YAZMAK için not ettiğim bir iki konu vardı ama Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım’ın isyan eden açıklamasını izleyince onu yazmaya karar verdim.
Bu arada Samsunspor demişken bu renklere gönül veren ve her platformda Samsunspor’u savunan, doğru bilgiler almak için arayan sevgili dostum Prof. Dr. Ömer İyigün’ü kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşadığımı ifade enteliyim öncelikle.
Allah mekanın cennet eylesin.
Ailesine, dostlarına, yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diliyorum.
Gelelim Yıldırım’ın isyanına…
Zaman zaman üslubu çerçevesinde birçok kişiye ters gelen konuşmalar yaptığını biliyoruz.
Yurt dışında yaşamış ve yetişmiş biri olarak toplumumuza çok uyumlu davranmadığı söylenebilir ama iyi niyetinden ve koca Samsun’un sahipsiz bıraktığı Samsunspor’u sahiplenişini de kimse inkar edemez.
El atmasaydı, sahip çıkmasaydı Samsunspor bugün nerelerde olurdu diye düşünmek lazım önce.
Unutulan bir gerçek var ki, önce onu hatırlayalım.
Samsunspor artık etiyle, kemiğiyle Yüksel Yıldırım’ın sahibi olduğu şirketin bir parçası…
Yaptığı, yapmadığı tasarruflarıyla karı da ona ait, zararı da…
Başlangıçta belki sadece bir iş adamı gözüyle bakıyordu.
Ama artık geride bıraktığı sezonlar onu futbolun, Samsun’un ve Samsunspor’un gerçekleriyle tanıştırdı.
Hedeflerini koymuş önüne…
Hocasını da yöneticisini de futbolcusunu da bu hedefler doğrultusunda seçmiş.
Bu seçimlerde çok yanlış yaptığı da söylenemez.
Geçtiğimiz sezon önemli bir gerçek olarak önümüzde…
Düşer denilen takım doğru seçilmiş bir teknik adam ve teknik yönetimle bu sezon bizi artık Avrupa’da temsil ediyor.
Bu yürüyüş sadece takımın misyonunu değil taraftarının da misyonunu yenileyip, geliştiriyor.
Futbolcusu Avrupa sahnesine çıkıp, kendini gösterme imkânını bulurken.
İmkânı olan taraftarı da takımını Avrupa’daki maçlarda takip edip yurt dışına çıkmak için önemli bir sebep yaratıyor kendine…
Başkanın eleştirildiği transfer konusu herkesin aklının erebileceği bir çağımızda…
Çok paranın olması yetmiyor bunun için…
Camia olarak bir vitrininiz ve hedefiniz olması gerekiyor.
Teklif götürdüğünüz oyuncuya hedeflerinizi iyi anlatmanız ve bu konuda ikna etmeniz gerekiyor.
Futbol dünyasında kabul edilebilirliğiniz ve saygınlığınız olması gerekiyor.
Sizi temsil edecek kimliklerin futbol dünyasında tartışmaya açık kimlikler olmaması gerekiyor.
Dışarıdan taraftar gözüyle bakıp kafanızda geçen hedeflerin yakalanmaması halinde tenkitler getirmeniz kolaydır.
Ama bu camialarda elini taşın altına hiç koymamış,
Futbol nedir, futbolcu nedir,
Bir kulüp nasıl yönetilir,
Yönetirken nelerle, kimlerle mücadele edilir konularında hiç deneyim yaşamamış insanların boylarını aşan sözlerle saldırması sadece kendilerini tatmin eden yöntemin bir parçası olabilir.
Ben eski bir yönetici ve futbol adamı olarak Samsunspor’da abartılacak yanlış işlere imza atıldığı gibi söylemlere katılmıyorum.
Başkan Yüksel Yıldırım’ın kendine has bir kişiliği ve yönetme biçimi var.
Daha iyiye, daha olumluya yönlendirmek ve en azından başardıklarını takdir etmek varken hiçbir şey yapmamış gibi davranmak, adil ve kabul edilebilir bir davranış biçimi olamaz.
Samsunspor’un ortada kalabileceği ve bugünkü başarılardan çok uzak, ligdeki birçok kötü örneğin bir parçası olabileceği ihtimalinden Yüksel Yıldırım sayesinde kurtulduğu çabuk unutulmuşa benziyor.
Dilin kemiği, kalemin insafı yoktur ama,
Dinlenebilmek ve okunmak için ne konuşacağını, ne yazacağını da iyi bilmeli insan!
Yorumlar
Kalan Karakter: