Samsun'un İlkadım ilçesinde eğitim öğretim faaliyeti verilen Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ndeki (MTAL) öğrencilerden Gazete Gerçek'e özel röportaj serisi başlıyor. Danışman öğretmen İsa Abanoz'un desteğiyle gerçekleştirilen röportajların ilkinde Atakum MTAL öğrencisi Aleyna Karabiber, okulun Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Cengiz Yazgan'a sorularını yönetti.
"EN BÜYÜK KAZANÇ ÖĞRENCİLERE REHBERLİK ETMEK"
25 yıllık meslek hayatında öğrencilerine rehberlik etmeyi ve onlara yön vermeyi en büyük kazanç olarak gören Yazgan, edebiyat sevgisinin onu öğretmenliğe yönlendirdiğini belirtti. İyi bir dinleyici olarak kendisini tanımlayan Cengiz Yazgan, eğitimin öğrenci merkezli olması gerektiğini vurgulayarak, gençlere sevdikleri mesleği yapmaları tavsiyesinde bulundu. İşte Cengiz Yazgan'ın Aleyna Karabiber'in sorularına verdiği içten yanıtlar...
1) Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
-2000 yılından beri edebiyat öğretmenliği yapıyorum. İlkokulu doğduğum köy olan Balaç Köyü’nde okudum. İlk görev yerim Artvin’in Yusufeli ilçesiydi. Orada ortaokulun 2. kademe kısmında 4 yıl Türkçe öğretmenliği yaptım. Daha sonra Samsun’un Asarcık İlçesi’nde 4 yıl Türkçe öğretmeni olarak görev yaptım. Şu anda görev yaptığım Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’nde 2011 yılından beri edebiyat öğretmenliği yapıyorum.
2) Neden öğretmenlik mesleğini seçtiniz?
-Çünkü edebiyatı, okumayı, şiir dinlemeyi, insanlara bilgi aktarmayı seviyorum. Bu nedenle öğretmenlik mesleğini seçtim.

3) Kendinizi 3 kelimeyle tanımlar mısınız?
-İlk olarak ben kendimin öğrencilere kıyamayan birisi olduğumu düşünüyorum, bundan dolayı öğrencilerimin gözünde merhametli biri olabilirim. Öğrencilerimi iyi dinleyen biri olduğumu düşünüyorum, onları dinlediğimden dolayı sorunlarını çözme anlamında yardım edebildiğimi düşünüyorum. Bu yüzden kendimi öğrencilerimin gözünde merhametli, iyi bir dinleyici ve yardımsever olarak tanımlayabilirim.
4) Çocukluğunuzda nasıl bir öğrenciydiniz?
-Çocuklumda oldukça meraklıydım. Kimsenin sormadığı, aklına gelmeyen soruları sorardım. Çabuk sıkılan bir çocuktum, sonunu bildiğimi düşündüğüm şeylerin tekrar tekrar söylenmesi beni yorardı ve sıkılmama sebep olurdu.
5) Size göre ideal bir öğretmen nasıl olmalıdır?
-Bana göre ideal bir öğretmen öğrencilerini dinleyen, anlayan, onların sorunlarına çözüm arayan ve onlara tam anlamıyla rehberlik yapan birisi olmalıdır. Bilgi telafi edilebilir ama kaybedilen bir öğrenci olursa o asla telafi edilemez.
6) Eğitimci olmaktan memnun musunuz, eğitimciliğin iyi ve kötü yanları sizce nelerdir?
-Eğitimci olmaktan son derece memnunum, bu meslekte dile kolay tam 25 yılım geçmiş. Güzel olan tarafı insanlara yön vermiş olmak, bu çok güzel bir duygu. Kötü tarafı ise öğrencilerimin yaşamış olduğu olumsuzlukların insanı yorması.
7) Kitap okumayı sever misiniz, en son okuduğunuz kitap nedir?
-Kitap okumayı severim, şu anda John Steinbeck’in yazmış olduğu Fareler ve İnsanlar adlı kitabını okuyorum, ne kadar çok kelime bilirsek o kadar engin ve kapsamlı düşünürüz, dolayısıyla kitap okumayan bir insan sığ bir deniz demektir.
8) Başınıza gelmiş ders verici bir olay oldu mu, bunu bizimle paylaşır mısınız?
-Bundan birkaç sene önce, şu anda mezun olmuş, dersine girdiğim 10. sınıftaki bir öğrencim sürekli olarak vücuduna zarar veriyordu ve sürekli intihar etmekten bahsediyordu. Rehberlik servisine giden bu öğrencim yaşadığı birtakım olumsuzluklardan dolayı böyle davranıyordu. Tabii daha sonra onunla konuşa konuşa, onu dinleye dinleye, ona öğütler vere vere onun bu davranışlarından vazgeçmesine yardım ettim. Yaşadıklarında kendisinin kabahati olmadığını ona sıklıkla söylemiştim, o da bunu anlayıp kabul ederek yeniden hayata döndü. Yani insanlar bazı konularda hata yapmış olsalar bile hatalarını kabul ederlerse yeniden hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler. Çünkü biz her zaman güzellikler içinde yaşamıyoruz. Bazen olumsuz olaylar üst üste gelebiliyor. Ama sonuç olarak şu an için kendimize öğütler vermeliyiz, biz bu hayatta her şeyle, her olumsuz olayla karşılaşabiliriz, ama be olursa olsun bu hayatı devam ettirmek zorundayız.
9) Yapmaktan hoşlandığınız hobileriniz nelerdir?
-Son zamanlarda küçük bir köpeğim var, onunla ilgileniyorum. Toprakla uğraşıyorum, bazen fidan dikiyorum. Hayvanları çok seviyorum, onlarla zaman geçirmek, okumak ve yazmak sevdiğim uğraşlar.
10) Öğrencilik yıllarınızda en sevdiğiniz ders neydi?
-En çok sevdiğim ders edebiyattı.
11) İnsanlarda asla tahammül edemediğiniz şeyler nelerdir?
-Asla tahammül edemediğim ilk şey yalan konuşmaları ve samimiyetsiz davranışları.
12) Hayattan beklentiniz nedir, bir hayaliniz var mı?
-İstediğim zaman insanlardan uzaklaşabilme imkanına sahip olmak isterdim. Bir kulübe, tek katlı bir ev ve bağ bahçe işleriyle uğraşarak zaman geçirmek hayalim.
13) Hâlâ pişmanlığını duyduğunuz bir şey var mı?
-Çok açık sözlü olmak insana zarar verebiliyor. Çok açık sözlü olduğumuzda insanlar bunu farklı şekilde kullanabiliyor. O yüzden ben kendi hayatım konusunda fazla açık sözlü olmaktan bazen pişmanlık duyabiliyorum.
14) Öğretmenlik dışında bir meslek seçmeniz gerekseydi bu ne olurdu?
-Asker olmak isterdim.
15) Bir eğitimci olarak eğitim sistemini nasıl buluyorsunuz, sizce düzeltilmesi gereken yanları var mı?
-Tabii ki var. Her ne kadar öğrenci merkezli bir anlayışın olduğu söylense de bu öğrenci merkezli anlayışın içerisinde öğrencinin pek bir yeri yok bence. Öğrenciye sorularak ve öğrencinin fikri alınarak, yaparak ve yaşayarak öğrenerek eğitim sistemi daha iyi bir hale getirilebilir.
16) Son olarak, buradan gençlere bir tavsiye verecek olsanız bu olurdu?
-Hayatta her zaman istedikleri işi yapmalarını tavsiye ederdim. Birilerinin “Bu işi yapmalısın.” dediği için değil de gerçekten bir işi istedikleri için, sevdikleri için yapmalarını söylerdim, hayatta her zaman mutlu oldukları işi yapmalarını tavsiye ederdim.
Yorumlar 2
Kalan Karakter: