PROFOSYONEL futbolun olmazsa olmaz kuralı…
İster futbolcu olsun, ister teknik adam sahada kalma çabasında olmaktır.
Geri dönmeyecek kararlar için aşırı tepki gösterip oyundan atılmak geçmiş örneklerinde olduğu gibi yarar getirmeyecek.
Kararı da engellemeyecektir..
Thorsten Fink'in pozisyona itirazına sözüm yok.
Zira Rizeli futbolcunun golden önce yaptığı hareket yüzde yüz faul.
Atilla Karaoğlan soyadına yakışır şekilde faulü görmezden geldi.
'VAR' da bir ikaz gereği duymadı.
Ama ne olursa olsun kurallar açık.
Ne diyor kural;
'Hakemlere fiziki temasta bulunmayacaksın!'
Peki bulunursan ne olur?
Bunun cezası kırmızı karttır.
Fink de isyanını temas çevirip takımını daha ilk yarıda başsız bıraktı.
Ve ortada giden maç bir anda ilk yarı sonunda 3-0'a geldi.
Devre arasında takımınızla beraber olamadınız Sayın Fink.
Gerekli uyarıları yapamadınız.
İkinci 45 dakikada zaten skorun altında ezilen bir takımı bir de başsız bıraktınız.
Nereden bakarsanız bakın, kariyeri başarılarla dolu bir futbol adamına takımını yalnız bırakmak yakışmadı.
Peki, maç yorumu ne olacak derseniz.
Samsunsporlu oyuncularda aynen hocaları gibiydiler.
Hocaları kenardan seyrediyordu.
Onlarda sahanın için rakiplerini seyre daldılar.
Sakatlıktan sonra kötünün kötüsü olmaya devam eden Ntcham'ın oyunu toplayacak hali de gücü de yoktu.
Coulibaly aynı dertten muzdarip olarak sahadaydı.
Defansın üç adamı, Drongelen hariç kırmızı-beyazlı forma giymiş korkuluklar gibi adaletsiz birer korkuluk gibiydiler.
Elayis Tavsan diri Rize defansı arasında kaybolup gitti.
Bu maçta Marius'a tercih edilen Ndiaye'nin sadece adı vardı.
Emre'siz Holse maç boyunca yalnızları oynadı.
40. dakikaya kadar oyunun içinde kalmaya çalıştı, Samsunspor elbette.
Ama gelen ilk gol takımı sahadan aldı götürdü.
Rize'nin kendi sahasında iştahlı oyununa teslim oldu.
Onun için diyorum ki…
Bir teknik adam ve oyuncular sahanın içinde kalmaya çalışmalı.
Öyle olmayınca, beklenmeyen oldu.
Önce Thorsten Fink atıldı.
Sonra Samsunspor sahada yok oldu.
Yani, 'Balık baştan koktu!'
Yorumlar
Kalan Karakter: