gerektirir...
Allah; seni bu sorumluluk ve vebalden kurtardığı için şükür kurbanı kes" demiş!..
Adem Güney'de bu nasihat üzerine;
Şükür Kurbanı kesip, bağışlamış!..
BİZ DE YEDİK!..
Kurbanı değil tabi,
'DÜN'ü!..
Yorumlar
Kalan Karakter: