Bugün her şeyin "hız" ve "tüketim" üzerine kurulu olduğu bir çağda yaşıyoruz.
Bir sonraki seçeneğe ulaşmanın sadece bir ekran kaydırma mesafesinde olduğu bu "bolluk paradoksu", ironik bir şekilde ruhlarımızı bir kıtlığa mahkûm etti.
İnsan elindekinin kıymetini, onu kaybetme ihtimalinden ya da yerine yenisini koyamayacağını bildiği zaman anlar. Oysa şimdi, sabretmek, emek vermek, bir insanın pürüzlerini sevmeye çalışmak "zaman kaybı" gibi görülüyor.
Tenin bu kadar hızlı tüketildiği, ruhun ise bir köşede unutulduğu bu devir bu devir,
Peki, bu acımasız çağın unutturmaya çalıştığı o asıl soruya dönelim: Sahi, aşk neydi?
Aşk, Bir Vitrin Değil, Bir Sığınaktı
Eskilerin aşkı, bugünün aksine görkemli sergilerle, sosyal medya pencereleriyle yaşanmazdı; sessiz ve derindi. Aşk, bir insanı kusurlarıyla, eksikleriyle ve tüm çıplaklığıyla kabul edebilme cesaretiydi.
Emekti,
Sanırdı,
Vefaydı,
Aşk, Tüketmek Değil, Çoğaltmaktı
Bugün ilişkiler "Bana ne verebilir, beni nasıl tatmin edebilir?" bencilliğiyle başlarken; o eski sevdalar "Ona nasıl yoldaş olabilirim, onun yükünü nasıl hafifletebilirim?" bilgeliğiyle kurulurdu. Aşk, iki insanın bir araya gelip dünyevi hırslardan arınmış, sadece birbirinin gözünde huzur bulduğu o küçük, güvenli ülkeydi. Cinselliğin ötesinde, iki ruhun birbirine dokunması, birbirinin dertleriyle dertlenmesiydi.
Hatırlayan var mı?
Evet, belki dijital dünyanın gürültüsünde sesleri çok az çıkıyor ama hala hatırlayanlar var.
Aşk, bu çağın getirdiği tüm hıza ve acımasızlığa rağmen, kalbinin bir köşesinde hala "bozulmamış" bir alan saklayanların hafızasında yaşıyor. Bir insanın gözlerinin içine bakarken dünyayı sessize alabilenler, bir fincan kahvenin hatrını kırk yıl sırtında taşıyabilenler hala var.
Belki eski zamanların o destansı gurbet yolları bitti ama bugün de bu modern karmaşanın içinde ruhunu satmadan, sadakatle ve samimiyetle direnenlerin "içsel gurbeti" var.
Aşk, her şeyin saniyeler içinde eskiyip atıldığı bu dünyada, "Ben sende kalıcı olmak istiyorum" diyebilme iradesidir.
Bildiğim şu, dünya ne kadar dünyevi isteklerle dolup taşarsa taşsın; insan ruhu her zaman o saf, çıkarsız ve emek isteyen sevginin açlığını çekmeye devam edecek.
SAHİ AŞK NEYDİ, HATIRLAYAN VAR MI?
Yayınlanma :
15.06.2026 08:26
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: