Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Partisi’nin grup toplantısında “acıları bölüşmekten” söz ediyordu.
Acıları bölüşmek insanlık görevidir, bölüşelim.
“Sevgileri bölüşmek” dururken “acıları bölüşmek” niye?
Ele ele, gönül gönle yürümek yolu, birbirine tutunmak, birbirine dayanmak…
Çok mu zor?
Hiç de değil, eğer inanırsak kendimize, milletimize ve devletimize. Aşamayacağımız engel yoktur.
“Dağ dayanmaz erlerin dağlar yıkan ısrarına” diyor Mehmet Akif Ersoy Safahat’ta.
Ne dağ dayanır bu milletin dağlar yıkan ısrarına ne de düşman salvoları; yıkar geçer bu millet engelleri sinesindeki imanla…
Ama ah şu lisanımız, ah şu adaptan, edepten, saygıdan, sevgiden uzak siyaset üslubumuz.
Birleştirmek yerine ayrıştıran ve sevgi değil acı üreten söylemler…
Üstat Safahat’ta dünden bugüne ışık tutuyor adeta.
“Üdebanız ana avrat sövüyor birbirine!
Türlü adlarla çıkan nâ-mütenâhî gazete,
Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.”
Üdeba edipler yani edebiyatçılar demek, siz o kelimenin yanına bir de siyasetçileriniz ekleyiniz lütfen ve yanıtlayın yanıtlayabilirseniz “biz nasıl bölüşebiliriz sevgiyi?
Üretilmeyen şey bölüşülemez ki!
Ağlamayı da önermez Üstat Akif, ağlamanın faydasızlığını bilir. Şu dizeler çok nettir:
“Bırakın matemi yahu! Bırakın feryadı;
Ağlamak faide verseydi, babam kalkardı!”
Gözyaşından bir şey çıkmayacağının bilincindedir; onun için de “niye ter dökmediniz?” diye sorar.
Son sözü yine Üstat’a bırakalım:
“Gökten inmez bir de hiçbir şey… Bütün yerden taşar;
Kendi ahlakıyla bir millet ölür, yahut yaşar.”
Yorumlar
Kalan Karakter: