ÇARŞAMBA günü çok sevdiğim bir kardeşimle o muhabbeti yapmasam, bu yazıyı kaleme almak gibi bir niyetim olmazdı.
Hayata dair detayları paylaştığım…
Derdine, dertlerine ortak olabildiğim…
Bana göre çok genç yaşına rağmen insan psikolojisini anlayan ve algılayan ve sosyal hayatı zengin ve yaşam sayfama sığan birkaç kardeşimden biri.
Amacım onu övmek değil.
İçime dokunup, dertlerimi deştiği için söylemim.
Bugüne gelene değin nasıl yaşadığımı ben biliyorum.
Kısmen dahil olanlar olmuştur ama içimde yaşanan kaosları paylaşmadığım için kimseden müdahil olmasını beklemeyenlerdenim.
Sadece kötü olarak tanımlanacak yaşanmışlıklarda bir duydu paylaşımıdır görmek istediğim sizler gibi…
Tanıyanlar bilir, hayatı kendim için yaşadığım anlar çok nadir.
Bu, ne övünülecek…
Ne de şikayet edilecek bir şey...
Bu olsa olsa bir hayat tarzının tezahürü olarak tariflenebilir.
Ve insan böylesini ancak kendi istediği için o şekilde yaşar.
Kendimi örnek veriyorum ki bu tarza sahip olanlar çevrelerine, yakınındakilerine ve duygularına ortak olmalarını beklediklerine…
En azından hayata küsmesinler.
Yaşantılarına kara bulutlar eklemesinler.
Doğal olarak kendinden başkasına daha çok önem veren kişi, zaten bir taltif beklemiyordur.
Hayatın çileli tarafına ortak olmak önceliktir onlar için…
Dinlemek…
Anlamak…
Duygulara ortak olmak…
Çözülemeyenlere katkı sunmak…
Neredeyse pes etmek üzere olan insanları hayata yeniden güçlü bir karakter olarak geri döndürmek…
Kendilerine hayat içinde biçtikleri bir tarz olarak temayül eder.
Karşılık beklemeksizin insanların ruhuna, duygularına etkileşimle yaklaşmak bir meziyettir.
Onlar bu meziyetlerini sonuna kadar yakın olsun, olmasın herkesin hizmetine sunmakla mükellef addederler kendilerini…
Bakın, takip edin, bu insanlar kalabalıklar arsında genelde yalnız dolaşanlardır.
Bu yalnızlığı kalabalıklaştırmak ise, dokunabildikleri insan sayısının artışı olarak tezahür eder ve anlamlaştırır hayatlarını…
Bildiğim, yaşadığım ve arzuladığım için söylüyorum;
Uzun yaşamak, maddi anlamda zenginleşmek yoktur hedeflerinde…
Bugün olduğu gibi hatırlanmak için yarına ulaşmayı da düşünmez ve beklemezler, genç olsun cesedin yakışıklı olsun misali.
Geçmişin anıları ve dokunuşları,
Ayağa kaldırdıkları ve güçlü kıldıkları insanlar en büyük zenginlik olarak süsler mazilerini…
O nedenle korkutmaz hayatın bir anda sonlanacak olması.
Bilirler ki, olmadıkları her gün onlar yaşatacak bir mazi birikintisi gönüllerde olacaktır.
Bunu bir veda yazısı gibi görülmesini temenni etmem.
Sadece duygularımı deşen, Halk Ekmek Fabrikası'nın değerli Genel Müdürü kardeşim Özgür Ünal'ın maziye anlam kazandıran dokunuşuyla hayatı yalnız ve başkaları için yaşayan insanların hayata dair katkılarının, kendilerinden sonra da yaşayacağını bilmelerini istedim.
Hayat böyle bir şey işte.
'Bir göz kırpışı kadar zaman' hepimiz için.
Bugün ne yaptıysan, ne kattıysan hayata onunla varsın.
Çünkü bilin ki;
Yarın diye bir şey yok!
Yorumlar
Kalan Karakter: