Allah;
Yazdıklarımızdan sual sormaz inşallah!..
Yoksa;
Anlaşılamama korkusu yer bitirir, bizi!..
Elbette;
Hepimiz hayatın çeşitli evrelerinde,
farklılıklar yaşadık, gördük!..
İnsanoğlu kendi tarihinde;
Bu farklılıkların bazılarını da 'HARİKA' yapılar olarak değerlendirdi...
Bunun içinde;
OTORİTEYİ kullandı...
Zaman harcadı...
Şimdi iyi dinleyin!..
Sayın Cumhurbaşkanımız;
Babaocağı Rize'nin bin 130 rakımlı KIBLE Dağı’nda hayırsever vatandaşların katkıları ile cami yaptırdı...
Osmanlı dönemin mimarisini anlatan ve yaklaşık 1.5 yılda inşaatı biten camimiz,
açılış için cumhurbaşkanımızı bekliyor...
Aslında;
Bu cami daha önceleri varmış...
Yangın olmuş, viran hale gelince de Sayın Erdoğan'ın talimatı ile bugünkü güzelliğine kavuşmuş...
Eser, tek kelime ile MUHTEŞEM!..
Diyeceksiniz ki;
SIKINTI NE?..
Aslında;
Caminin resmini ve konumunu görmeden benim buradan sıkıntıyı anlatmam çok zor...
Yalnız;
Şunu söyleyebilirim ki,
Bu cami,
Sizin bildiğiniz camilerden değil...
Olmasının mümkünatı yok!..
Çünkü;
En yakın yerleşim yeri ile caminin arası hayli uzak...
O yüzden;
Hayatınızdaki farklılıklardan birini burada yaşayabilirsiniz...
Peşin söyleyeyim;
Dağcılık eğitimi almamışsanız,
Camiye öyle yayan gelmeniz biraz zor!..
Bölgenin insanı olmanız sebebiyetiyle gelseniz dahi,
Pek geri döneceğinizi zannetmem!..
Yani;
Bu cami,
Biraz yemekli, yatmaklı cami!..
Biraz da;
Turistik gibi!..
Bakın;
Güzelliğine diyecek tek kelimem yok!..
Allah;
İnşallah bize de içerisinde bir rekat namaz kılmayı nasip eder!..
Ancak;
Sevgili dostlar,
Öyle böyle değil!..
Resmine bir bakın,
Şaşa kalırsınız!..
Kışın inşaatı devam ederken,
Üç işçi mahsur kalmış da,
Cumhurbaşkanın talimatı ile helikopterle zor kurtarılmış...
Düşünün artık, vaziyeti...
Kuş konmaz,
KERVANIN yolu düşmez,
Hemen hemen kimsenin ihtiyacı olmayacak bir yerde,
Böyle bir eseri sırf egoyu tatmin etmek için yaptırmanın manası ne?..
Bunları yazınca da,
Bazı aklı evveller bizi din düşmanı ilan ediyor...
Oysa;
Buraya harcanan para ile neler yapılmaz!..
Kaç garibanın derdine derman olunmaz ki?...
Sevgili dostlar!..
Sanırım bazen;
Kantarın topuzunu kaçırıyoruz...
'Vur' deyince 'Öldürmeyi' seviyoruz...
Kısaca;
Kasap misali yağı fazla bulunca nereye süreceğiz diye şaşırıyoruz...
Yorumlar
Kalan Karakter: