Çok uzun zaman oldu günlük siyaseti bırakalı.
Bir zamanlar ömrümün en güzel yıllarını hiç korkmadan, hiç geri adım atmadan ve çok inanarak verdiğim Ülkücü Mücadele benim hala gururumdur.
Ama bugün geldiğim noktada ne o Başbuğ var uğruna her şeyin verileceği, ne o fikir zenginliği.
Bu arada bir gerçeğin artık herkes tarafından itirafı ve kabulü gerekiyor. Biz de karşımızdaki devrimci kadrolarda farklı söylemlerle de olsa aynı şeyleri söylüyorduk ama birbirimize de kurşun sıkıyorduk.
Ne yazık ki ölen de Türk’tü öldüren de…
Sanırım tüm gençler yaşananlardan gerekli dersleri almıştır ve sanırım birleştiği çok ortak değerler vardır. Ve önümüzdeki erken/ya da öne alınmış seçimde bu değerler belirleyecek genel sonuçları.
Bu seçim adaletle adaletsizlik, bu seçim kalite ile kalitesizlik, bu seçim haksızlıklara karşı duranlarla haksızlığa teslim olanların daha doğrusu haksızlığı maddi ve siyasi kazanç aracı görenlerin arasında geçecek.
Bu seçim kaliteli bir eğitimle sırf diploma verip iş verememekten hiç utanç duymayanlar arasında geçecek. Bir üniversite sistemi düşünün ki 200 küsur rektörden 70 kadarının kitabı olmasın. Ve yine düşünün ki bir o kadarının da uluslararası bilimsel dergilerde hiç makalesi olmasın.
Kısacası bu seçim ahlaksızlıkla ahlakın arasında geçecektir.
Kim mi kazanacak?
Bunun cevabı senin kendini hangi tarafta gördüğüne bağlı.
Ben mi? Benim tarafım çok net: Adalet, liyakat, kaliteli eğitimden, çok üniversite değil, uluslararası kaliteden ve elbet ahlaktan yana…
Yorumlar
Kalan Karakter: