HAYATIN her yönünü aynı anda yaşayabilmek ve gelişmelerine vakıf olabilmek elbette zor.
Hele hele hayata tek taraftan bakanlar için…
Elinde kum kaydıranlar,
Heyelanın önünde sürüklediklerini…
Damacanadan su boşaltanlar,
Sel suyunun yarattığı felaketi…
Bozuk parayla oynayanlar,
Banknotların etkisini…
Göle bakıp, ne kadar engin diyenler,
Okyanusları fark edemezler.
Bakmakla görmek aynı şey değildir önce.
Musluktan sızan suyun kaybettirdikleri de…
Contası bozulmuş olanın yitirttikleriyle…
İktidarın tepesinden bir talimat geldi.
Bulutlara sadece gölge etkisi yaratıp, yükseklerde gezenlere boş ver dedirtirken.
Yeryüzüne vardığında bir deprem etkisi yarattı adeta.
Çünkü cılız, zayıf ve etkisizsen en ufak bir rüzgarda sarsılman ve hatta savrulman doğaldır.
En tepeden; ‘Tasarruf buyruğu’ geldi ya,
Aşağıdakiler telaşlandı.
Balıklama daldılar tasarruf tedbirlerine…
En kolayını, en görüneni seçti hepsi.
Belediyeler, makam araçlarını seçtiler mesela…
Onları babalarının malı gibi kullananlar için evet tasarruf genelgesinde bir ceza olmuştur.
Ama haysiyetlerini ve devlet şerefini ön planda tutanlar için tasarrufun tasarrufu!
Büyük alkışlar kopuyor bazı mecralarda…
‘Helal olsun başkanlara, nasılda tasarruf ettiler!’ nidaları her gün, her yerde…
Hayata küçük bakanlar, hep küçük olanı görürler.
Aracı örnek verdim dikkat çeksin diye…
Bugün aşağılarda uygulananlar, göz önünde olan bitkinin çiçeğidirler.
Hele bir dallara inin.
Gövdelere, köklere…
Bakın kimler, neler götürüyor oralarda…
Ama dedim ya;
Küçük yaşıyorsan, küçük görürsün.
Dallar, gövde ve kök dururken çiçeği görürsün.
Çiçeğe takılıp, ona göre karar verirsen;
Dalları…
Gövdeyi...
Kökleri...
Yani asıl takip etmen gereken her ne varsa onları,
Malı amuduyla götürenleri kaçırırsın!
Yorumlar
Kalan Karakter: