Türkiye'de tarımın kalmadığını savunan Kılıçdaroğlu "Tütünümüz, sigaralarımız vardı bir ara. Milli sigaralarımız, tütün kaldı mı? Pamuk kalmadı. İki Trakya büyüklüğünde alan şu anda ekilmiyor. 3 yıl önce tarım politikası sonucu 'saman ithal ederiz, deseydiniz' inanmazdınız. Ama bugün saman ithal eder hale geldi. Çiftçi doğru tercihini kullanmayacak, sonra bana şikayet edecek, ‘Ben mahvoldum’ diye. Futbol kulübü tutar gibi siyasi parti tutulmaz. Senin çıkarını savunmuyorsa desteklemeyeceksin. Fındık üreticisi kime destek veriyor. Kendi alın terini peşkeş çeken kesime destek veriyor. Olmaz yanlış var bu işte. Sakarya ovası gibi bereketli topraklarda fındığın ne işi var? Stratejik ürün denen bir kavram vardır. Bu ürünlerle ilgili devletlerin özel politikaları olur. O zaman toplumun refah seviyesinin artışıyla birlikte o ürünü üretenlerin de refah seviyesini artırmanız lazım. Veraset yoluyla bütün arsalar parçalandı, bölündü. Fındık ana ürün olmaktan çıktı, tali gelir kaynağı oldu. Önlemi devlet alacak ama almıyor. Aşama aşama ürün yok oluyor" diye konuştu.
"Sorunlarımızın temel nedeni siyasetçilerin halkı değil, kendilerini ve yandaşlarını düşünmesinden kaynaklanıyor" diyen Kılıçdaroğlu "Sorunların sebebi biziz. Siyaset yapanlardır. Atama bekleyen 300 bin öğrenci var. Kendinize bin odalı saray yapana kadar bin derslik yapsaydınız ya. O parayla en az 20 bin derslik yapılırdı. Yazık günah değil mi? Bun para sizlerin parası. Dünyanın başka ülkelerinde bir ülkede yolsuzluk yapan siyasetçi o kurumda barınamaz. Bizim ülkemizde yolsuzluk yaptığın sürece büyüyorsun daha üst makamlara geliyorsun. Bizim kültürümüzde, inancımızda böyle bir şey yok. Kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu öğrettiler bize. Biz en büyük günahı işleyenleri en büyük yerlere getiriyoruz. Tekerleği bulmak için insanoğlu 3 milyon yıl uğraşmıştır. Şimdi her saniyede birden fazla buluş var. Soru şu? Türkiye’de bin kişiye kaç buluş düşüyor? Sadece 9. Güneş Kore’de bin kişiye 549. Neden Güney Kore otomobil üretiyor, neden Samsung gibi bir markası var daha iyi anlaşılıyor. Bilgi ekonomisi. Treni kaçırırsak bir daha yakalayamayız. Treni kaçırmamak bizim elimizde. Tercihlerimizi, eğitim sistemini değiştireceğiz. Eğitim sorgulama üzerine inşa edilmek zorundadır. Bizim insanımız yaratıcıdır, zekidir. Yeter ki onu doğru tercihlere yönlendirelim" şeklinde konuştu
Yorumlar
Kalan Karakter: