Kim demişse ve niye demişse “erkekler ağlamaz” demiş. Halt etmiş. Erkekler de ağlar. Kadınlar gibi feryat figan değilse bile, için içinse bile erkekler de ağlar. Ağlamalı da.
Ankara Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Deli Sezgin’i, Sezgin Akyazı’sı öldüğünde günlerce ağlamıştım. Gençtim, toydum ve galiba ilk acımdı, bir arkadaşımı, bir dostumu, bir dava ve yol arkadaşımı ilk kaybedişimin gözyaşına bulanmış acısı, haşa isyanıydı belki de.
Daha sonra başka acıları da gördüm, dostlarımı, yakınlarımı kaybettim. Ağladım, ağladım, ağladım. Sonra tükendi mi gözyaşlarım, kurudu mu pınarlar, yoksa kalbim mi taşlaştı, bilmiyorum, uzunca bir süre ağlayamadım.
Şimdi artık ağlıyorum, sevdiklerimi kaybettiğimde ya da bir kutlu sevince gark olduğumda. İkisi de insanca, ikisi de güzel. Ya da bana öyle geliyor. Ama kim ne derse desin ağlamak güzeldir ve erkekler de ağlar.
Yaşlanmanın en hüzünlü yanı dost acısıyla daha sık karşılaşmak olsa gerek. Daha sık gidiyoruz cenaze namazlarına, bazen bir günde iki hatta üç acı haberi birden alıyoruz. Birer birer gidiyor dostlar, giderek daha bir yalnızlaşıyoruz küçük dünyamızda ve biraz daha yaklaşıyoruz kendi bitiş yolculuğumuza.
Yıllardır görmediğim bir dostumun ölüm haberini aldım az önce. Üniversite yıllarından arkadaşım, ülküdaşım, yoldaşım, kardeşim sevgili Erol Kılıç hayata veda etmiş. Güzel yaşadı, faydalı yaşadı, bu ülkeye büyük hizmetler eyledi, kitaplar yayınladı. Ötüken Yayınlarında onun emeği ve alın teri ilklerdendir ve de çoktur. Allah gani gani rahmet ihsan eylesin.
Bir başka insandan daha bahsedeceğim. Fazla tanımadım, belki de hiç görmedim, hiç karşılaşmadık bile.
Ben Samsun’a geldiğimde o Antalya’ya gitmişti. Birbirimizi görmesek bile zaman zaman konuşurduk. Aklımda, gözümün önünde o bütün göğsünü kaplayan kocaman sakalı ve zafer işareti yapan kocaman parmakları var hala.
Ölümünde gördüm bir insanın ne kadar sevilebileceğini. Erzurum’dan Samsun’a, Samsun’dan Antalya’ya atılan haysiyetli bir imzanın insana nasıl dost kazandıracağına ölümü sonrası şahit oldum.
Ali Orhan’dan bahsediyorum, Çamlıhemşin’in o güzel evladından. Yaşadığı kente iz bırakmak Ali Orhan’ca bir imza atmak bu olsa gerek.
Onu tanımadan tanımış olmak, onu görmeden ona sevgi ve saygı duymak.
Ne güzel böylesine yaşamak.
Işıklar içinde uyu sevgili Ali Orhan…
Yorumlar
Kalan Karakter: