BAŞTAN sona keyifli bir maç serüveni yaşandı.
THY’a ait özel uçakla gidilip, dönüldü Madrid’e…
Bu sürede yaşanan birçok güzellik vardı, iz bırakma derecesinde.
Basın mensupları ve misafir seyirciler için havaalanından Madrid merkeze stadyumdan havaalanına tahsis edilen özel otobüsle gelinip, dönüldü ve kafile hep bir arada tutuldu böylece.
Hassasiyet ve ilgilerinden dolayı başta Veysel Bilen ve Suat Çakır kardeşim olmak üzere kafiledeki tüm yönetici ve personele teşekkür ediyorum.
Önemli bir seyirci desteğine sahip Roya Vallecano…
Maç boyunca senkronize ve bütünlük içinde tezahürat yapıp, takımlarının her an oyunun içinde kalmasını sağladılar.
Samsun’daki 1-3’lük sonuçtan dolayı tur zor görünüyordu ama oyunun hiçbir anında vazgeçmeyen bir Samsunspor gördük sahada.
Kaleci Okan inanılmaz konsantreydi ve takımın galibiyet iştahına, yaptığı kurtarışlarla inanç kattı tüm maç boyunca.
Drongelen bir istikrar abidesiydi yine.
Güçlü fiziği ve cesaretli oyunu ile arkadaşlarına;
‘Hayır biz buraya teslim olmaya gelmedik. Kora kor mücadele edeceğiz’ diyerek mesaj verdi.
Kırmızı-beyazlılar onun önderliğinde art niyetli Alman hakemin aşırı sertliğe göz yuman idaresiyle yıldırmaya çalışan Madrid ekibine teslim olmadı.
İlk yarı itibariyle istediği oyun üstünlüğü elde edemedi belki Samsunspor ama rakibe de Okan ve defansımızla geçit vermedi.
İkinci yarıda Makoumbou’da işin içine girince oyunun seyri lehimize dönmeye başladı.
Çift santrafor ile başlayıp devam ettiğimiz oyunda Marius-Ndiaye iş birliği sonucunda Ndiaye’nin şık vuruşuyla öne de geçtik.
Uzatmaya götürecek golü atabilmek için çok mücadele etti kırmızı beyazlılar ama sahada öyle bir hakem yönetimi vardı ki!
Ne yapılan sertliklere döndü baktı.
Ne de rakibin hak ettiği sarı kartları çıkartmayı düşündü.
Bir anlamda maç boyunca aklını, ‘Size tur izni vermem’ fikrine esir etmişti yani.
Pozisyonları uzun uzadıya irdelemeyi çok uygun görmüyorum.
Haysiyetli bir oyuncu kadrosuyla, haysiyetli bir mücadele verdi Samsunspor…
Avrupa tecrübesizliğine rağmen bu oyunun içinde olabileceğini İspanyollara da kanıtladı.
Ve de Rayo Vallecano Stadyumu’nda Real Madrid-Barcelona ve Atletico Madrid’in yapamadığını yaparak futbol tarihine önemli bir deplasman galibiyetini not düşürdü.
Evet bu galibiyet belki tur getirmedi ama UEFA nezdinde puanımızı yükseltilmesine vesile olan takımımıza, neden ‘Kuzeyin Kralı’ dendiğini de bir kez daha gösterdi dosta düşmana…
Baştan sona gösterilen mücadele için kırımız-beyazlı camiayı gönülden kutluyorum.
Madrid’de meydanlarda başlayıp, stadyumda devam eden gösteri ve coşkulu birliktelik için Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinden gelen taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.
Güzelliklerinin yanında çirkinlikler de vardı elbette.
Haksızlıklara isyan edip üst üste iki sarı kartla kırmız kart görüp sahadan çıkartılan Zeki Yavru kardeşime ayrı bir sayfa açmalıyım bu anlamda.
Maç sonu havaalanında kendisini bizzat tebrik ettim.
O, önyargılı hakeme, o hareketleri yaparken ortak isyanımızı temsil ettiğini yüzüne söyledim.
O da ‘İsyan etmemek mümkün değildi bu art niyetli hakeme abi. Bizim hakemlere laf söyleyenler bu hakemi inşallah seyretmişlerdir’ diyerek hissiyatını dile getirdi.
Bir sözde, stat yetkilileri ve Madrid basın temsilcilerine;
Kendileri Samsun’da el üstünde tutuldular ve her türlü nezaketten istifade ettiler.
Madrid’de ortalıklarda yoktular ama…
Türk basın mensuplarına seyircinin içinde yer vermişlerdi.
Ne, yazı yazacak bir masaları vardı.
Ne de bizim devre arasında gösterdiğimiz ilgiyi gösterecek nezaketli bir temsilciler!
Maç bitiminde kıdemli yardımcı hakemin sahadan yıldırım hızıyla koşarak çıkması ve diğer iki hakemi yalnız bırakması ilk defa şahit olduğumuz bir davranış olduğu gibi sebebin ne olduğunu kimseler anlayamadı.
Dönüşte gece yarısı, bekçi kılıkla bir İspanyol’un kaba davranışlarıyla çıldırttığı kafile, dimdik gittiği İspanya’dan yine dimdik döndü Türkiye’ye…
‘TÜRK’ gibi mücadelesini ve şerefli galibiyetini, Türk futbol tarihine yazdırmış olmanın haklı gururuyla…
Yorumlar
Kalan Karakter: