BAŞTAN sona seyretmesi eziyet ve acı veren bir doksan dakika izledik.
Hatta öyle ki bu maçın yorumunu yazmak dahi istemedim.
Zira Samsunspor adına bu sezon artık yazılacak bir şey kalmadı.
Daha ilk yarı futboluyla sezona havlu attığını gösteren ve kabul eden bir kırmızı-beyazlı futbolcu topluluğu izledik.
İsim isim kimseyi yazmaya gerek yok.
Çünkü adından bahsedebileceğim bir futbolcu yok.
Başlangıç tempoları ve sonrasıyla Manisaspor’a adeta teslim olan ve gel beni yen diyen bir anlayış vardı.
Sezon başından beri ha bugün, ha yarın diyerek bekledi taraftarı…
Ne için?
Bir gün bu takım yerini fark edecek ve sahaya çıktığı zaman rakibini titretecek.
Ama bırakın rakibi titretmeyi ve korku salmayı karşısına çıkan her rakibe ‘ben artık eski Samsunspor değilim, bu ligi geçecek gücüm yok’ mesajını her maçta hissettirdi.
Önce direkt süper lige çıkacak ilk ikiyi uzaklarda bıraktığı gibi sonraki haftalarda da play-off grubunda kalmayı bile düşünmeyen bir oyuncu grubu sezonu taraftarlarına haram etti.
Bir takım hiç mi bir taktiksel anlayışı bu kadar zaman içinde benimsemez.
Birlikte oyun anlayışını öne çıkartıp, rakiplerine hissettirmez.
Milli arada biraz olsun bu anlayışı yakalayacak bir çalışma yapacaklarını ve sonrası için en azından bir play-off fırsatını yakalayabileceklerin düşünmüştüm ama yanılmışım.
Hocasından sahadaki oyuncusuna, yedek kulübesine kadar kafaca hazır olmayan, hedefe kilitlenmeyen bir anlayışla bugünkü durumdalar.
Ben en çok, futbol camiasında yeni olmasına rağmen kalbiyle, hayalleriyle, maddi birikimiyle bu kulübü ayakta tutmaya çalışan Samsunspor başkanına üzülüyorum.
Samsunspor için bir fırsattı Yüksel Yıldırım.
İnanıyorum ki, en büyük hayal kırıklığını o yaşıyor.
Onun hislerini, düşlerini yüreklerinde yaşatamayanlarda bugün Samsunspor’u bir sıra takımı hüviyetini yakıştırıyor.
‘Yazılacak ne var’ dedim yazımın başında.
Aslında var;
Kaybedilmiş bir sezon ve sezon boyunca kırmızı-beyaz ruhu taşımayan sayesinde,
ŞAH ve MAT!
Yorumlar
Kalan Karakter: