Karaciğer nakliyle sağlığına kavuşan Samsunlu ünlü oyuncu Ufuk Özkan; zorlu hastalık sürecini, hastane odasındaki manevi deneyimlerini ve sanat camiasına dair kırgınlıklarını anlattı. Bilinç kaybı anlarını, Türkiye'den Nijerya’ya ulaşan duaları ve organ bağışına dair yeni hayat misyonunu da ilk kez detaylarıyla paylaştı.
"DÜNYA O GÜZEL İNSANLARIN KARŞILIKSIZ DUALARIYLA DÖNÜYOR"
Hastalığının en kritik evresinde zihinsel bir bulanıklık yaşadığını ve dünyayı bir "hayal perdesi" arkasından izlediğini belirten Ufuk Özkan, hayata tutunmasını sağlayan asıl gücün manevi destek olduğunu vurguladı. Akli melekelerinin zayıfladığı anlarda bile halkın sevgisini iliklerine kadar hissettiğini söyleyen sanatçı, bu kolektif desteği şu sözlerle aktardı: "Dilde sürçmelerin başladığı, yerin ayaklarımın altından kaydığı o en zor günlerde, meğer dünyanın her yerinde benim için dualar ediliyormuş. Nijerya’da bir köy dolusu çocuğun ellerinde 'Ufuk Özkan' yazılı kağıtlarla bana dua ettiği fotoğrafı gördüğümde gözlerim doldu. O tertemiz dualar benim muhafızım oldu; bu dünya gerçekten o güzel insanların karşılıksız dualarıyla dönüyor."
"ÖLDÜM MÜ ACABA?"
Hastalığın en ağır ilerlediği süreçte gerçeklik algısının kırıldığını belirten Özkan, zihninde canlanan sarsıcı bir anısını paylaştı. Bir camide insanların kendisi için toplandığını ve dua ettiğini fark ettiği an yaşadığı karmaşayı dile getiren sanatçı, o anki ruh halini "Hocanın elinde mikrofonla benim hakkımda konuştuğunu duyunca bir an 'Öldüm mü acaba?' diye düşündüm" sözleriyle tanımladı. Aslında bu durumun, toplumun farklı kesimlerinin sanatçıya olan vefasının bir yansıması olduğunu, Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen hatimlerin kendisine ulaştığını belirtti.
HER GÜN TOPLANAN 100'DEN FAZLA İNSAN
Hastanede yattığı süre boyunca kapı önünde her gün 100’den fazla insanın toplandığını belirten Özkan, Türk halkının eşsiz dayanışmasını en büyük moral kaynağı olarak görüyor. Her gün 50’ye yakın kişinin gönüllü donör olmak için sıraya girmesinin kendisine müthiş bir güç verdiğini anlatan sanatçı, testi geçemediği için hastane koridorunda ağlayan hayranlarının "Kendimi iyileştirip tekrar geleceğim, yeter ki abi kurtulsun" sözlerinin onu derinden etkilediğini aktardı.
"SIRTLAN" YAKIŞTIRMASI
Hastalık sürecinin kendisi için gerçek bir dostluk sınavı olduğunu söyleyen Ufuk Özkan, sanat camiasındaki yapay ilişkilere karşı adeta savaş açtı. "Yolculukta, mapusta ve hastalıkta kimin ne olduğu belli olur" diyen sanatçı, iyi gününde yanında olup zor zamanında bir mesaj dahi atmayan oyuncu ve yapımcıları hayatından tamamen çıkardığını belirtti. Sadece popüler olanın yanında duran bu kişilere "sırtlan" yakıştırması yapan Özkan, artık sadece samimi ve dürüst insanlarla yol yürüyeceğini vurguladı.
11 SAAT SÜREN AMELİYAT VE MUCİZEVİ İYİLEŞME
Özkan, 3 Şubat tarihini "ikinci doğum günü" ilan ederek cerrahi operasyonun her bir dakikasının hayati önem taşıdığını belirtti. 9,5 saati saf cerrahi olan toplam 11 saatlik operasyonda doktorların bir "tekstil işçisi" titizliğiyle damarları teker teker bağladığını anlattı. Karaciğerin mucizevi yapısına dikkat çeken sanatçı, doktorların maharetinin yanında duaların kendisini ayağa kaldırdığını söyledi.
EN ÖZEL DOSTLUK
Hastalık sürecinde vefanın önemine dikkat çeken Özkan, 12 yıl önce bir sette ayakkabısı yırtık olduğu için yardım ettiği Mahir’in, yıllar sonra ameliyatı için Diyarbakır’dan kritik bir tıbbi cihazı otobüsle getirerek imdadına yetiştiğini anlattı. "İyilik yaptım, iyilik beni bulur diye düşünmemiştim ama o vefa beni ameliyat masasında buldu" diyen sanatçı, kendisine karaciğerini veren donörü Salih Kıvırcık ile olan bağının da hayatının en özel dostluğuna dönüştüğünü vurguladı. Salih ile birlikte taburcu olan Özkan, donörünün karaciğerinin iki hafta içinde %43 oranında yenilenmesini tıp dünyasının bir mucizesi olarak niteledi.
"ORGAN BAĞIŞI NEFERİ" OLACAK
Hayata dönmesini bir şans olarak gören Özkan, bundan sonraki ömrünü organ bağışı farkındalığına adayacağını açıkladı. Türkiye’deki kadavradan bağış oranlarının %15 seviyesinde olduğunu belirten sanatçı, tüm siyasi partilerden ve devlet büyüklerinden gelen destek telefonlarını bir eylem planına dönüştüreceğini ve bu oranı daha yukarılara çıkarmayı hedeflediğini belirtti. Üniversiteleri gezeceğini ve halkın korkularını yenerek bir "organ bağışı neferi" olacağını duyurdu.
GENÇLERE TAVSİYELER VERDİ
Ölümün kıyısından dönmüş bir "abi" olarak gençlere seslenen Özkan, genç yaşlarında hayattaki en büyük hatasının kimseye "hayır" diyememek olduğunu itiraf etti. Bu durumun yarattığı stresin sağlığını etkilediğini belirten sanatçı; haksız yere özgürlük kısıtlanmadıkça veya amansız bir hastalık olmadıkça hiçbir şey için kendini parçalamama tavsiyesi verdi. Kendi değerini bilmenin önemine dikkat çeken Özkan, hayatta mutlaka iz bırakacak bir iyilik peşinde koşulması gerektiğini söyleyerek kendi misyonunu bundan sonra organ bağışı neferliği olacağını söyledi. Ve bu konuda destek çağrısında bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: