Meşhur divan şairlerinden Erzurumlu Nef’i dilinin belasını çok çekmiş!..
Hatta bu yüzden başını vermiş biridir!..
Bir gün;
Dönemin yaşlı sadrazamının bir erkek çocuğu olur...
Adamcağız sevincinden bu hadiseyi 'Tarih' düşürerek karşılamak ister...
Birinci mısra olan "Kudumüyla (gelişiyle) sevindirdi atasını" kısmını söyler...
Fakat, gel gelelim ki;
İkinci mısrayı bir türlü bulamaz...
Uzun uzun yazıp silmeler para etmeyince,
Gece yarısı Nef’i’yi çağırmaya karar verip bir adam gönderir!..
Bu vakitte sadrazam tarafından çağırılmak pek hayra alamet değildir...
Zaten ölümün sınırında yaşamakta olan Nef’i çağrıyı "öbür tarafa davetiye" olarak yorumlar...
Yine de;
Zavallı Nef’i korkudan yüzü sararak kalkar!..
Abdest alıp iki rekat namaz kılar, ev halkını uyandırıp onlarla helalleşir ve ölüme hazır olarak sadrazam konağına gelir...
-Beni emretmişsiniz paşa hazretleri, buyurun.
Paşa Nefi’yi görünce, yüzünde biraz mahcubiyet ifadesi ile konuşur;
-Haa ya!..
Sahi, bu gece vakti de seni rahatsız ettik...
Elini öper bir çocuğumuz dünyaya geldi de..
Tarih düşüreyim dedim...
Fakat;
İkinci mısrada takılıp kaldım...
Bulsa bulsa bunu Nefi bulur dedim ve seni çağırttım !
Ölüme hazırlanmış bir kurbanlık gibi konağa gelen Nefi, böyle münasebetsiz bir istekle karşılaşınca öfkelenir ve sorar;
-Birinci mısrası ne ola ki paşa hazretleri?
-Kudümüyle sevindirdi atasını
Sinirlenen şairin zihninde ikinci mısra şimşek gibi çakar ve hemen yapıştırır;
-Koca eşşek yeni buldu sıpasını !
Evet;
Nef'i böyle bir adamdı...
Kimine patavatsız,
Kimine de nebi deryaydı...
Lafı döndürüp,
Dolaştırmaz uluorta söylerdi...
Bugünleri yaşamış olsaydı,
Samsun'da 'Tarih' düzeceğim diye eşşekliğe soyunanlara Allah bilir,
Ne methiyeler yazardı!..
Yorumlar
Kalan Karakter: