SÜPER LİGDE ununu elemiş eleğini asmış iki takımın mücadelesinde teknik direktörlerin sezon boyunca az süre verdikleri veya hiç kullanmadıkları oyuncuları sahaya sürmesi için ideal bir maçtı.
Samsunspor’un hocası Fink de öyle yaptı.
Geri dörtlüde, Mendes-Borevkovic-Yunus Emre- Soner.
Orta sahada Yalçın-Ntcham-Diabate- Holse dörtlüsü.
İleride Elais- Marius ile ilk 45 dakikayı oynadı.
İlk oynadığında sahada seyrettiğim Diabate’nin sonradan neden süre almadığını hep merak etmişimdir.
Ayaklarını iyi kullanan, oyun görüşü tartışmasız bu futbolcu ön liberoda bile güvenilerek oynatılabileceğinden pasajlar verdi.
Bir Samsunspor atağında kendi yarı sahasının ortasında aldığı topu 50 metre sürerek Elais’le buluşturduğu top, ilk Samsunspor golü olarak tabelaya yansıdı..
Bu Alanya için şok bir goldü.
Ama ilk golün şokunu henüz üzerlerinden atamadan hatayla kaptırdıkları topu rakip ceza sahası üzerinde Ntcham ile buluşturan Marius, Samsunspor’un ikinci golünün asistini yapan oyuncu oldu.
İkinci yarıya evinde oynamanın avantajı baskılı başlamaya çalıştı ev sahibi takım sık sıkta Samsunspor kalesinde görünmeye başladı.
Etkili olamasalar da bir pozisyonda başına çarpan topla sarsılan Yunus Emre’nin sakatlığını kullanan Thorsten Fink oyuna geri dörtlünün supap ikilisi Van Drongelen ve Satka’yı alarak defans bloğunu güçlendirmeyi tercih etti.
İşe de yaradı bu değişiklik.
Defanstan çıkan olumla toplarla rakip kalede çabuk ataklarla, Marius’un, Holse’nin, Elais Tavsan’ın da içinde olduğu bir hayli fırsat yakaladı Samsunspor.
Marius ilk defa buluştuğu topları kaybetmeden olumlu kullanma çabası içerisinde gördüm ki,
Bu onun kendini geliştirme çabası içerisinde olduğunu gösteren bir oyun anlayışına yaklaşan bir gösterge olarak kabul edilmeliydi.
Dakikalar 90+1’gösterdiğinde oyun içindeki gayretinin mükafatını aldı.
Önce yardımcı hakemin yanılgısıyla attığı gol ofsayt ilan edilirken,
‘VAR’ ın müdahalesi ile haklı olarak fileleri bulan şutu Samsunspor’un üçüncü golü olarak tescil edildi.
Benim bu maçta hakkı teslim etmek istediğim bir futbolcu daha var;
Kaleci İrfan Can..
Fenerbahçe’de oynadığı sürede, o formanın verdiği özgüvenle yanlışlara imza atan bir kaleci olarak yorumladığım bir kaleciydi.
Kendisini yakından ilk kez, Madrid’de oynanan Konferedasyon Kupası maçından sonra Havalimanı’nda yakından görmek fırsatı buldum.
İki metreye yakın boyu ve iyi kullandığı ayakları ve oyun görüşüyle kaleye yakışan bir isim.
Gelecek sene Fenerbahçe bu oyuncuyu mutlaka sürekli oynayabileceği bir takıma göndermeli.
Dünkü maç, Alanyaspor karşısında alınan ilk galibiyeti temsil ediyordu.
Aslında yenilmeyecek takım yoktur.
Sadece o ana kadar alınamayan galibiyetler vardır.
Samsunspor’da bunu yaptı ve Alanyaspor karşısındaki şanssızlığını kırdı.
Maçın hakemi Ozan Ergün, genç ve iyi niyetli bir çocuk.
Yaptığı hataları bu anlamda hoş görmek lazım.
Aynen son dakikada, Alanyaspor’a ikram edilen 2 gol gibi!
Yorumlar
Kalan Karakter: