Samsun Çarşambalı dizi, sinema oyuncusu, senarist ve yönetmen Sadi Celil Cengiz ile sinema sektöründen kitaplara, Ferhan Şensoy’dan sinema emekçilerine uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik, buyrunuz…
Recep Miraç ÖZTÜRK: Sinema sence politik midir?
Sadi Celil Cengiz: Bence hayatın her alanı politik, politikanın dışında bir hayat ben kendi bakış açımdan bakınca düşünemiyorum. Yani hayatta her şey politiktir bence. Dolayısıyla oyunculuk da onu içerir.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Bunda amcanın da etkisi var mı?
Sadi Celil Cengiz: Kesinlikle var bence. Ama daha sonra, üniversiteden sonra aslında, mezun olduktan sonra daha politikleştiğim bir dönem oldu. O dönemki çevrem, o dönemki konjonktürün daha fazla etkisi vardır. Ama tabii ki de amcamın etkisi de fazlasıyla var.

“HAYATA DAİR HER ŞEY POLİTİKTİR”
Recep Miraç ÖZTÜRK: Şimdiki Türk sinemasını politik kulvarda sayabilir miyiz? Bundan kastım aslında son 20 yıllık süreç diyebiliriz…
Sadi Celil Cengiz: Yani şöyle, aslında çok da genel konuşacağım ama hayata dair her şey politik. Dolayısıyla yekten “Türk sineması son 20 yıldır politik değildir” demek yanlış olur. Ama tabii daha güçlü, daha işçi sınıfının yanında duran, daha sınıf mücadelesini önceleyen bir sinemamız vardı bir zamanlar. Şimdi o sinema daha küçük bir kitleye hitap ediyor diyebilirim. Daha küçüldü. Önceleri daha geniş kitlelere hitap ederken, şimdi bir avuç insanın ilgisinde kaldı. O anlamda bir gerileme olabilir ama hiçbir filmi de “politik değildir” diye bir kenara atmaya gerek yok yani.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Anladım. Peki, çok popüler işler yapılıyor. Bu popüler işler içerisinde mesela, bazen sen de bulunabiliyorsun. Sinema anlamında söylüyorum, burada, “bu popüler bir iş ama yine de var olmak lazım” tarzından mı bakıyorsun? Yani her koşulu değerlendirmek gerekir mantığıyla bakıyor musun?
Sadi Celil Cengiz: Her zaman maddi olarak o kadar güçlü durumda olmuyorum. Bazen tercihim birinci önceliğim maddi koşullar olabiliyor. Ama sonuçta her ne olursa olsun mantığıyla bir filmde oynamam. Yani o filmin sözlerinde eğer benim hayattaki duruşuma, yaşantıma çok ters, çok aykırı bir durum varsa ya senaryoda düzeltilmesini isterim ya da o işte olmam.
“PANDEMİYİ SENİNLE GEÇİRDİK”
Ama her zaman senaryo anlamında, karakter anlamında içine sinen şeylerde oynadım mı dersen bu çok az oyuncu için mümkün. Çok büyük starlar için bile bazen mümkün olmayabiliyor. Onların da başka kaygıları olabiliyor. Ama şöyle mutluyum, bir gün biri beni çevirdi yoldan ve şey dedi, “ya dedi, biz pandemiyi seninle geçirdik” dedi. Yani o zaman şey dedim, oynadığım işleri küçümsememe gerek yok. En azından insanları güldürmüşüz, bu da bir şeydir dedim. Bilmiyorum kendime oturtmak mı ya da... O amca bana şunu verdi, yaptığım işlerle ilgili bir meşruiyet kazandırdı kafamda.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Senin kısa film geçmişin çok iyi, hem yönetmen hem senaristsin hem de oyuncusun bu mecrada. Bildiğim kadarıyla 60 kısa filmde oynadın. Ben de bunları takip ediyorum. Senin için ayrı bir yeri var sanırım kısa filmin?
Sadi Celil Cengiz: Evet, 60’a yakın ve belki de daha fazla kısa filmde oynadım. Daha çok oradaki amacım kısa film çekmeyi öğrenmek ve bunu bir uzun metraj film çekimine ve senaryosuna dönüştürmekti. O anlamda o dönemde oyuncu çok bulunamıyordu kısa filmlerde. Ben de oynuyordum. Yani seti öğrenmek, set disiplinini, tekniğini, mantığını öğrenmek için yaklaşık 60’a yakın kısa filmde oynadım. 7 tane film yazıp yönettim. Ödüllerim var. Adres soran adam var mesela, ödül aldığım. En son 2007 yılında onu çekmiştim. Ondan beri herhangi bir yönetmenlik girişimim olmadı. Ama yazdığım bir senaryo filme çekildi, Olaylar Olaylar. Uzun metraj bir filmdi. Vizyona girdi. Vizyonda bekleneni alamadı. Ama sonuçta memleketimizde bir iz bıraktık. Çarşamba’da geçti film. Köyümde geçti bir kısmı da. O anlamda memnunum. Onun haricinde film istediğimiz gibi olmadı diyelim.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Anladım. İşler Güçler süreci var bir de, çok kaliteli bir işti. Son dönemlerde ona benzer kalitede dizilerin olmama sebebiyle ilgili bir şey diyebiliyor musun? Örneğin artık Türkiye’de dizi mantığı aşiretlerin, silahların olduğu bir düzlemde devam ediyor, fikrin nedir bununla ilgili?
Sadi Celil Cengiz: Tam onun toplumsal analizini yapmak bana mı düşer bilmiyorum. Ama dediğiniz ana akımda geçerli. Aslında genel olarak komediyi dışlama var ana akımda. Ancak İşler Güçler kalitesinde işler oluyor mu derseniz kesinlikle oluyor. Gibi’yi, Prens’i, Ayak İşleri’ni, Mahsun J’yi, Doğu’yu bir seferde sayabilirim. Gerçekten çok kaliteli komedyenler, çok güzel çok cesur işler yazıyorlar. Ama bunlar ana akımda yer bulamıyor.
“ÇALIŞMA KOŞULLARIMIZ İYİLEŞTİRİLMELİ”
Bu konuda senaristlere de kızamayız. Çünkü onlar da yaklaşık 150 sayfa bölüm yazıyorlar. Yani 150 sayfayı bir haftada yazmak yani oturup hiçbir şey aklına gelmeden sırf bilgisayarda bir şey yazsan rastgele yine çok zor. O anlamda senaristleri, oyuncuları ve bu işin parçası olanlar bence en masumları. Kanalların ve yapımcıların daha çok risk almasını, daha yenilikçi projelere önem vermesini istiyorum. Ve temel isteğimiz bu, bazen unutuluyor, biz sinema, dizi emekçileri olarak sıkıntılar yaşıyoruz. Dizi sürelerinin mutlaka ve mutlaka kısalmasını ve çalışma koşullarımızın iyileştirilmesini istiyoruz.
Ayrıca, bu süreçte bu tarz dizilerin yayımlanma sebeplerinden birisinin yapımcıların da kanalın da risk almamasına bağlıyorum. Çünkü bir dizi yüksek reyting aldığında ardı ardına bakarsınız ona benzer işler gelir. Yani bu çok kolaycı bir yöntem. Ve zaten çok çabuk tüketilen de bir şeye dönüşüyor bu. Yani yarına kalmıyor. Yani işte atıyorum bir Hint sinemasının bir şeyi varsa, bir biçimi varsa bizde o biçim bir türlü oturmuyor. Çünkü sürekli seyircinin talep ettiğini iddia ederek bir moda akımı yaratıyorlar. Ve bütün diziler birbirine benziyor aşağı yukarı.

Recep Miraç ÖZTÜRK: Senin Hayat TV’deki programına bir dönem bakıyordum ben Zimbabwe’den Selamlar, bunu neden Youtube’de devam ettirmiyorsun?
Sadi Celil Cengiz: Aslında Çetin abi şehir dışına çıkmak zorunda kaldı. Öyle tercih etti. Ayvalık’a yerleşti. Dolayısıyla o iş, onunla yaptığımız bir projeydi. Ama aynı kafada başka bir şey yapmak istiyorum yine. Belki öyle bir şey deneyebilirim yine. Politik mizah sevdiğim bir alan. O nedenle böyle bir şey düşünebilirim.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Bir Çarşambalı olarak Samsun’u nasıl yorumlarsın? Samsun eski zamanlarda tiyatro, sinema alanında aslında bir kültür şehriydi ancak son zamanlarda bunun etkilerinin azaldığını düşünüyorum ben, senin yorumun nedir?
“SANAT AVMLERE SIKIŞTIRILIYOR”
Sadi Celil Cengiz: Aslında kültür sanatın Türkiye’de genel olarak geldiği durumdan bağımsız değil Samsun’un durumu da. Ama gözlemlediğim kadarıyla özellikle tiyatro emekçilere uğraşıyorlar. Turneler yapıyorlar. Buranın da yerel tiyatroları var. İşte Düşevi’nden bahsettik, Yaşar Gündem’den bahsettik, Yaşar abiye de buradan saygılarımı sunuyorum. Kendisiyle birlikte rol alma fırsatı da buldum. Burada insanların tabii ki bir mücadelesi var. Ama maalesef kültür sanat ve diğer şeyler gibi neredeyse AVMlere sıkıştırılmak istendiği için bu anlamda bir geriye gidiş genel olarak var.

Recep Miraç ÖZTÜRK: Şimdi bir Çarşambalı olarak bunu sormadan edemeyeceğim. Tek kelime: Ferhan Şensoy?
“FERHAN ŞENSOY ÇOK BÜYÜK BİR ADAMDI”
Sadi Celil Cengiz: Ferhan Şensoy bizim için çok büyük bir adamdı. Yani çocukluğumdan beri öyleydi. Büyüdüm, oyuncu oldum. Birlikte oynama fırsatı yakaladım. Biraz ahbaplık ettik. Ona rağmen o büyüklüğü hiçbir zaman değişmedi. Türkçeyi en iyi kullanan, Türkçe’yle en iyi oynayanlardan biriydi. Çok da büyük bir aktördü. Eksikliğini hissediyoruz. Bir muhalif olarak hayatını onurlu bir şekilde sürdürdü ve sona erdirdi.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Sizin bir “Var Saylalım İsmail” bölümünüz vardı İşler Güçlerde, efsane bir andı öyle değil mi?
“ÇEKTİĞİM EN GÜZEL SAHNEYDİ”
Sadi Celil Cengiz: Aynen,İşler Güçler’in 40. Bölümün birlikte oynadık. Var Sayalım İsmail. Muhteşem bir şeydir o. Bisikletini boyatmıştı bizim dizide tekrar göstermesi için. Mükemmel bir bisiklet. Çok güzel bir andı benim için. Hayatımın en unutulmaz sahnesiydi. Çektiğim en güzel sahneydi diyebilirim.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Şimdi sana en sevdiğin 3 yerli, 3 yabancı filmi soracağım…
Sadi Celil Cengiz: Çok zor bir soru sordun ama söyleyeyim. Yabancılardan başlayayım. İhtiyarlara Yer Yok, Baba 2, 3’e de hangisini koyalım? Stranger Than Paradise… Yerli olarak tabii ki Umut. Bir Zamanlar Anadolu’da ve Tosun Paşa.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Peki sohbetin başında politik sinemadan bahsettik ya, sence bizim ülkemizde önderi Yılmaz Güney midir? Yoksa başka böyle sayabileceğimiz yönetmenler de var mıdır?
Sadi Celil Cengiz: Tabii ki çok ekleriz. Şimdi eklemekle bitmez ama Yılmaz Güney’in hem uluslararası çapta kazandığı başarı hem de aurasıyla çok farklı bir noktada durduğu da ortada. Hem öncüleri hem de takipçileri olduğunu düşünüyorum Türkiye’de politik sinemadan.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Şimdi o zaman bu 3’lüye iki soru daha sıkıştıracağım ben. Yönetmen diyeceğim. 3 yerli yönetmen olsun. Peşine başka bir soru gelecek çünkü...
Sadi Celil Cengiz: Peki. Onur Ünlü, Ezel Akay, Serdar Akar diyebilirim.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Tamam peki bu biraz popüler bir soru. Nuri Bilge Ceylan mı, Zeki Demirkubuz mu?
Sadi Celil Cengiz: Vallahi o soru beni aşıyor gerçekten. Ama Zeki Demirkubuz ile tanışma fırsatı mı oldu? Konuşma fırsatı mı oldu. Nuri Hoca ile olmadı. Her ikisini de beğeniyorum. Her ikisinin de filminde oynamak çok isterdim. Hala da istiyorum.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Peki, 3 tane de kitap soracağım sana…
Sadi Celil Cengiz: Bir kere Yüz Yıllık Yalnızlık benim hayatımın romanı, onu söyleyebilirim. Momo diyebilirim. Bir de İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası.
RMÖ: Son olarak şunu soracağım, kısa film çeken gençlere, öğrencilere ne demek istersin?
“BİR AN ÖNCE BAŞLASINLAR”
Sadi Celil Cengiz: Ellerine bir kamera alıp bir an önce çeksinler. Çünkü yani şöyle söyleyeyim aslında özgün bir hikayeniz varsa, onu anlatacak özgün bir biçiminiz varsa bir an önce başlayın. Yarın başlayın çünkü beklemeye değecek hiçbir şey yok.
Recep Miraç ÖZTÜRK: Benim sorularım bu kadardı, eklemek istediğin bir şey var mı?
Sadi Celil Cengiz: Gazete Gerçek Ailesine ve şahsınıza bu sohbet için çok teşekkür ediyorum. Çok sağ olun. Emeklerinize sağlık.
Yorumlar
Kalan Karakter: