Geçenlerde Gazi Müzesi’ni geziyoruz. Kültür ve Turizm Eski Bakanı Namık Kemal Zeybek, 21. Dönem Samsun Milletvekili Vedat Çınaroğlu’nun da içinde bulunduğu 40 kişilik bir gurupla.
Genç bir rehber açıklamalarda bulunuyor, konusunda bilgili, belli. Konuşurken sık sık “Mustafa Kemal” diyor. Dayanamadım; “Mustafa Kemal değil, o, Mustafa Kemal Atatürk. Onu ya soyadı ile birlikte anacaksınız ya da Mirliva Mustafa Kemal Paşa diyeceksiniz” demek zorunda kaldım.
Dedim ya, kibar bir gençti; “ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyorum” dedi ama hemen arkasından yine Mustafa Kemal diye anlatmaya başladı.
Gençler büyüklerinden gördüğü gibi davranıyor. Ne yazık ki son zamanlarda en yukarıdaki devlet ve siyaset adamları arasında sadece “Mustafa Kemal” demekle yetinenler alabildiğine çoğaldı.
Sanki Mustafa Kemal denen o büyük insan bizim ya da onların sokaklarda top, kahvede pişpirik oynadıkları kahvehane ya da karavanaya beraberce kaşık salladıkları asker arkadaşları!
Bir tarihi kişiden -tarihte rol almış hatta tarihe yön vermiş bir kişiyi bırakınız- herhangi bir insandan bahsederken bile sadece ismiyle değil aynı zaman soyadıyla söylenir o insan.
Söz gelimi İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Alparslan Türkeş, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Bülent Arınç ve Recep Tayyip Erdoğan’da olduğu gibi.
Bunların isimlerinin önüne sayın, muhterem sıfatlarını ya da isimlerinin sonuna beyefendi ifadesini eklemek de oldukça şık kaçar.
Bir zamanlar siyasetçiler birbirlerine çok sert eleştiriler yöneltirler ama asla hakaret etmezlerdi. Benim kuşağım veya hiç olmazsa yarım asrı devirmiş herkes o günleri hatırlar ve büyük bir kısmı da hasretle anar sanırım.
Kadınlar için de geçerliydi bu ifadeler; Berrin Menderes veya Berrin Hanım, Rahşan Ecevit veya Rahşan Hanım, Mevhibe İnönü ya da Mevhibe Hanım. Reşide Bayar veya Reşide Hanım. Ve Nazmiye Hanım yani Nazmiye Demirel.
Sadece siyasetçi ya da bakan, başbakan, cumhurbaşkanı eşlerine değil sinema artistlerine de, güzellik kraliçelerine de salt isimleri ile hitap edilmezdi. Ya soyadları eklenirdi adlarının ardına ya da hanım sıfatı.
Bedia Muvahhit, Belgin Doruk, Neriman Köksal, Filiz Akın, Türkan Şoray ve diğerleri. Türkan Şoray’a Türkan Sultan da denirdi ve pek de yakışırdı.
Bizim, Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsederken Mustafa Kemal dememiz O’nu küçültmeyeceği gibi Mustafa Kemal Atatürk dememiz de O’nu büyültmez. Sadece bizi büyültür veya küçültür. O tarih yazan bir liderdir ve tarihe mal olmuştur.
Dokuz parti var şu anda ittifak halinde olan, üçü Cumhur, altısı da Millet İttifakına dâhil. Millet, zillet, illet, sürtük, pespaye, akılsız, ahlaksız ve daha bunlar gibi onlarca çirkin kelimeyi bir tarafa bırakıp sadece ve sadece isim ve soyadı konusunda son bir iki satır daha yazacağım.
Eğer AKP’li iseniz Sayın Cumhurbaşkanından Recep Tayyip, eğer MHP’li iseniz Devlet Bahçeli’den Devlet, eğer İyi Partili iseniz Merak Akşener’den Meral ya da Gelecek Partili iseniz Ahmet Davutoğlu’ndan Ahmet diye bahsedilmesi sizi rahatsız etmezse siz de rahatlıkla Mustafa Kemal diyebilirsiniz.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu bilerek yazmadım; o zaten “Bay Kemal”: hasımları dalga geçmek için söylüyorlardı o kendisi sahiplendi.
Bay Kemal! Yine de bir sıfat var adının başında. Belli, Kemal demeye kıyamamışlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: