Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'na aday olduğunu duyduğumda sevinmiştim.
Sanırım ilk arayıp, 'Hayırlı olsun' diyenlerdenim.
Türk Futbol Dünyası'nda farklı bir serüveni var İsmaik Uyanık'ın…
Benim genel kaptan ve genel sekreter olarak Samsunspor'da görev yaptığım yıllarda genç bir müteşebbis olarak ortaya çıkmıştı.
Rahmetli Sedat Çakır'ın ağabeyinin damadı olması hasebiyle de daha yakın hissetmiştik kendisini…
Futbolu seviyordu.
Yönetmeyi ise ondan daha fazla.
O nedenle bu kadar genç ve girişken birinin bizimle hiç olmazsa bir-iki dönem yönetimde olmasını arzu etmiştik.
Ama o günlerde düşünmedi.
Bizden sonra yönetici olarak başladığı yöneticilik serüveni başkanlık makamında çok uzun süre devam etti.
Merkezi yönetim yanlısı bir yönetici modeli olarak karşımıza çıktı İsmail Uyanık…
Düşüncelerini ve kararlarını ekip arkadaşlarına kabul ettirmekte de gecikmedi.
Ben onun futbol yönetim becerisini ve ilişki ağlarını öğrenmesi her zaman takdir etmişimdir.
Kendisinde karşı çıktığım husus ise, yönetim ve yönetme biçimidir.
Bu nedenle sanki ayrı düşünen iki insanmışız gibi hep lanse ve dikte ettirilmeye çalışıldık.
1994 senesinde burada açıklamak istemediğim nedenlerle kongrede karşısına başkan adayı olarak çıktım.
Niyetim seçilmek, başkanlık etmek değildi.
Ama bir gerçek var ki istesem de o günkü İsmail Uyanık'tan başkanlığı almam mümkün değildi.
Yıllar birbirimizin becerisini tartmak ve gerçek kişiliklerimizi tanımak fırsatı verdi.
Bir husus hariç!
Hiçbir zaman bir araya gelip beraber çalışmak fırsatımız olmadı.
Bunu istemedik değil elbette…
Ama ikimizin bir arada olacağı bir yönetim çok kişiyi silikleştirebilir, yok saydırabilirdi.
Sanırım bu nedenle de kendilerini yok saydırabilecek böyle bir kararı almaması için Uyanık'a etki edenler olmuştur.
Bu durum Samsunspor ve Türk futbolu hakkında ortak görüşlere sahip olmamamızı engelleyememiştir.
Çoğu zaman aynı dili kullanan futbol adamları olarak ortak noktalarımız mevcut ve çoktur.
Salt bu nedenle bile kendisinin Futbol Federasyonu Başkanı olma hamlesini gönülden destekledim.
Onun gibi radikal kararları gözünü kırpmadan alacak yöneticilere ihtiyaç vardı.
Var olan bir başka şey ise;
Siyasetin futbol dünyası üzerindeki etkisi.
Maddi nemalandırmalardan vazgeçemeyenlerin desteklediği bu düşünce kimseye eyvallah demeden yönetecek yöneticilere geçit vermezdi.
İsmail Uyanık da bunu fark etti.
Bugün adaylığını geri çekmesinin nedeni budur diye düşünüyorum.
Bizden birinin bu makama erişmesini kim istemez ki?
Açıkçası üzüldüm…
Yorumlar
Kalan Karakter: