Yılport Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, Skyspor'da Vahap Munyar'un sunduğu Loca Sohbetleri programda önemli açıklamalarda bulundu. Yüksel Yıldırım, Samsunspor'u neden satın aldığını, Süper Lig'deki hedeflerini, yaşadığı zorlukları, oyuncular ve teknik direktörlerle olan iletişimlerini açıkladı.
"SAMSUNSPOR AMATÖRE DÜŞECEKTİ"
Samsunspor'un çocukluk takımı olduğunu ifade eden Başkan Yüksel Yıldırım, "Samsun'da büyümüş bir iş adamıyım. Samsunspor benim çocukluk takımım. Yıllarca takip ettik ama öyle bir noktaya geldi ki, Samsunspor tarihinde eski deyimle 3. Lig'e şimdi 2. Lig' tarihinde ilk defa düştü. Kayyum vardı, kayyum bıraktı. Şehir bıraktı. Takım sahipsiz kalmıştı. 1,5 milyon Türk Lirası o zamanın parasıyla bulamadılar. Oyuncular terk etti gitti. Kulüp aynı Eskişehirspor, Gaziantepspor, Manisaspor ve Karabükspor gibi yer çekiminin gücüyle aşağı doğru gidip Bölgesel Amatör Lig'e gidecekti. O zamanlar arkadaşım İsmail Uyanık ve rahmetli Mustafa Kemal Erkanat geldi. Benim bu takıma sahip çıkmam gerektiğini, Samsun'da hiçbir kimsenin bunu yapacak gücü yok anca Türkiye'de yapacak bir kişi var. Onun da ben olduğumu söylediler ve vaktim olsa da ikna ettiler. İsmail Uyanık ve Mustafa Kemal Erkanat ikisi beraber yönetecekti kulübü. Ben finansal destek yapacaktım." diye konuştu.
"TARAFTARIN İSTEĞİNE KULAK VERDİK"
Yüksel Yıldırım, Samsunspor ile 5 senelik bir sahiplik döneminde iki tane futbolda şampiyonluk yaşadığını hatırlatarak, "TFF 2. Lig ve 1. Lig'de bir de basketbol takımını 3 yıl içinde Süper Lig'e çıkardık. Dernek tarafında başkanlık yapıyorum basketbolda da. Bunu Anadolu'da yapmış başkan hemen hemen yok. Bütün bunlar şampiyon olduğunuzda güzel. Benim de ilk 5 senede öğrendiğim çıraklık ve kalfalık döneminden, ustalık dönemine geçiş dönemim başlıyor. Süper Lig kurtlar sofrası. Hiç kimsenin birbirine acıması yok. Dost gibi görünüp herkes birbirinin düşmanı. Ayağını kaydırıyor. Bizi Samsunspor'u şampiyon yapan Hüseyin Eroğlu ile başlama kararı aldık. Çünkü hocam hak etmişti. Umduğumuz gibi gitmedi. Hedef koyduk 10'unculuk için. Bu sene ilk 3 hafta takım iyi performans vermeyince hocayla konuştuk bazı değişiklikler yapma kararı aldık. Onlar da olmayınca benim acemiliğim, onun acemiliği, Samsun'daki sabırsızlık, her şey bir anda kulübü bir kaosa doğru itti. Taraftar hocayı istemedi biz de her ne kadar bu kulüpte başkan da olsak taraftarın isteklerine kulak veriyoruz. Taraftar istediği her şey yapılmıyor ama kulak veriyoruz doğru olanları da yapıyoruz.
"TEKNİK DİREKTÖRLE HAFTALIK GÖRÜŞME YAPIYORUM"
Teknik direktörle haftalık iletişim kurduğunu ifade eden Yüksel Yıldırım, "Burası dernek değil. Ben seçilmiş bir başkan değilim. Kulübün sahibiyim. Antrenmanları hiç görmüyorum. İşlerimden dolayı yurt dışındayın, İstanbul'dayım. Takım Samsun'da. Mecburen hocayı da ortada bırakmamak için haftada bir futbol sohbeti yapıyoruz. Önümüzdeki haftasonu düşüncelerinin değerlendirmesi, nasıl bir sistem, kadro yapılanması, bunu genellikle takımın hocası kafasında Cuma günü belirler. Cumartesi günü oturur sohbet ederiz. Böyle oynayacağım. Tamam hocam şu oyuncuyu niye düşünmüyorsun? Bunu düşünüyorsun merak ediyorum diye sorarım. Değerli oyuncu, milli oyuncu, çok para verdiğin oyuncu var. Kenarda oturuyor merak ediyorsun. İşte daha henüz hazır değil ya da sakat diyor. Bugünkü oyun planımda yok diyor. Ben de dinliyorum. Hocam şunu da düşündün mü diyorum. Mesela hocanın düşüncesini böyle esnetmek için. Çünkü biz tribünden daha geniş açıdan bakıyoruz. Sahayı bütün görüyoruz. Onlar kulübede yatay görüyor. Biz yukarıdan üç boyutlu görüyoruz. Maçtan sonra da bir gün iki gün geçiyor. Tekrar hocayı arıyorum. Hocam ne yanlış gitti ya da ne doğru gitti bunu anlat. Önümüzdeki hafta bunu nasıl yapacağız. Tüm iş dünyası da böyle çalışıyor. Ben hesap soran taraftayım hesap veren tarafta değilim. Patronum. Teknik direktör benim çalışanım. Bir direktörüm yani şirkette bir direktör. Altında yardımcıları ve oyuncular var." şeklinde konuştu.
"OYUNCUNUN PARASINA VE FORMASINA DOKUNURSAN NEFRET EDİYOR"
Futbolcuların zaman zaman kendisini aradığını dile getiren Başkan Yıldırım, "Ben gidip oyuncularla bir konuşma yapmam. Bazen oyuncular mecbur kalıyor beni arıyorlar. Ya bir para konusunda ya da şikayetleri oluyor. Çalışıyorum, mutlu değilim oynayamıyorum, gitmek istiyorum ya da bu takımda hiç oynayamayacağımı niye geldim gibi. Ben de anladım seni benim yetkim yok. Hocayı arayacağım. Seni çağıracak, özel konuşacak. İkinizin arasında karışmam. Yaptığım iş bu. Öyle bu işin göbeğinde olayım. Kadroyu yapayım. Soyunma odasına telefon açayım. Devre arasında müdahale edeyim falan yok. Hayatımda 5 sene içinde iki kere girdim soyunma odasına. Eyüpspor ve Manisaspor galibiyetleri sonrası ikisinde de para için çağırdılar. Sen 25'i 50 yapıyorsun, onlar 100 diyor. Yani bu futbolcular sırf paracı. Futbolcuların bir parasını almayacaksın, iki formasını almayacaksın. Bu ikisini aldığın an futbolcu senden nefret ediyor. Kulüpten nefret ediyor. Bir sürü şey öğreniyorum. Dünyayı çok gezerim. Çok okurum. Üniversitelerle ilişkilerim çok ama bunları üniversitelerde öğrenemiyorsun. Burada apayrı bir eğitim. Hakikaten hep söylerim. 1 milyon dolar para ver Harvard Business School'a git Stanford git bunları öğrenemezsin. Futbol bir sektör oldu. Üniversiteden yetişmiş insanların bu sektörün içine yönetici olarak gelip başka bir bakış açısıyla ve bilimsel baktığında futbol çok daha yukarı gidecek. Bugün bakıyorsunuz basketbolun, voleybolun, tenisin, golfün yani seyircileriyle futbol apayrı bir dünya. Birisi Venüs birisi Mars. O kadar farklı. Açık ve net söylüyorum." dedi.
"YEREL YÖNETİMLERİN DESTEKLEMESİ GEREKİR"
Yıldırım, Samsunspor'un Süper Lig'e çıkmasıyla şehre katkısına dikkat çekerek, "Kulübün şehre katkısı o kadar fazla ki. Fenerbahçe maçında 34 bin taraftar tribündeydi. Rağbet görmeyen oteller doldu. Ulaşımdan, köftecisi, bakkalına, börekçisi, restorancı herkese bir katma değeri var. Onun için futbol dünyanın birçok yerinde de yerel yönetimler tarafından destekleniyor ama maalesef Samsun'da bu yok. Eskiden Samsunspor kapı kapı dolaşıp para isteyen bir kulüpken bugün para veren bir kulüp oldu. Depremde yani 10 milyon küsür bağışı yaptım. Şuanda Samsunspor'da 1 lira para kazanmıyorum. Süper Lig'e gelene kadarki 5 yılda 20 milyon euroya yakın borç vardı. Faizler bindi üstüne kur farklarıyla filan. Üstüne akademi yaptım. Tesisleri yeniledim. Stadyumun çimleri bakımını yapıyorum. Hem alt yapıya hem A takımına otobüsleri yoktu hurdaydı gittim otobüs aldım. Sonra eski iki tane otobüs altyapıya yeniledik tamir ettik. Samsunspor'un tesisleşmesi bitti. Avrupa'dan gelenler eski bilinen futbolcular, gelip bizim hem A takım tesisini, akademiyi hem de stadımızı görünce, 'Başkan sen Avrupa kulübü olmuşsun' diyor. Her şeyi yaptık aynı Aziz Yıldırım başkan gibi testisleşme bitti. Şimdi sportif başarı buna odaklanıyorum." şeklinde konuştu.
"KÜME DÜŞMENİN MALİYETİ 40 MİLYON EURO"
Süper Lig'den düşmenin maliyetinin 40 milyon euro olduğunu dile getiren Yüksel Yıldırım, "Hep planlı çalışan bir iş adamıyım. Amerika'da ve Japonlarla çalışarak öğrendiğim bu. 5 yıllık planda biz 3 yıl içinde Süper Lig'de olacaktık. 5 yılın sonunda da Avrupa'ya gitmeye çalışan veya Avrupa'ya giden takım olalım diye yola çıktık. 2. Lig'de bir kaza yılımız oldu. Pandemi 1 yıl ve bizim hatamızdan bir yıl toplam 3 yıllık kayıpla Süper Lig'e geldik. Bu sezon ilk 10'un içinde olursak bu bizim için başarı. Olamayıp ligde kalırsak bu bizim için kötü sonuç değil ama başarılı da değil. Fakat küme düşersek Allah korusun işte o zaman sınıfta kalırız başarısızız. Başarısızlığın maliyeti bana yani 30-40 milyon euroya patlar. Küme düşmenin hesaplarını yaptım. Ben hesap adamıyım. Bunu da nereden böyle çıktığını açık her rakamlarına kadar veririm. Demek ki benim küme düşmemem lazım. Onun için ne yapmam gerektiğini gece gündüz burada tek başıma planlıyorum." diye konuştu.
"RİZESPOR MAÇI SONRASI SİNİRDEN SABAHA KADAR UYUYAMADIM"
Sahibi olduğu kulüp sayısını 6'ya çıkartmayı hedeflediğini belirten Yüksel Yıldırım, "Fransa 2. Ligi'nden Dunkirk'ü satın aldım. Şimdi iki kulübüm var. Hedefimde 6'ya çıkartmak. Dunkirk'ü aldım hocayı değiştirdik gelen hocayla hiç konuşmadım. Oyuncuları bilmiyorum. Takımı sayamam. Türkiye'de Samsunspor'u say desen belki 30 oyuncunun 30'unu da sayarım. Burada başkanlık değil her şeyi yapman gerekiyor. Çöpçülük ve çaycılık bile neredeyse benden bekleniyor. Orada daha profesyonel bir yönetim var. Türkiye'de insanlar sabır yok. Büyük ümitlerle getirdiğin hoca ile oyuncu kimyası tutmuyor. Bazen olmuyor. Oklar sana dönüyor. Çok sabırlı bir adamım. Japonlarla çalıştım. Sabır nedir bilirim. Planlama, uzun dönem nedir bilirim ama kanım Türk kanı. Yani bir yere kadar. İnsanlar hakaretin boyutunu aşıyor. Aile işin içine giriyor. İnsan üzülüyor. Salak biri değilim ki paramı, vaktimi, enerjimi, sağlığımı her şeyimi başarısızlık için harcayacağım. Böyle bir şey olabilir mi? Rizespor'a yenildik. Sabah 6'ya kadar uyuyamadım sinirimden. 10 kişilik bir takımı nasıl yenemedik diye. En fazla üzülen benim. Bir de üstüne sosyal medyada 'Bizi aleme rezil ettiniz. İstifa'. Ya ben ne yap yapacağım sahaya çıkıp ben mi oynayacağım." şeklinde konuştu.
"SAMSUNSPOR'U ALIRKEN ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE DEĞİLDİ"
Samunspor'u Şampiyonlar Ligi oynarken almadığının altını çizen Yüksel Yıldırım, "Samsunspor, Real Madrid değildi. 2. Lig'de parası yok, borçlar kapıda, hacizler gelmiş amatöre giderken aldım. Bir tane benim gibi babayiğit Samsun'dan çıkmadı. Samsunspor nereye gidiyor, sahipsiz derken sahipli bir kulüp oldu. Süper Lig'e çıktı. İnsaf ya daha futbolun içinde yeniyiz. Şehri birleştirdik. Her şeyi yaptık. Proje bir hedef koyuyoruz. Boş konuşmuyoruz. Seçilmiş bir başkan değilim ki yalandan şov yapayım. Gaz vereyim insanlara." diye sözlerini tamamladı.
Yorumlar 20
Kalan Karakter: