Hep duyardık ya;
Falan kurum,
Danıştay'ın kararını uygulamıyor diye de,
Biz;
Bunun çok büyük suç olduğunu sanırdık!..
Meğer, değilmiş!..
En babası,
Maddi manevi tazminata dayandırılırmış!..
Yani;
Öyle mapus damlarında saz çalıp,
Türkü söylemiyormuşsun!..
Bende;
Bizim Milli Eğitim Müdürünün,
Danıştay kararını uygulamamasını çok büyük CESARETE bağlamış,
'Helal olsun' demiştim...
Yok, ağbi!..
Karşı taraf davacı oluyor,
Savcılık şikayeti değerlendirip,
Mahkemeye sunuyor!..
Mahkeme de;
Görevi kötüye kullandın,
Maddi sıkıntı yarattın,
Emre itaat etmedin gibisinden bir rakam belirleyip,
Sanığın önüne koyuyor!..
Hepsi bu!..
E böyle olunca da;
Kendinin bi halt zannedenler;
İşi savsaklayabildiği kadar savsaklıyor!..
Anayasa'nın 2. maddesine göre;
Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Hukuk Devletidir...
Hukuk devleti ise;
Kamu hizmeti görenlere hukuki güvenceler sağlayan, güvence sağlamak için koyduğu kurallara bağlı olan ve Verilen yargı kararlarını ilgililerin başvurusuna gerek kalmadan infaz eden devleti ifade eder...
Şimdi;
İl Milli Eğitim Müdürü,
Her ne kadar,
Mahkemenin vereceği para cezasına mahkum olsa da,
Hukuk Devletini bir şekilde hiçe saymıştır...
Otoriteyi zedelemiş,
İradeye karşı bir tutum içerisinde olmuştur...
Bana göre;
Danıştay kararını bir gerekçeye dayandırmadan uygulamayan bir devlet görevlisinin,
Anayasa’nın 138.maddesi,
İYUK’un 28.maddesine ve TCK 257.maddesinin uygulanması dahi beklenmeden görevinden el çektirilmesi gerekir...
Burada da görev önceliği;
Sayın Vali'nindir...
Akabinde;
AK Parti Yönetiminindir!..
Tabi;
Müdüre 'Hadi aslanım' diyen,
AK Parti değilse!..
Yorumlar
Kalan Karakter: