NEET (ne eğitimde ne istihdamda) olan gençlerin haklarına erişimini inceleyen raporda, Türkiye’de 15-29 yaş aralığında her dört gençten birinin eğitimde ve istihdamda yer almadığı belirtiliyor. Raporda, 22-30 yaş arası üniversite mezunu gençlerin deneyimlerine yer veriliyor ve Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülke olarak vurgulanıyor.
EĞİTİMDE DEĞERSİZLİK SORUNU DERİNLEŞİYOR
Raporda, gençlerin eğitim düzeyinin NEET olma eğilimini etkilediği ve yüksek eğitim seviyesi tamamlayanların daha yüksek NEET oranına sahip olduğu belirtiliyor. TÜİK 2020 verilerine göre, Türkiye’de lise altındaki eğitim düzeyindeki bireylerin yüzde 22’si, yükseköğrenim mezunlarının ise yüzde 32’si NEET durumunda.
Eğitim, çocukların ve gençlerin gelecekteki yaşamlarını değiştirmek için bir umutken, yoksulluk ve işsizlik gibi sorunlar bu umudu ortadan kaldırdı. Siyasi iktidarın söylemleriyle eğitimin değersizleştirilmesi amaçlandı; bakanın "herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil" demesi gibi ifadelerle bu sürece katkı sağlandı. Eğitim paralı hale getirildi ve yoksulluk nedeniyle pek çok genç okuldan koptu.
MEB, bütçe yok diyerek kampüs okul projesini hayata geçiriyor. Ekim ayı başında bakan, Esenyurt’ta inşa edilen yeni okulların açılışının Kasım’da yapılacağını duyurdu ve kademeli olarak mevcut okulların buraya taşınacağını söyledi.
MEB’İN KAMPÜS OKUL PROJESİ
MEB’in eğitim kampüsleri yönergesine göre, özel okullar bir işletme mantığıyla çalıştırılacak. Yönergede, okul ihtiyaçlarının kampüs bünyesindeki ortak alanlar ve tesislerden elde edilen kira gelirleriyle karşılanacağı belirtiliyor. Kampüs içindeki okul ve kurumların kira gelirlerinin yüzde 80’i okul aile birliklerine, yüzde 20’si ise kampüs müdürlüğüne aktarılacak.
Ayrıca, kampüsteki okullar kendi binalarının elektrik, su gibi aboneliklerini kendi adlarına yapacak, diğer tesislerin giderleri kampüs müdürlüğü tarafından karşılanacak. En kritik madde ise tüm kamu hizmetlerinin özel sektör aracılığıyla yapılabileceği; güvenlik, temizlik ve yemek hizmetlerinin hizmet satın alınarak özel sektöre devredileceği yönündedir. Bu durum, kamu hizmetlerinin tasfiye edilmesi ve eğitimde paralı hizmetlerin artması anlamına geliyor.
Bu proje yeni soruları da beraberinde getiriyor. Mevcut okullar buraya taşındığında, bu okulların bulunduğu alanlar için ne planlanıyor? Eylül 2023’te Bursa’da bir müteahhit, kamu arazisini alarak iki okulu satışa çıkardı.
KAMU EĞİTİMİ PİYASALAŞIYOR MU?
Okulun temel özelliklerinden biri, ulaşılabilir ve öğrencilerin yaşadığı yerle iç içe olmasıdır. Ancak, taşımalı eğitimin sınırlandırılması ve kampüs okullarına yapılan yurtların paralı hale getirilmesi, birçok çocuğun okuldan kopmasına yol açabilir.
Bu proje, merkezi yerlerdeki liselerin arazilerinin satılığa çıkarılmasını gündeme getiriyor. Kampüs okulları, şehir hastanelerindeki gibi kamusal eğitim hakkını piyasalaştırma modelini benimsiyor.
Özel okullaşma, halkın kaynaklarıyla yüzde 24 seviyesine ulaştı ve kamu okulları yarı özelleştirildi. Kampüs okul projesiyle devlet, eğitim hizmetlerini özelleştirirken, tüm çocukların eşit ve parasız eğitim hakkını ihlal ediyor. Bu durum, okul terklerini artırıyor ve çocuk işçiliğini yaygınlaştırıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: