12 Şubat 1920. Maraş’ın düşman işgalinden kurtuluşu.
11 Nisan 1920. Urfa’nın kurtuluş.
25 Aralık 1921. Antep’in kurtuluşu.
Bir destandır o illerin yiğit evlatlarının işgale karşı kadın erkek, genç ihtiyar, çoluk çocuk direnişi. Her Türk’ün gururla anacağı ve anlatacağı destan. Onun içindir Türkiye Büyük Millet Meclisi daha sonra Antep’e gazilik beratı verecek, Urfa’nın adına şanlı”, Maraş’ın adına da “kahraman” sıfatını ekleyecektir.
Onlar artık Gaziantep’tir, Şanlıurfa’dır, Kahramanmaraş’tır. Hak edilmiş unvanlardır hem de baştan sona, hem de analarının ak sütü gibi…
Ülke kurtulmuş, Osmanlının harabeleri üzerinde yeni güneş doğmaktadır.
Ama Kerkük, Musul, Süleymaniye, Antakya vatan sınırları dışında kalmıştır.
Atatürk 15 Mart 1923’te Adana’dır. Halk coşku doludur, umut doludur, her yer Türk bayraklarıyla doludur.
Kadın gazi bizi de kurtar
Antakyalı affah efendinin kızı ayşe fıtnat habın
“selam sana ey doğunun doğunun güneşi büyük kurtarıcımız. Saygı sana eyİslamlığı kurtaran büyük Gazimiz. Ey zulümleri yıkan mazşumşarı kurtran Türk kahramanı. Ey ağlayan masum gözlerin, sızlayan Türk yüreklerinin dermanı…
Bugün ayağını bastığın Adnada yeni hayat beliriyor.Parlak bir umut bir gelecek doğuyor.
Fakat heyhat ki Adanaın güzel bir parçası oan zavallı antakyada iskenderunda yüz binlerce masun hemşireler düşman çizmeleri altında sürünüyor. Mini mini Türk yavruları süngüleniyor.
EY ULU GAZİ BİZİ DE KURTAR…”
Atatürk bakar ve şu tarihi sözü söyler: “Kırk asırlık Türk Yurdu düşman elinde kalamaz.”
Ondan sonrası Atatürk’ün zekâsı ve kararlılığı ile ilmek ilmek dokunur. Yeri gelir diplomasi devreye girer yeri gelir Atatürk hiddetlenir Fransız Büyükelçisine “Hatay benim şahsi meselemdir” diyerek tavır koyar.
Ve Hatay 29 Haziran 1939’da resmen Türkiye’ye bağlanır, Antakya olur.
Hatay sadece meselesi değildir büyük Gazi’nin aynı zamanda mirasıdır Türk milletine.
Gaflet ve hele de ihanet bize yakışmaz. Mirasa sahip çıkmak namus borcudur, vatan borcudur.
Ne yazık ki son zamanlarda bazı dini kavramlar gölgesinde Hatay çok ciddi bir tehditle karşı karşıyadır. Sadece Hatay değil, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Gaziantep’te aynı tehdide açıktır.
Bu tehdit toprakların Araplaşması tehdididir.
Nüfus yapıları hızla bozulmakta bu kentlerin; eğer böyle giderse önce Hatay’da sonrada diğer illerde Türk nüfusun azınlığa düşmesi çok sürmez.
Sadece nüfus değildir dengesi bozulan aynı zamanda tapularda hızla el değiştirmektedir.
Bu Türkiye’nin daha doğrusu bu vatan asli sahibi Türklerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikedir.
Son söz:
“Bu vatan ya bizimdir ya da hiç kimsenin…”
Yorumlar
Kalan Karakter: