Siyasetteki son gelişmeleri ne güzel özetlemiş sevgili Nusret Sağlam: “Bana bir masal anlat baba!”
Ne anlamlıdır o türkünün sözleri:
“Bana bir masal anlat baba
İçinde bütün oyunlarım
Kurtla kuzu olsun şekerle bal…”
“Kurtla kuzunun şekerle bal” olması! Şekerle bal çok uyar birbirine, tatları katmerlenir, doyulmaz yemeye; hele bir de şeker hastalığı diye bir illet yapışmamışsa yakanıza.
Sorun “kurtla kuzunun” birlikteliğinde. Biri yemeye yutmaya alışkın diğeri tanımaz ki kurdu, bilmez ki onun kuzu etini ne çok sevdiğini ve yaşamak, yavrularını beslemek, büyütmek için ete muhtaç olduğunu!
Hele bir de köpeksiz dağda tek başına ise.
Kim kurt kim kuzu diye sormayın bana siyaset sahnesinde. Roller akşamdan sabaha, sabahtan akşama değişir. Kurt sandığınız kuzu olur kuzu sandığınız kurtlaşır.
İlkesizliğin giderek bütün hayatımızı kapladığı bir dünyada siyasetin ve siyasetçinin ilkeli kalması mümkün mü?
Bir de sadece günü birlik hesaplar var hayatımızda. Yarını hesaplamadan, düşünmeden, hiç akla getirmeden sadece bugünü yaşamak ve gelip geçici uygulamalara onay vermek, oy atmak!
“Cumhurbaşkanı anayasaya uymuyorsa anayasayı cumhurbaşkanına uyduralım” gibi hukuk ve mantık dışı bir anlayışa referandumda biz “evet” demedik mi?
Kimi kime şikâyet edeceğiz?
Ben de üzüldüm uzlaşma anlaşma adına, demokratik çoğulculuk adına. Bir ara oldukça umutlanmıştık. Umut mumunun alevi kısa sürdü.
Şimdi Şerif İçli’nin Hüzzam makamındaki “Hicran yine hicran” şarkısını -sadece bir kelimesini değiştirerek- söylemenin tam zamanı:
“Hüsran yine hüsran mı olacak bu aşkın sonu söyle”
Yorumlar
Kalan Karakter: