DAHA önemli bir materyal var mı Samsun için…
Şayet bir deniz kenti iseniz…
Şayet bir turizm kenti olmak iddiasındaysanız…
Şayet sertifikalı plajlara sahip olduğunuzu söylüyorsunuz…
Yakın kentin insanlarını ve kent halkını bir şekilde sahilde ağırlamak istiyorsanız…
Yapacağınız çok şey var aslında da;
Asıl yapmanız gereken temiz bir denize ve kumsala sahip olmanız gerekiyor.
Çünkü deniz tabiatın asil bir parçası.
Kendinle oynatmıyor bir kere…
Dalgalarının ulaştığı kıyı şeridinde ondan bir parça çalmaya niyetliyseniz,
İşte o zaman deniz ile kent iradesi arasında ipler kopuyor.
Anlaşmazlık baş gösteriyor.
Israr edilirse de isyan ediyor,
Celalleşiyor!
Son yıllarda sahilde yapılıp ta heder olan maddi, manevi servetin müsebbibi, denizin yapısıyla, saflığıyla oynayanlardır.
Halk tabiridir;
Deniz kendisine ait olanı geri alır.
Bu bilinen ve tarihsel bir gerçektir.
Zaman zaman duyuyorum.
Deniz dalgaları tahribat yaptı.
Tahribat dediğiniz, denizin fırtına ile dalgalanması değil.
Çünkü o dalgalar geçmişte neredeyse Bafra yoluna kadar geliyordu.
Şimdilerde ise, gelmek istese de gelemiyor.
İşte o zamanda önüne çekilen setleri darmadağın edip, geçiyor.
Çatalçam’da denizin yuttuğu 160 dönümlük yerde böyle bir yer.
Hidrolik yani su; dünyanın en büyük gücü.
Onun önünde duracak bir set yok.
Elinden alınan mecrasına yayılamayan deniz dalgaları yapması gerekeni yapıyor.
Önüne gelen her şeyi yutuyor.
Sular altında kaldığı söylenen yerlerin asıl hikayesi bu işte!
Yorumlar
Kalan Karakter: