"İnsan tanımadığı bir memlekette nasıl uyanır, ne hisseder" diye sormuş bir arkadaşım...
Tuhaf!..
Garip bi duygudur bu!..
Mesela;
Derin bir uykudan uyanıp, kendini başka bir yerde bulmuşsun gibi hissedersin...
Başka sesler gelir dışarıdan!..
Başka evler,
Başka perdeler giyinmiş, başka süslenmiş pencereler görürsün!..
Başka insanlar, hiç tanımadığın yüzler bakar pencerelerden balkonlardan...
Başka kelimeler,
Başka nameler duyarsın!..
Hiç tanımadan;
Bilmeden!!!..
Hangi sokak nereye çıkar,
Hangi caddeye açılır uzunca bir süre bilemezsin!..
Yeni bir memleket;
Manzarası değiştirilmiş bir sahne gibidir...
Değişmeyen, kıdemli tek oyuncu sensindir!..
Hani diyorlar ya;
"Karnın nerede doyuyorsa orası memleketin..."
Olmuyor...
Memleketinin insanı başka,
Kokusu başka oluyor!!!!!!!...
İşte ben;
Bu kokuyla yanıp tutuşurken uzak diyarlarda,
Gecenin bir vakti cennet vatanımın paletlerin arasına sıkıştığına şahit oldum...
Çok önceleri bildiğim,
Yaşadığım,
Tanık olduğum kardeş kanının aktığını gördüm!..
BOĞAZ KÖPRÜSÜ,
TANK VE ASKER!..
Karşılarında mahsum insanların yalvarışı!!!!..
Efektler rahatsız ediciydi!!!!..
Sahne ise kıyametin fotoğrafını veriyordu!..
Asker polisi,
Polis askeri,
Asker vatandaşı,
Vatandaş askeri öldürüyordu!..
Sanki;
Güzel bir tablonun üzerindeki boyalar birbirinin içerisine girmiş de,
'BENİ KURTARIN' çığlığı atıyordu!...
'Beni duyan yok mu' diyordu!..
Kameralar;
İki şehirin arasına sıkışmış görüntüler aktarırken,
Felaket tellalcıları da işbaşındaydı...
Taki;
Sayın Cumhurbaşkanının canlı bağlantısı yapılana kadar!..
İki kelimesi,
Sadece iki kelimesi 'SOKAĞA ÇIKIN' Darbecinin DARBESİ olmuştu...
Bir diğer manada;
Tarih,
Tekerrürden kurtulmuş ilk kez SİVİL ŞAPKA teslim edilmemiş,
DEMOKRASİ adına gereken yapılmıştı...
Daha da önemlisi,
HALK bu oyunda figüran olmaktan çıkmış,
Başrolü almıştı...
Peki;
Bitti mi?..
Temizlendik mi?..
Maalesef!...
Yeni bir etap başladı!..
Bundan sonrası için sorgulanacak,
Hesabı sorulacak elbette çok şey olacak!..
Mutlaka gereği de yapılacak!..
Yapılıyorda!..
VE!!!!!!...
ŞÜPHE YOK Kİ;
Ensemizdeki ihaneti,
İçimizdeki hainleri yargılayacağız!...
Ortaya çıkarıp,
Tek tek yaftalarını asacağız!...
Evet!..
Çok konuşuldu,
Çok dahası konuşulacak!..
Fakat;
Dikkatlice bakarsak,
Sanırım bu zamana kadar konuyla alakadar hafızalarda tek etki bırakan sayın bakanın sözleri oldu!..
Muhteşem nokta koydu!!!!!..
Bakın;
Adalet Bakanı Bozdağ'ın açıklamalarındaki satır başlarına!!!!...
-Bu girişim FETÖ terör örgütünün askerleri tarafından yapılmıştır.
-Milletimizin ölümüne meydanlara çıkması bu alçakları derdest etmiştir.
-Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir hükumet darbeciler karşısında şapkasını alıp gitmedi.
-Bu mücadele milletle beraber yürüyor. 6 bin kişi civarında gözaltı var, daha da olacak.
-Son ihanet olayıyla herkes bu paralel çetenin hangi noktaya geldiğini gördü.
-Yargıda yapılanlar Türk yargısını özgürleştirmek içindir...
-Artık Türkiye'nin FETÖ ile irtibatta olanlarla birlikte yaşama kabiliyeti kalmamıştır...
Buraya kadar,
'Aman canım, sıradan sözler' diyebilirsiniz!...
FAKAAATTTTT!!!!!...
"......15 TEMMUZ TÜRKİYE İÇİN BİR MİLATTIR, MİLLETİ BİRLEŞTİREN BİR DEMOKRASİ BAYRAMIDIR..." sözünü asla ve asla silemezsiniz!..
Duvara nakşedilecek kadar önemlidir!..
Dedim ya;
Çok şeyler konuşulacak!...
Zafiyet tartışmasından tutun da,
İstihbaratın vahametine,
Ordunun,
Emniyetin,
Mit'in yeniden yapılanmasına kadar!..
İşin içerisine fazlaca girmek istemesem de,
Maalesef dikkatlerin geriye,
Yani;
ERGENEKON'a hatta hatta BALYOZ'un tekrar ele alınmasına kadar uzanması gerekir diye düşünüyorum!..
NEDEN?..
Çünkü;
Bizi o süreçte en çok dışarda bırakan konu, BALYOZ olayındaki darbe senaryosuydu...
Ne diyorduk?..
Hiç asker,
Kapalıspor salonunda darbe provası yapar mı?..
Hiç asker,
Kendi vatandaşını,
Kendi camisini bombalar mı?...
Şimdi;
Bu soruların yanıtlarını bulabiliyorum!!!...
Evet!!!!..
HAİN olur sa,
İlahını başka yerlerde ararsa,
Kuşkusuz;
Kendi vatandaşını tankın paletlerine sıkıştırabilir...
En değerli mabetini dahi,
Yerle bir eder mi?..
EDER!!!!..
Öyle ise;
Kafalarımızı azıcık zorlarsak,
Karşımıza iki şık çıkacak!..
Birincisi;
Balyoz ve Ergenekon'un gerçek olup olmamasının çok net ortaya konulması gerekiyor...
Gerçekse;
Herşeye rağmen yargı tekrar başlamalı!..
Değilse
ki,
Şu an hepimiz aynı fikirdeyiz!..
Bu da emin olun çok daha büyük bir infiali doğuracaktır...
Peki;
Bu infial ne?...
Peşin söyleyeyim benimkisi bir paranoya olabilir?..
Ancak!!!!!!!...
Bana göre,
ERDENEKON ve BALYOZU ortaya atanlar,
Bugün bu hain DARBE'nin yaratıcıları olabilir...
Demem o ki;
Olmayan Ergenekon ve Balyoz'la yıllarca bizi meşgul ettiler!..
Ya!!!
Bir taşla iki kuşun peşine düştüler,
Ya da;
'Cambaza bak, cambaza' deyip,
Alçakca DARBECİ kadroyu işbaşına getirdiler!..
Ne diyeyim;
BU CENNET VATANI CEHENNEME ÇEVİRMEK İSTEYENLERİ
ALLAH BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN!..
Keto gibi olsunlar!..
Sürüm sürüm sürünsünler!..
Yorumlar
Kalan Karakter: