Can’ı da tarife gerek yok teni de; bilirsiniz. Nas nedir onu da bilirisiniz elbet, hani şu Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık kullandığı “nas varken sana bana ne oluyor” dediği İslami kavram var ya, o işte.
Birçok konuşmasında, yerli ve yabancı basına verdiği demeçlerde ve katıldığı televizyon programlarında “ben ekonomistim” diyen Türkiye Cumhuriyet’i Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsediyorum.
19. Aralık 2021’de katıldığı bir ödül töreninde “neymiş efendim, faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” diyordu.
Bundan 1 ay önce de “görevde olduğum sürece kusura bakmayın faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Şunu bilmemiz lazım, bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?” ne oluyor diye soruyordu.
20 Eylül 2020’da Birleşmiş Miletler Genel Kurulu için ABD’de bulunurken çıktığı PBS Televizyon kanalında “Enflasyon aşılmaz bir ekonomik tehlike değildir. Ben ekonomistim” demişti.
Evet, faizin haram olduğunu bile bir Cumhurbaşkanı’nın iktidarında ona bağlı olan Merkez Bankası faiz artırıyor hem de neredeyse iki ayda 3 kere ve toplam 16,5 baz puan olarak. 8,5 olan Merkez Bankası politika faizi dün alınan kararla 25 baz puana çıkarıldı.
“Nas ortada olduğuna göre sana, bana ne oluyor?” sorusunu anlaşılan o ki Merkez Bankası üst yönetimi üstüne alınmamış. Yoksa bu rejimde emirlere, tek adamın tercihlerine karşı gelmek kimin haddine?
Merkez Bankası’nın bu tavrı beni gerilere, yabancıların bize karşı yahut bizim yabancılara karşı tutumlarımıza, onların ya da bizim verdiğimiz, vermediğimiz tavizlere götürdü.
Bir Mavi Marmara vardı, hatırlarsınız; 31.5.2010’da kuşatma altındaki Gazze’ye insani yardım malzemesi götürecekti. İsrail komandoları açık denizde bastı Mavi Marmara’yı, 10 kişiyi öldürdüler onlarca kişiyi de yaraladılar. İsrail 3,5 yıl sonra özür diledi, 6 buçuk yıl sonra da 20 milyon dolar ödedi ve 27 Haziran 2016’da imzalanan Roma Anlaşmasıyla dosya kapandı.
Sadece bundan ibaret değil İsraillilerle olan ilişkilerimizdeki gerginlik. Davos’taki “one munites” çıkışı, ardından elçimizin alçak koltuğa oturtulması, elçilerimizin çekilmesi ve sonunda dostluk ellerinin yeniden sıkılması.
Bir türlü anlayamadığım bir diğer husus ise uyuşturucu kaçakçılığından 10 yıl mahkum olan İsrail vatandaşı Danny Awka’nın iadesi oldu. İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen Ne mutlu ki Başkan Herzog’un, benim ve diğer yetkililerin araya girmesinden sonra 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Danny Awka hafta başında ailesinin yanına dönecek. Sorunun çözümüne katkı sağlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan’a teşekkür ediyorum” diyor.
Deniz Yücel Die Welt Türkiye muhabiriydi. Hem Türk hem de Alman Vatandaşı idi. 16 Şubat 2018 Türkiye aleyhine faaliyet göstermekten tutuklandı. Sayın Cumhurbaşkanımız “Ben bu makamda, bu görevde olduğum sürece asla iade edilmeyecek” diyordu. Araya Almanya Başbakanı Angele Merkel girdi, Deniz Yücel özel uçakla Almanya’ya gitti. Angele Merkel Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Deniz Yücel’i sadece iade etmedik bir de 25 bin lira tazminat ödedik Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararıyla.
“Bu can bu bedende, bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi(Rahip Brunson) alamazsınız” demiştik, sonra o da elini kolunu sallaya sallaya gitti kendi ülkesine. Ve ABD Başkanı Donalt Trump onu karşılarken şunları söyledi:
“Şunu söyleyeyim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan çok iyiydi. Senin ne kadar masun olduğunu biliyordum, onunla biraz konuştum, sonra o da bunu kabul etti. Bu yüzden ona ve Türk halkına minnettarız.”
Yorumlar
Kalan Karakter: