Hollanda ve Belçika'daki tavuk çiftliklerinde kullanılan Fipronil adlı haşere ilacının yumurtalara karışması nedeniyle ortaya çıkan skandal Türkiye’yi de harekete geçirdi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından orta ölçekte zehir olarak tanımlanan Fipronil adlı haşere ilacının Hollanda ve Belçika'daki tavuk çiftliklerinde bit, pire ve keneye karşı kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Gazete Gerçek’e konuşan Türkiye Yumurtacılar Birliği Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Sungur, “Tehdit yok, olması da mümkün değil” dedi.
‘RİSK ALTINDA DEĞİLİZ’
Avrupa ülkelerinde üretilen yumurtalara yapılan testlerde tespit edilen Fipronil isimli haşere ilacının Türkiye’de satışı, üretimi, ithalatının zaten yasak olduğunun altını çizen Yum-Bir Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Sungur, “Geçtiğimiz günlerde medyadan ve uluslararası basından duyduğumuz üzere, Hollanda ve Belçika’da üretilen yumurtalarda maalesef Fipronil isimli haşere ilacı kalıntısı bulgularına rastlamışlardır. Bu durum sadece Avrupa ülkelerini bağlamaktadır. Çünkü ülkemizde ilgili zehrin satılması, kullanılması, ithal edilmesi dahi yasaktır. Bu yüzden ülkemizde böyle bir tehdit söz konusu değildir. Vatandaşlarımız rahat olabilirler” dedi.
‘PERİYODİK OLARAK KONTROL ALTINDAYIZ’
Gazete Gerçek’e yaptığı açıklamalara devam eden Sungur, “Türkiye’de üretim yapan tüm çiftlikler düzenli olarak ciddi kontrollerden geçiyor. Üretilen yumurtalardan belirli günlerde rastgele numune alınıyor. Sadece yumurtalar değil, üretim yapılan ortam da bakanlık yetkilileri tarafından zaten kontrol altında. Dolayısıyla ülkemizde üretilen yumurtaların böyle bir risk taşıması asla mümkün değildir” dedi.
DR. YAVUZ DİZDAR UYARIYOR
Avrupa’da baş gösteren yumurta skandalını sorduğumuz ünlü kanser doktoru Doç. Dr. Yavuz Dizdar ise asıl tehdidin başka boyutta olduğunu vurguladı. Dizdar yaptığı açıklamada, “Burada bu zehirli madde buluntuları bir yana, yumurtanın asıl formunun insan sağlığı ile ilişkisine bakmak lazım. Piliçler 23 saat ışığa maruz bırakılıyor. GDO'lu yemlerle beslenip, kısa sürede satışa hazır hale geliyor. Bunun üzerine birde 40'a 40 santimetrelik kafeslere 3 tane pilici sığıştırıyorlar. Buda ciddi anlamda bir stresi anlamına gelir. Fazla kortizon salgılayan tavuklar kortizonlu yumurta yumurtlarlar ve dolayısıyla bu da bizim bolca kortizon alarak şeker, kalp, böbrek gibi hastalıklara davetiye çıkardığımızı gösterir” dedi.
DOĞAL YUMURTA BÖYLE OLMAZ
Doç. Dr. Dizdar, klorun besinler için kullanılmasının kimse tarafından sorgulamadığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Yumurtanın kabuğu geçirgendir. Klor rahatlıkla yumurtanın içine geçer. Zaten yumurtanın bembeyaz olması bunu gösteriyor. Ayrıca yumurtalar klorlandığı için asla kokmuyor. Endüstriyel yumurtalar, zor kırılır. Oysaki doğal yumurtalar böyle değildir. Omega-3, selenyum katkılı ve çinko takviyeli gibi yumurtalar yeni bir ürün piyasası oluşturdu. A vitamini zengini yumurtaların üretilmesi de mümkündür; ancak bu durum hayvanın fizyolojisini değiştirir. Keza, raf ömrünü uzatmak amacıyla yumurtaları yıkıyorlar. Bu da soğuk ortamlarda yumurtanın ömrünü 3 aya kadar uzatıyor. Bu doğru değil.”
Serhat TÜRK
Yorumlar
Kalan Karakter: