Biz yedi kardeştik, benim bir küçüğüm kırk günlükken öldü; üç numaralı Emine ise evlendi, iki çocuk büyüttü ve kanserden öldü.
Babam memurdu, aldığı maaşla bizi okuttu; daha doğrusu o maaşla annem ve babaannem okuttu, yetiştirdi ve hepimizi hayata kazandırdı.
Şimdi iki kardeşim profesör, kız kardeşimin kocası da profesör. En küçük kız kardeşim de doktor, kocası da doktor.
İki torunlarımdan biri avukat bir değeri de makine mühendisi.
Bunlar bir borcu yerine getirmek için yazıyorum, bu borç şükran borcu, bu borç bir helalleşme borcu: Ben herkesten razıyım, Allah da rahmete kavuşanlardan razı olsun, yaşayanlara da hayırlı ömürler versin.
Ne babamı, ne annemi, ne babaannemi, ne kayınbabamı, ne de kaynanamı unutabilirim.
Babam benim küçüğüm kıza kardeşimi ilkokuldan okula göndermedi; okul uzaktı ve Sivas soğuğu oldukça sertti
Emine’yi öğretmen okuluna göndermeye razı oldu, Nihal İzmir 9 Eylül Hukuk Fakültesini kazanmıştı, Samsun Eğitim Enstitüne gönderdi, Nihal öğretmen oldu tayini Maraş’a çıktı, babam götürdü, üç ay ancak dayandı ve yalınız bırakarak döndü.
Kızlarını okula göndermeye bu kadar direnen babam sonunda Filiz’in İstanbul’da bir öğrenci yurduna yerleştirerek Sivas’a döndü.
O ilkokuldan sonra bir daha okula göndermediği Nazlı’yı ise kocasının yanına Almanya’ya göndermek üzere uçağa bindirdi.
“Nereden nereye” bir söz vardır, onu vurgulamak için anlattım.
Hepsi hakkını helal etsin.
Yorumlar
Kalan Karakter: