Türkiye'de bir dönem, günlük siyasetin dar kalıplarına hapsolmadan, Türk Dünyası'ndan beslenen güçlü bir fikir, sanat ve siyaset anlayışı vardı. Bu dönemin en önemli figürlerinden biri Kırım Türkü Gaspıralı İsmail’dir ve onun “dilde, fikirde, işte birlik” ilkesi, bize bıraktığı değerli bir mirastır.
Gaspıralı İsmail’in şu sözleri de düşüncesinin derinliğini ortaya koyar: “Millet bilinci uyanmadıkça, gelişme mümkün değildir ve zihniyet değişmeden medeniyet yolunda ilerlemek imkânsızdır.”
Sadri Maksudi Arsal, hem bir Türk devlet adamı, hem hukukçu, hem de akademisyen olarak tanınır. 1917'de Ufa’da kurulan Milli İrade Meclisi’nin başkanlığını üstlenmiştir.
Yusuf Akçura, Kazanlı bir aydındır ve Türkçülük akımının öncülerinden biri olarak bilinir. Aynı zamanda Türk Tarih Kurumu’nun kurucuları arasında yer alır ve TBMM’de 2., 3. ve 4. dönem milletvekilliği yapmıştır. “Üç Tarz-ı Siyaset” adlı eseri, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük gibi üç temel siyasi görüşü incelemektedir. Türkiye’nin kuruluş döneminde Mustafa Kemal Atatürk tarafından ülkeye davet edilmiş ve Ankara Hukuk Fakültesi’nin kurucu hocalarından biri olmuştur. Türkçülüğün Türkiye'deki temellerini atan önemli isimlerden biridir.
Sultan Galiyev, hem Marksist, hem de Türkçü bir düşünürdür. Eğer Türkiye’de milliyetçi ya da Türkçü devrimciler var ve sayıları hızla artıyorsa, bu durum, Türk sağcılarına değil, Galiyev ve onun solcu, devrimci takipçilerine borçludur.
Zeki Velidi Togan ise bir Başkurt Türk tarihçisi, Türkolog ve Başkurt bağımsızlık hareketinin lideridir.
Abdülkadir İnan, Arapça, Farsça, Rusça, Almanca ve tüm Türk lehçelerine hâkim olan büyük bir âlimdir.
Mehmet Emin Yurdakul’un “Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur” mısrası onun milliyetçi ruhunu özetler.
Ziya Gökalp, Türkiye'de yetişen ender fikir insanlarından biridir ve Türkçülük düşüncesinin ülkemizdeki kurucuları arasında yer alır.
Bu fikir insanları, Türkiye'de bir dönem düşünce dünyasını şekillendirmiş, derin izler bırakmışlardır.
Yorumlar
Kalan Karakter: