Biz hep anayasanın maddelerini konuşuruz ama bir de “başlangıç” bölümü var, niyeyse o “başlangıç” bölümünü konuşmayız. Acaba bilmediğimiz için mi? Sormayı, sorgulamayı gerektirmez mi?
Bu yazımda ben o “başlangıç” bölümünü aktaracağım sizlere:
“Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere. TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”
Başlangıç bölümünde belirtilen bu duygu ve esaslara ne kadar bağlıyız; düşünmek ve sorgulamak gerekmiyor mu?
TEŞEKKÜR BORCUM
Teşekkür borçluyum. Hem sizlere hem Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin sağlık ordusuna.
Bir ay kadar önce ciddi bir rahatsızlık geçirdim. Şükürler olsun illet erken teşhis edildi ve tedavi olumlu sonuç vermeye başladı.
İlk teşekkürüm sorunu çok erken teşhis eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Uzun hocama.
Aynı zamanda bir teşekkür borcumda kemoterapi tedavimi uygulayan Onkoloji Hastanesi Uzmanı Prof. Dr. Güzin Demirbağ’a.
Tabii Prof. Dr. Kenan Erzurumlu ve Prof. Dr. Haluk Koç hocalarımı da özellikle zikretmek durumundayım. Sağ olsunlar, her ikisi de ilgilerini hiç esirgemediler. Devamlı aradılar, tedavimi uygulayan doktorlarla devamlı temas halinde oldular.
OMÜ eski rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay ve hastane Müdürü İbrahim İnan’ ı, Genel Cerrahi Asistanı Samet Şahin’e de teşekkürleri sunuyorum.
Ve siz değerli okuyucularıma, Gazete Gerçek sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hayati Kaynar’a, köşe yazarı Nusret Sağlam’a da teşekkürler.
Yorumlar
Kalan Karakter: