Ağbim,
Almış milleti karşısına,
hararetle anlatıyor...
....."Bizim MESLEK" diyor!..
Meşakkatten bahsediyor...
-Bu mürekkep var ya diyor... İnsanın eline sürülmeyi versin... Artık müptelası olur gibilerinden mesleğin zorluklarını,
Kutsallıklarını anlatıyor...
Sonra;
Mesleğin son zamanlarda dejenere olmasından 'YALAKA' basından,
Şantajdan,
Tehditten,
SAHİPSİZLİKTEN söz ediyor!..
O an!..
Ağbimi görmelisiniz!..
Ne kadar haklı olduğunu haykırmak,
Bu çilekeş yapıda verdiği mücadeleden ötürü kutlamak, kucaklamak istersiniz!..
Fakat;
O haykıran,
Mangalda kül bırakmayan ağbim,
Maalesef dışarıda,
Dut yemiş bülbül gibi!..
Bırakın;
Miskinin birine laf söylemeyi,
Burnunun ucundaki,
'Hayri...!'yi bile görmüyor!..
Görüyor da,
GÖRMÜYOR!..
Çünkü;
Bu zamana kadar, bu tür mücadeleye girmemiş...
'Aman' demiş!..
'Aman bana dokunmasın...Ben zaten dağın tepesindeyim' diye, hep geçiştirip kaçmış!..
Masaldaki canavardan korkmuş!..
Ancak;
O kaçtıkça,
Diğerleri de,
'Ben de dağın tepesindeyim...Bende...Bende...." teranesini çalmış!..
Ehh!..
Mahallenin yaramazlarına da gün doğmuş!..
Semirip DUVARLARA tırmanır olmuşlar!..
Anlayacağınız;
Korkması gerekenler,
Korkmayınca biranda çevremiz de şantajcı 'HAYRİCANLAR' oluşmuş!..
İnönü'nün,
Namussuzları gibi!..
CESARET fışkırmışlar!..
Artık;
Olay öyle bir hale gelmiş ki,
O minik,
Paçalı donlu HAYRİ,
ÖCÜ'yü oynar olmuş!..
Gitmediği yer,
Tehdit etmediği mekan bırakmamış...
Asalak geçinmeyi adeta meslek edinmiş!..
Namı Samsun'u sarmış!..
Samsun'da işadamları illallah diyor olsa da,
"HAYRİ gitmeden,
Kartviziti gidiyor..." denilmiş.
Ve herkesin sorduğu soru;
KİM BUNLAR!..
Sahi kim bu HAYRİCANLAR?..
Ne iş yaparlar,
Kimin dümenini çevirirler!..
Kime kolpayı,
Nasıl yaparlar,
Kimi nasıl tehdit ederler!..
İşadamı anlatıyor...
-Muhasebe müdürüm;
-Reklam için 'HAYRİ' diye birinin geldiğini, kartvizitini bıraktığını reklam vermemiz gerektiğini, vermediğimiz takdirde gerekeni yapacağını söyledi diyor...
-Şaşırdım...
-Kamera kayıtlarına baktım...
-Adamı tanımadım...
-Yanımdaki sekreter,
Ben bunu tanıyorum, bu HAYRİ değil, bu ....gazetesi muhabiri 'M' dedi...
-Düşünsene ağbi,
Kendi memleketimizde tehdit ediliyoruz...
-Hem de;
GAZETECİ diye geçinen zavallının birinden...
Neyse aradan bir süre geçti...
Çardakta otururken,
Ünlü bir hastanenin reklam ve halkla ilişkiler danışmanı geldi...
Aynı şeyi, farklı onlarda anlattı...
Bu kez HAYRİ yoktu!..
Bir bayandan bahsediliyordu...
O'da maşallah,
Gelip oturuyor, "Şu kadar ÇEK yazacaksınız!!!!..
YOKSA!..
Yoksa, ağbimi ara o sana söyler..." deyip, kestirip atıyormuş!!!...
Dün;
Tesadüf ya!...
Samsun Gazeteciler Cemiyeti'nin ilanını elime aldığımda,
aynı konu!..
Tereddütsüz yayınladım...
Çünkü;
Benim duyduklarımı duymuşlar, şikayetler gelmiş...
Mehmet Yazıcı da,
Cesaretle olayın üzerine gitmiş...
Hatta;
Yasal manada yardımcı olmak için MAĞDUR olanlara kendi cep telefon numarasını dahi vermiş...
Helal olsun, Mehmet'e!..
Hödük olmamış!..
Hiç tınmamış da!..
Gazete ARENA'da öyle!..
Diğerleri!!!!!...
Onların konu ile ilgili ne yaptıklarını bilemem!..
Ancak;
Mangalda kül bırakmadıklarını İYİ bilirim...
Yorumlar
Kalan Karakter: