GEREKEN ÖNEM GÖSTERİLMİYOR
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi, öğretim üyesi, Doç. Dr. M. Yalçın Taşmektepligil yaptığı bir çalışmada dağcılık, binicilik, avcılık, cirit, atıcılık, su sporları, atletizm, topuz kaldırma, kılıçla çarpışma, güreş ve okçuluk sporlarının Osmanlı Devleti’nin çeşitli dönemlerinde yapıla gelen kurallı sportif faaliyetler olduğunu ve bazı ayet, hadis ve kıssalarda sporun ve aralarında bilhassa okçuluğun değerli bir yeri bulunduğunu, ancak bunlara rağmen günümüzde gereken önemin gösterilmediğini belirtti.
OSMANLI'DA SPOR KURUMSALLAŞTI
Osmanlı Devletinin Türk tarihinin en gelişmiş ve en güçlü siyasi yapısı olduğunu ifade eden Taşmektepligil, Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesine çıkışıyla beraber çoğu alanda olduğu gibi, sporda da kurumsallaşmayı sağladığı, böylece sporun Türk insanının hayatında soyutlanamayacak bir olgu olarak günümüze kadar geldiğini söyledi. Diğer yandan spor kültürünü etkileyen faktörler incelendiğinde burada en etkili unsurun din olduğuna dikkat çeken Taşmektepligil, bazı ayet, hadis ve kıssaların bu düşünceyi güçlendirdiğini ifade etti.
SPORLA İLGİLİ HADİSLER VAR
Taşmektepligil , "Allah, Kuran-ı Kerim’de: 'Düşmanlarınızı korkutmak için onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayınız' buyurmakta. Müslümanlar, Hz. Peygamberin tavsiye ve teşvik ettiği sporlardan atıcılık, binicilik, koşu ve güreş gibi sporlarla meşgul olmayı bir emir olarak kabul etmişlerdir. Özellikle ok atmanın şeref ve sevabı hakkında Sultan Mahmut’un emriyle 40 hadis tercüme edilmiştir. Bu hadislerden Bazıları; 'Melekler yalnız sizin ok atmanızda ve at koşturmanızda hazır olurlar, bir kimse ok atmaya talip olsa, bir başkası da gelip ona engel olsa, engel olan kimse günahkâr olur,Atıcı ve binici olunuz, çocuklarınıza atıcılığı ve yüzmeyi öğretiniz. Nişana ok atan kişi Allah yolunda harpte ok atan gibidir ve ok atan kişiye ok yetiştiren kimsenin her iki adımına bir köle azat etmek sevabı verilir." dedi.
GELENEKLERLE YER ALIYOR
Konuyla ilgili birçok hadis olduğunu söyleyen Taşmektepligil, 'Söz konusu bu hadisler nedeniyle Osmanlılarda bazı sportif faaliyetlerin Sünnet-i Peygamberi diye bilindiği ve böylece bu etkinliklere yönelimlerin arttığını, bunun dışında Osmanlı Şehzadelerine avcılık, cirit, güreş, binicilik, okçuluk ve gürz kaldırmak gibi sporlar bu inanışın gereği olarak öğretildi ve uygulatıldı’ diye konuştu. Açıklamalarını sosyolojik boyutlarıyla sürdüren Taşmektepligil, "Yukarıda belirtilen sporların halkın hem dini hem de milli geleneklerinde yer alan faaliyetlerdir. Oysa günümüz Türkiye’sinde halkın hala modern spor dallarına karşı yeterli düzeyde ilgisinin bulunmuyor" ifadelerini kullandı.
DEVAMLILIK SAĞLANAMADI
Türkiye’de sporun bütün sorunlarından arındırılarak doğal bir süreç olarak kültürel akıştaki devamlılığının sağlanamadığını öne süren Taşmektepligil, "Haliyle konunun, zaman içinde verilecek kapsamlı spor eğitimi ile ortadan kaldırılabilecek kültürel bir sorun. Bu nedenle Türk sporunun gelişiminde motivasyon sağlayabilecek unsurların milli ve dini gelenekler içinden bulunarak mutlaka sloganlaştırılması gerekiyor. Ve böylece halka ulaşılarak spora katılım özendirilebilir" şeklinde konuştu.
Mustafa ATASEVEN
Yorumlar
Kalan Karakter: