"Ben merkezli" dünya düzeni, bireyi yüceltirken maalesef bağları zayıflattı. Çocuklar, ebeveynlerinin fiziksel varlığına rağmen duygusal bir boşluğun içinde, o "bilinmeyen süzgeçten" sızan her türlü kontrolsüz içeriğe (şiddet, argo, sanal oyunlar) maruz kaldı ne yazık ki!
“Ben"den "Biz"e Giden Köprüyü Onarmak
Modern dünya bize sürekli "önce sen" derken, ailenin bir *ekosistem* olduğunu unutturdu.
Bağ kurmayı da listenin başına koyarak bir şeyler paylaşmak istiyorum.
Çocukların şiddet içerikli oyunlara sığınması, gerçek hayatta bulamadıkları heyecan veya aidiyetin bir yansıması olabilir. Onlarla sadece aynı odada bulunmak değil, "anda kalmak" ve göz teması kurmak, en temel değer olan *ilgi*yi geri kazandıracaktır.
Sınırların Şefkati: Özgürlük ile başıboş bırakılmak arasındaki ince çizgi kayboldu. Sınırlar, bir çocuğu kısıtlamak için değil, kendini güvende hissetmesi için gerekliydi.
Değerlerin Somutlaştırılması
İnanç, vicdan ve ahlak gibi kavramlar sadece sözle değil, *model olma* yoluyla aktarıldı.
Vicdan Muhasebesi: Bir çocuğa "vicdanlı ol" demek yerine, ev içinde bir hata yapıldığında özür dilemek, başkasının hakkını gözetmek ve empatiyi günlük sohbetlerin bir parçası haline getirmek gerekirdi.
Dünyevi Zevklerin Dengelenmesi: Tüketim odaklı bir mutluluk anlayışından, üretim ve paylaşım odaklı bir yaşam tarzına geçmek; çocuğa "eşyanın" değil, "insanın" kıymetli olduğunu öğretir.
Dijital Sığınaklardan Gerçek Dünyaya Dönüş
Çocuklar neden sinkaflı (argo/küfürlü) ve şiddetli oyunlara hapsoluyor?
Çünkü dış dünyada onları heyecanlandıracak, enerjilerini boşaltacak veya kendilerini ispat edecekleri alanlar daraldı.
Ortak Ritüeller: Haftada bir akşam ekranları kapatıp sadece sohbet edilen, oyun oynanan veya bir değer üzerine konuşulan aile saatleri, o "dağılmış" aile yapısını tekrar bir araya getiren bir tutkal görevi görebilir.
Kadın, Erkek ve Çocuk: Ayrı Dünyalar Değil, Ortak Bir Kader
Belirttiğiniz gibi herkesin kendi dünyasına çekilmesi, evi bir otel odasına dönüştürüyor. Ailenin yapı taşlarını yeniden dizmek için:
Sorumluluk Paylaşımı: Çocuk eğitimi sadece annenin veya okulun görevi değildir. Ailenin tüm fertleri, çocukların dünyasındaki o şiddet sarmalını kırmak için ortak bir dil (üslup ve tavır birliği) geliştirmelidir.
Sonuç olarak; Çocuklarımızı "kaybetmek", onların fiziksel yokluğu değil, ruhsal olarak bizden ve öz değerlerinden kopmalarıdır. Belki de yeniden başlamak için en karmaşık teorilere değil; en basit olanına ihtiyacımız var;
Ve son olarak; Koşulsuz sevgi, tutarlı disiplin ve dürüst bir rehberlik.
Ben bir çocuk gelişimci olarak bu farkındalıkla aslında en zor adımı, yani "teşhisi" koyduğumu düşünüyorum.
Tedavi ise, o "önce ben" diyen sese inat, "evlatlarımız için biz" diyebilmekte yatıyor.
Ben merkezli dünya düzeni!
Yayınlanma :
17.04.2026 09:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: