Hatırladığım ilk yılbaşının ortalarında savaş vardı...
1974 Kıbrıs Harekatı!..
Tabi;
Garibanlık, yokluk!..
Grevler, kuyruklar, stokçular!..
Yamalı pantolonlar,
Pençelenmiş ayakkabılar!..
Gaz lambasının etrafına dolanmış,
Kanevçenin kasnağından ekmek parasına katık yapan kadınlar!..
Ve bunun yanında;
O ıslanmış sokaklarda;
Saygı, sevgi hiç eksik olmadı..
AİLE,
AİLELER vardı!..
Her şeye rağmen de komşuluğun ön plana çıkarttığı, insanlık!..
***
1980'e kadar da uzayan TERÖR!..
Memleketi kurtaracak olan,
Solcu, sağcı, islami kesimimin amansız mücadelesi...
Kardeş kavgası!..
Yine;
Garibanlık, yokluk!..
Grevler, kuyruklar, stokçular...
Şaşılacak bir şekilde;
İnatla devam eden saygı, sevgi!..
Karma karışık bir yapının içerisinde;
Yoksulluğun perişanlığındaki ailelerin paylaşma gayreti...
Unutulmayan;
İnsanlık!..
Kapısını çaldığınız her kapıdan,
Bir tas çorbanın ikram edilebileceği düşüncesi...
GÜZEL ve ÇİRKİN'in kol gezdiği bir dünya!...
***
Ve bu dünyada 1980'den sonra,
Askeri Anayasa ile gelen DEMOKRASİ!..
Mantığın kabul etmediği kalkınma hamlesi!..
AKABİNDE;
Hayali ihracaatlar,
Yeni zenginler,
Bankerler,
Bankerzedeler!..
Bir çırpıda köşeyi dönen çaycılar,
Köşeye sıkışan işadamları!..
İşte tam burada;
Garibanlık, yokluk denilen kavram sözüm ona sınıf atladı...
ORTADİREK oldu!..
Grevler kısmen kalktı,
Kuyruklar unutuldu,
Stokçular evresini tamamladı...
Gel gelelim ki;
Saygı,
Ayağa düşmüş;
Sevgi ise pastanelerde liselilerin arasına kıvrıldı...
AİLELER yavaş yavaş tarumar oldu!..
İNSANLIĞIN önüne gecelik faiz geçti...
Uzatmayalım;
Yıl 2016'ya doğru yol aldı!..
Taaa;
Kıbrıs Harekatında başlayan,
Bir avuç fındık,
Üç-beş cevizin yanındaki kurtlu elmalarla süregelen yılbaşı kutlamamız,
Bugüne kadar uzandı...
Fakat;
Geçen süreç hiç bir şey kazandırmazken,
Aksine;
Elimizdeki bütün değerleri sildi süpürdü...
Saygı kalmadı,
Sevgi;
Çıkar ilişkisine dönüştü...
Baba-oğul,
Ana-kız saç baş yoldurdu...
AİLE yaşamı;
Dağıldı gitti...
İnsanlık!!!!!!...
ÖLDÜ!..
Kadınlar dövüldü,
Cinayete kurban edildi...
Çocuk istismarları ayyuka çıktı...
Uyuşturucu kol gezdi...
Hırsızlık sıradan hal aldı...
Arsızlık;
Övünülür oldu!..
Anlayacağınız;
Dünyanın cılkı çıktı...
Bunun yanında;
Memleketin içi karıştı,
Savaş mağdurları,
Bir dilim ekmek için kapımıza dayandı...
Hemen her yerde terör belası hakim oldu...
Yanı başımız;
Savaş çığlıkları atan manyaklarla doldu...
Açlık,
Savaş,
Yokluk ve Terör başımızdan hiç eksik olmadı...
Kala kala;
Bir umut kaldı!..
O'nu da piyangoya bağladılar!..
Eee be güzel kardeşlerim!..
Vaziyet değişmeyecekse;
Ben ne diye,
Yeni yıl için sabahlara kadar sarhoş olayım!..
Midem bulansın,
Başım ağırsın!!!..
Savaşlar mı bitecek,
İnsanlık eski halini mi alacak?..
Yorumlar
Kalan Karakter: