CUMARTESİ akşamı Samsunspor’un ilk iç saha maçı için 19 Mayıs Stadyumu’ndaydım.
Torunlarımın maçı izleme istekleri nedeniyle de basın tribünü yerine maçı VİP tribünden bilet alarak seyrettim.
Tabi dolayısıyla da bu maç için Passolig Kart aldım.
Yüksünmüyorum bunun için…
Samsunspor Taraftar Kartı almış olmak ayrıca hoşuma gitti.
Hoşuma gitmeyenler stada girişten sonra karşılaştıklarım oldu.
Turnikelerin hemen öncesinde bir görevli sizi arıyor doğal olarak.
Hemen turnikeye kart okutup geçiyorsunuz, bir görevli daha aramak için kollarınızı kaldırmanızı bekliyor.
Turnike öncesi ve sonrası başka bir yere sapmadan tehlikeli olabilecek neye sahip olacağınızı düşünmeden edemiyorsunuz.
Ki, bu tamamen bir abartı…
Sonra merdivenleri tırmanmaya başlıyorsunuz ki tam bir facia!
Daracık normal bir apartman merdiveni gibi.
Enden de boydan da azap merdiveni gibi.
Bu azabı çıkışta herkesin aynı andan merdiven kovasını doldurması nedeniyle daha çok hissediyorsunuz.
Bu kadar para harcanarak yapılmış bir stadyumun tahliye için yapılan merdivenlerini hangi kafanın planladığını düşünmekten ve ona rahmet okumaktan alamadım kendimi…
Benim gibi daha nice merdiveni kullanan insan aynı şeyden şikayetçiydi.
Sonra statta su yok!
Dışarıdan su sokamıyorsunuz.
İçeride su satmıyorsunuz.
Bu nasıl bir hizmet anlayışıdır, anlamak mümkün değil.
Sonradan okudum ki turnikelerde sıkışan bir yığın insan çoluk çocuk arada su diye inlemiş.
Taraftarı oraya davet etmek her şeyi çözmüyor beyler.
Oraya gelen insanların temel ihtiyaçlarına cevap verecek hizmetleri de takip edecek ve çözeceksiniz.
Takımına destek vermek için gelen onca taraftara Kerbela’yı yaşatmak caiz midir?
Tuvaletleri, kantinlerde satılmayan şeyleri ayrıca yazmama gerek yok.
İlk defa tribünden seyrettim.
İyi ki seyretmişim yoksa bazı gerçeklere vakıf olamazdım.
Dışarıdan baktığınızda pırıl pırıl görünen stadyumun ihtiyaçlara cevap anlamında tam bir eziyet platformu olduğunu başka türlü göremezdim herhalde.
Yorumlar
Kalan Karakter: