Başlıkta yer alan ve tırnak işareti içindeki ibareler Karar Gazetesi köşe yazarı İbrahim Kahveci’ye ait, itirazı ifade eden “değil” ise bana.
Sayın Kahveci aslında bir teslimiyeti, bir umutsuzluğu değil, bir tehlikeyi dillendiriyor söz konusu yazısında. Doğurganlık hızımızın düşmesinin ve kontrolsüz sığınmacı istilasının yol açtığı bir tehlikeden, tarihin en köklü milletinin “öz yurdunda garip, öz vatanında parya olması” tehlikesinden bahsediyor.
Kendi ülkesi için savaşmayan ipsiz sapsızların “sığınmacı” adı altında bu ülkeye kabulü olayına bugüne kadar hiç bu yönüyle bakmamıştım. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ve Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı İlay Aksoy sığınmacı tehlikesine dikkatlerimizi hep çekiyorlardı. Ama İbrahim Kahveci konuya çok başka bir yerden bakıyor.
İbrahim Kahveci’nin verdiği rakamlara göre 1980-85 arasında %4.05 olan doğum hızı 1990-95 arasında %3.76, 2000’de ise %2.53’e gerilemiş bulunuyor. Ama daha tehlikelisi şu rakamlarda ve şu ifadelerde ortaya çıkıyor:
“Bir toplumun kendi nüfusunu koruması için gereken %2.1 seviyesinde 2000-2016 yıllarında seyrettik ve 2016 sonrası felaket geldi. 2022 yılında doğum oranı %1.62 oldu. Başkanlık sistemine geçtiğimizden beri millet çocuk yapmaz ya da yapamaz duruma geldi.”
Sayın Kahveci tehlikeyi de açık açık yazıyor:
“Geriden çocuk gelmiyor…”
Geriden çocuk gelmiyor… Gelmiyor… Gelmiyor… Bu gidişle de gelmeyecek…
Nihat Kahveci’nin verdiği bilgilere göre 2013-2021 yılları arasında toplam 11 milyon 250 bin bebek doğuyor. Yine bu 9 yıllık süre içinde 3 milyon 955 bin kişi vefat ediyor. Yani ülke nüfusumuz bu 9 yılda 7 milyon 295 milyon artmalıydı. Oysa nüfusumuz 9 milyon 053 bin kişi artmış. Yani 1 milyon 758 bin kişilik nüfus ithal etmişiz.
Bu 1 milyon 758 bin yeni nüfusu da nerelerden ithal ettiğimizi yine devletin rakamlarına dayanarak rakamlarla veriyor. Kimi Suriyeli, kimi Afgan, kimi de bilmem nereli. Ama şurası çok net, hiç biri Türk değil.
Sayın Kahveci’nin verdiği bilgilere göre 2018-2021 arasında çocuk nüfusu 810 bin kişi azalırken yaşlı nüfus 692 bin kişi artıyor ve 2007-2022 yılları arasında çocuk nüfusu 5 milyon 794 binden 5 milyon 664 bine gerilerken yaşlı nüfus 4 milyon 625 binden 7 milyon 881 bine yükseliyor. Yani yaşlanıyoruz…
Şu tespitler de İbrahim Kahveci’ye ait ve son derece önemli:
“Türkiye hem orta sınıfı ezerek beyin göçüne yol açıyor hem de niteliksiz ülkelerden vasıfsız göç alıyor. İyi eğitimlilerin gittiği ülkemize tabiri caiz ise çoban niteliğinde göç geliyor. Türkiye’nin sağlıklı ömür süresi 10-15 yıl sonra bitiyor. Ölmeyeceğiz ama sağlıklı ömür süresini 10-15 yıl içinde doldurmuş olacağız.
10-15 yıl sonra bu ülkede çocuk nüfus bile yabancıların eline geçmiş olacak, bilesiniz.
Yaşlı fakir ve kendi ülkesinde yabancı birileri olacağız, bilesiniz.
Ve maalesef artık çözüm için umut ta kalmadı. Bu ülke buraya kadarmış…”
İtirazım tam da “bu ülke buraya kadarmış…” ifadesine.
Hayır… Hayır… Hayır…
Bu ülke buraya kadar değil ebede kadar… Ebede kadar… Ebede kadar…
Bu vatan tarihten önce de Türk’tü, tarihten sonra da Türk olacak ve Türk kalacak…
Yorumlar
Kalan Karakter: