İLGİNÇ bir ülke olduk çıktık.
Büyük bir vatandaş kitlesi ay sonunu getirmek için çaba sarf ediyor.
Mutfağa para yetiştirmek mümkün değil.
Gıda maddelerinin fiyatı almış, yürümüş.
İnsanlar artı beslenmek amacıyla değil karınlarını doyurabilmek için yarışıyor.
İşçisi, memuru, emeklisi hiç fark etmiyor.
Geneline yakını eve almadıklarına vitrinlerde yutkunmakla yetiniyor.
Gezmek, tozmak zaten yok düşüncelerde...
Değil yılda bir, on yılda bir de olsa tatile gitmek artık bir hayal.
Hafta sonu bir çıkalım, gezinelim desen; 'Yandım keten helva!'
Yahu, Allah'tan korkmazlar bir bardak çaya 100 lira istiyor.
İşte dün sohbet ederken Hayati Kaynar girdi konuya,
“Abi ben bu işi yaptım. Bir kilo çaydan 330 bardak çay çıkar.
Şekeri, şusu busu desen hadi 2 lira olsun bir bardak çay.
10 liraya sat.
Olmadı 20 liraya sat.
50 lira,100 lira nedir?”
Bununla bitiyor mu?
Bitmiyor doğal olarak.
Şahsıma ben dışarıda yemek yemeyi bırakalı yıllar oldu da bakıyorum artık herkes aynı tavırlar içinde…
Canın çekse, bir döner yiyeyim desen, vallahi 500 lira.
4 kişilik aile gidemez ya gitse 2 bin lira.
Nasıl yiyecek!
Kim ödeyecek!
Üyesi olduğun kulüplerde de durum değişik değil.
Adam başı alkollü bir masada 3 bin liradan aşağı çıkamazsın.
70'lik rakıya yazılan rakam 2 bin 500-3 bin lira.
Parasını sayamayan gider de…
Canı çeken ne eder bilemedim doğrusu.
Kimsenin kesesini sorgulayacak halim yok.
Bu kadar parayı nasıl vereceksin diye de…
Nefsi çeken ne yapabilir ki yutkunmaktan başka.
Buraya kadar olanı insani meseleler.
Asıl olan fiyatlar…
Bir bardak çaya 50 lira, 100 lira.
Bir dönere 400-500 lira fiyat çekenler hesabı gerçekten sorguluyorlar mı?
Bu hissiyata sahip olmadıkları kesin de…
Koca devlette bu işi takip edecek, sorgulayacak bir birim, bir kişi yok mu?
Vatandaşı bu kadar mı gözden çıkardık!
Yorumlar
Kalan Karakter: