Artık kovid-19 bittiğine göre (3 yıldır bu cümleyi kurmayı beklemenin keyfi ile) gelelim güncel sorunlara. Biraz siyaset konuşalım çünkü ülke siyaseti artık sağlık sohbetlerinin önüne geçti.
6'lı masa bir seçim ortaklığı değil, parlamenter sisteme geçmeyi kabul etmiş ve bunun için sorumluluk üstlenenlerin kurduğu bir ittifak. Ortak aday isterlerse çıkarırlar, isterlerse ilk turda kendi adaylarını çıkarıp 2. turda ortak adayı desteklerler.
Gelelim 6'lı masanın kurucusu CHP'nin adayına…
Kim olmalı?
Kılıçdaroğlu şunu biliyor.
Artık Türkiye tek bir lider yönetiminden çok, sistemli bir yönetimi olan ve liderlerin sembolik olduğu, sistemin ülkeyi yönettiği bir yapı oluşturulması gerektiğini…
Bu sistem hak, adalet ve hakkaniyet ölçüsünde, kişilerin ve kurumların kul hakkı yenerek işgal edilmediği, devletin ve halkın 1 kuruşunun bile kimseye haksızca geçmediği bir sistem olması gerektiğini…
10 yıldır dile getiren tek aday Kılıçdaroglu'dur.
Geçmiş seçimlerde kaybetmesi, CHP'de bir liderlik sorunudur ki artık partiler ve devletler kurtarıcı lider anlayışından ve beklentisinden vazgeçmelidir. Kılıçdaroğlu bunu biliyor ve bu onun son seçimi. Kaybetse de siyaset hayati sona erecek, kazansa da bir sonraki seçime kadar devam edip bırakacak.
Ama onun istediği ülkenin başına gelen her liderin kendi amaçları doğrultusunda ülkeyi yönetmek yerine; bu hak, adalet ve hakkaniyet ölçüsünde, kişilerin ve kurumların kul hakkı yenerek işgal edilmediği, devletin ve halkın 1 kuruşunun bile kimseye haksızca geçmediği bir sistem kurup ülkenin başına hangi lider gelirse gelsin, bu sistemin ülkeyi yönettiği ve liderlerin aynı medeni ülkelerdeki gibi sembolik olduğu bir yönetim biçimini miras olarak bırakmak.
Bu sistem sadece ülke yönetimi için değil…
CHP'deki herkes bu bilinçle çalışıyor. Ve artık ‘bu aday bizim, bunun parası vs. gibi’ CHP'nin gücünü kullanarak milletvekili olunması yerine, halkın en çok tanıdığı, bildiği, güvendiği ve sevilen adaylarla yol alınması gerektiği bilinciyle çalışıyorlar.
Yani CHP'nin gücünü kullanıp vekil olmayı bekleyenler yerine, CHP'ye güç katıp iktidar olmayı bekleyenlerin sahnede olacağı bir CHP ve seçim politikası oluşturuluyor.
Bugün AK Parti'nin 20 yıldır iktidarda olmasını sağlayan şey, yaptıklarının halkın yararına olması yani ‘sosyal demokrat’ projelerle halkın oyunu ve güvenini almasıdır.
Bence 20 yıllık iktidarı boyunca AK Parti'nin halk için yanlış yaptığı hiçbir şey yok, hepsi sosyal demokratların yapması gereken işlerdi. Bence yaptıkları "yanlı" olabilir ama yanlış değildi. Emekli sandığı-SSK birleşmesi, şehir hastaneleri, havaalanları, otoyollar, okullar, öğrencilere bedava dağıtıkları kitaplar vs.
Hepsi doğru sosyal demokrat projeler idi.
Yani "yanlış" değildi ama yaparken "yanlı" yaptıkları için güç kaybediyorlar.
Birileri haksız yere devletin ve halkın parasıyla zengin oldu ya da lüks içinde yaşadı. Bu da aslında vicdan işi, herkesin bir gün hesabını Allah'a vereceği vicdan işi. Yapıcı olmak lazım ve yıkılacak her şey bizim başımıza düşecek.
Belki bu kez tüm söylenenlere veya vaatlere kanmak yerine, bence kanılması ve inanılması gereken tek vaat; ülkemin, halkımın, çocuklarımızın, yetimin haklarını ve geleceklerini, haksız yere göz koymadan ve tek kuruşuna kadar kul hakkı yemeden ülkeyi yönetme vaadi veren kişiye oy vermeliyiz.
Büyükşehirleri CHP'ye katan bir parti olarak olması gerekeni söyleyeyim…
Kılıçdaroğlu sağında Mansur Yavaş, solunda Ekrem İmamoğlu ve arkasında parlamenter sisteme geçmeyi destekleyen tüm partileri alarak Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamalı.
Ve artık dil, din, mezhep gözetmeden -teröre karışmamış- herkesin bu ülkenin geleceğinde sorumluluk alma zamanıdır.
Bu seçim size kalmış...
Sağlıcakla kalın...
Yorumlar
Kalan Karakter: