İlk hafta kayıpsız atlatılan Altay maçı bir kazançtı lige başlangıç adına…
Ama aynı sıklette olmayan bir takım karşısında alınan galibiyet Samsunspor’un bu lig için gerçek gücünü göstermeye yetecek bir gösterge olamazdı.
O nedenle sükseli transferler yaparak Samsun’a gelen Eyüpspor karşısında sergilenecek oyun ve oyun anlayışı kırmızı-beyazlılar için bir fikir verir umuduyla seyrettim maçı.
İlk 5 dakikayı bir kenara koyuyorum.
Sahanın her yerinde pres yaparak oyuna giren Samsunspor bu dakikalar içinde rakibine nefes aldırmadı.
Ama bu dakikadan sonra rakibin topu seven ayakları, Sinan Kurt ve Amat Dibba ile topun ve oyunun kontrolünü ele geçirince istediği, oyunu oynamaya başlayan Eyüpspor oldu.
Tam bir deplasman takımı gibi uyutarak oynayan Eyüpspor maçın ilk şutunu 14. dakikada çekerken, Samsunspor defansını üçe iki yakaladığı bir pozisyonda da golü buldu.
Seyrettiğim Samsunspor bu ligde söz sahibi olmayı düşünüyorsa ilk 5 dakikada sergilediği oyun anlayışını 90 dakika içerisinde çeşitli bölümlerde arttırarak, oyunun tamamına yaymak mecburiyetinde.
Zira dünkü 90 dakikanın uzun bölümünde rakibinin deplasman oyun anlayışına uyarak oynayan bir Samsunspor’un, özellikle kendi sahasında rakiplerini bunaltmasını bekleyemeyiz.
Buna rağmen çok gol pozisyonu yakaladı Samsunspor…
Direkten, rakiplerden dönen toplar Samsunspor’un üstünlük sayısına ulaşmasını engelledi.
Rakip Eyüp dediğim gibi usta ayakları kadrosunda bulunduran bir takım olarak tam bir deplasman futbolu oynayıp adeta bir puana yattı, istediğini de aldı.’
Duran her topu ısrarla oyuna geç sokmalarına hakem de seyirci kalırken, tribünde seyircinin görüp, ‘hoca takımı çıkarsana, önde bassanıza’ haykırışlarına nedense Bayram Bektaş’ta aldırış etmeyince tribünlerde, ‘acaba o da mı beraberliğe razı’ kanısı uyandı.
Rakip topu kullanırken oyuna sokmakta haklı olarak tembel davranırken Samsunsporlu futbolcuların kendi sahalarında onları bekleyip, baskı yapmamaları, galibiyet isteyen taraftarı haklı olarak isyan ettirdi.
Maçın hakemine hiç girmek istemiyorum.
Zira hakeme benzer tek tarafı üzerine giydiği hakem formasıydı.
90 dakika çaldığı, çalmadığı düdüklerle seyirciyi adeta çıldırttı.
Seyirci demişken, hafta boyu onları tribünlere çağıranlara tribünleri doldurarak karşılık verdiler.
Ama seyircinin orada olması yetmiyor.
Onları coşturacak ve desteklerini devamlı kılacak unsur, takımın onları memnun edecek bir futbol ve oyun anlayışını ortaya koyup, başarılı sonuçlar almaları..
Dün itibariyle böyle bir futbol ve oyun anlayışı göremediğimizi söylemeye bilmem gerek var mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: