KİMİ derseniz, kendimi kast etmediğimi belirtmeliyim öncelikle…
Çarşamba Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde açık söyleyeyim hiç tanıma fırsatı bulmadım.
İlgi mi çekti mi yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla?
Sanırım Büyükşehir ve Atakum daha çok ilgi alanıma girdiği için Çarşamba’ya çok göz atma gibi bir düşüncem olmadığını da itiraf etmeliyim.
Seçim için adı öne çıktığında genel kanı;
Çarşamba’nın, Büyükşehir Belediyesi ile karşılaştırılamayacağı, dolayısıyla da kendisinin vizyonunun Büyükşehir için az kalacağı görüşü hakimdi.
Kimse, ‘Hayır’ demesin.
Gerçekten böyleydi.
Seçim çalışmaları sırasında ziyaretimize geldiğinde yakından tanıma fırsatı buldum diyebilirim.
Son derece samimiydi.
Açık ve yaklaşımcıydı.
Uzaktan da olsa kimliklerimizin farkında ve takipte olduğunu belirtmişti.
Bir saatlik sohbet sırasında en azından kendinin ve görevinin, sorumluluklarının büyüklüğünün bilincinde olduğunu fark ettirmişti bize.
Seçilip, göreve başladığında ise bu kez biz takip etmeye başladık haliyle.
Personel seçimi…
Kente, sorunlarına yaklaşımı…
Çözümler konusunda davranış biçimleri…
Tanıdıkça da yol arkadaşları arasında tercih yetkisini kullanması…
Hepsi bir başkanın geldiği önemli görevde başarı veya başarısızlığını tayin edecek başlıklardı.
En azından ben ve benim gibi düşünenlerin yıllara dayanan deneyimlerle gözlemleme gereği hissettiğimiz ana başlıklar oldu.
Kimi yadırgadı çalışma arkadaşlarını seçerken veya terk ederken…
Ben takılmam, o seçimlere…
Zira baş olan herkesin en tabi hakkı olarak görürüm beraber çalışacağı insanları tayin etmesini…
Zamana bırakır,
İcraatlarla ve sonuçlarla değerlendiririm.
Sanırım doğru olan da budur.
Bugün geldiğimiz noktada halkın isteklerine değer vermesi, Halit Doğan için en önemli adımdır diye düşünüyorum.
Zaman kavramının ve mesai saatlerinin dışına taşarak hareket etmesi geçmişteki ezberlerimizi canlandırıyor.
Zaman zaman yaptığı küçük çaplı toplantılar kimlere daha çok değer verdiği ve inandığının göstergesidir diye yorumluyorum.
Ki, çalışan ve savsaklamayan insanların istediklerini göstermeseler de onere edilmeyi bekledikleri açıktır.
Henüz 3.5 ay geçmişken kesin yargılar için erkendir.
Ama hani güzel bir laf var;
‘Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’ diye…
Gidiş ve tercihler doğru ve kabul edilebilir gibi gözüküyor.
Zaman içini ne kadar doldurur, hep beraber göreceğiz.
Ama başlangıçtaki olumsuz yargı ve nitelemelerin yerini doğruların çoğalacağı bir bekleyişe dönüştüğü de doğrudur.
Halit Doğan hakkındaki peşin hükümlerin yanılgıya uğradığı da…
En azından benim düşüncem böyle.
Yorumlar
Kalan Karakter: